...................
...................
Kafkasyalılar Birliği Basın Sözcüsü Vural Abaza:
“KAFKASLAR'DA ÇERKESLER DE VAR”
Haber Merkezi
Yeni Ülke, (12-18) Temmuz 1992
                         
...................
 
...................

Çerkes bir ulus adı değildir. Bugün bu kelime Abhazları, Adigeleri, Wubıheri ve Çeçenleri bağrında topluyor. Çerkesler Türk soyundan olmadığı gibi dilleri de ayrı ailedendir. Bizim nihai amacımız, Çerkeslerin anavatanları Kafkasya'ya dönüşünü örgütlemektir. Ulusal bağımsızlıktan yana kişi ve kuruluşlarla birlikte hareket etmek istiyoruz. O nedenle PKK örneği bizi etkilemektedir.

Dış Haberler Servisi- Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Kafkaslar'daki yeni oluşumla Çerkesler de Kafkasyalılar Birliği'ni kurarak pay sahibi olma çabası içerisindeler. Çerkeslerin durumuyla ilgili olarak görüştüğümüz Kafkasyalılar Birliği'nin Basın Sözcüsü Vural Abaza sorularımızı şöyle yanıtladı:

Yeni Ülke: Son dönemde, TC'de Çerkesler üzerine birtakım yazılar çıkıyor, bize bir Çerkes olarak durumunuz üzerine bilgi verir misiniz?
Vural Abaza
: Biz Çerkeslerin anavatanı Kafkasya'dır. Çerkes bir ulus adı değildir. Bugün bu kelime Abhazları, Adigeleri, Wubıhları ve Çeçenleri bağrında topluyor. Yani kısacası biz, Türk değiliz. Dil olarak onlarla bir akrabalığımız yoktur. Biz İber-Kafkas dil grubundayız. Türkler ise Ural-Altay dil grubundadırlar.

Çerkesler, 21 Mayıs 1864 yılında Çarlık Rusyası'na yenildikten sonra, Osmanlı topraklarına sürgün edildiler. Çok az insanımız dağlarda saklanarak vatanda kalabildi. Şu anda kendi anavatanımızda da sayı olarak azınlık durumundayız.

Yeni Ülke: Sürgün sonrasını anlatır mısınız?
Vural Abaza
: Bazı feodal Çerkes beylerinin ve din adamlarının ihanetleri yüzünden yenilen Çerkesler, vatandan kopartılıp Osmanlı topraklarına getirilerek, mecburi iskana tabi tutuldu. Kurulan derme-çatma Çerkes köyleri, kısa süre sonra "Çerkes mezarlığına" dönüştü. Halk, kızlarını ve çocuklarını "bari açlıktan ölmesinler" diye zengin Osmanlılara verdiler. Devlet, erkekleri zorla ailelerinden kopararak askere aldı. Afrika'dan Yemen'e nerede harp varsa oralarda kullandı. Ölen öldü, kalanlar ise perişan döndü.

Çerkes zenginleri ise hemen padişahın uşaklığına soyundular. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti yıkılmaya yüz tutunca, bu işbirlikçi Çerkes Anzavur gibilerinin öncülüğünde padişahın yanına, diğer işbirlikçi grup da Çerkes Rauf Orbay'ın önderliğinde Kemalistlerin peşine takıldı. Çerkes Ethem, Çerkeslere ihanet etti. Kim için? Türkler için. Türkler ne yaptı? Türkler Çerkes Et-hem'e ihanet etti. Rauf Orbay ne oldu? TC’nin ilk başvekili oldu. Sonu ne oldu? Rauf kaçtı. Canını zor kurtardı. "Türklerin Kurtuluş Savaşı" sırasında ve sonrasında, Çerkes halkı bu işbirlikçi "önderler" yüzünden çok çekti. Köyleri yakıldı. Malları yağmalandı. Binlerce insan öldürüldü. Onlarcası asılarak cezalandırıldı. Bazı köylüler sürgün edildi.

1960 ihtilalinden sonra oluşturulan 1961 TC Anayasası'nın getirdiği kimi imkanlardan yararlanılarak, dernek çalışmalarına hız verildi. Sendika yönetimlerine ve TİP milletvekilliğine seçilenlerimiz oldu. Sosyalist fikirler Çerkeslerin içinde yayılmaya başladı.

12 Mart 1971 darbesinden sonra birçok Çerkes devrimcisi ve vatanseveri içeri alındı. Bu durumdan yararlanan TC ve işbirlikçileri, halkı, dindarlık ve anti-Rus propagandasıyla AP ve MHP'de örgütlemeye başladılar. Bu işbirlikçiler, devletin tüm imkanlarını kullanarak, her türlü insanlık suçu işlemiş ve işletmişlerdir. 12 Eylül 1980'den sonra, tüm deneklerimiz tekrar kapatıldı. Tutuklananlar oldu. işbirlikçiler bu sefer ANAP'a kapılandılar.

Yeni Ülke: Kafkasyalılar Birliği'nin amacı nedir?
Vural Abaza
: Bizim yakın ve uzak amacımız olmak üzere temel iki hedefimiz vardır. Nihai hedefimiz, "Anavatanımız olan Kafkasya'ya dönüşü örgütlemektir. Ulusal bağımsızlıktan yana olan kişi ve kuruluşlarla ilişkileri geliştirmek, onlarla ulusal çıkarlarımıza uygun olarak, birlikte hareket edip, insanlarımızın inanmasını gerçekleştirmek, Kafkasya'ya ekonomik, politik, askeri ve düşünsel planda destek sunmak, sunulmasına yardımcı olmak" görevleri vardır.

Yeni Ülke: İnsanlarınızı neye karşı koruyacaksınız? Haklarınızı nasıl alacaksınız?
Vural Abaza
: İnsanlarımızı korumak görevi, ulusal ve sınıfsal olarak bilinçlendirmekten geçer. Bilinçlenen insan, uğradığı her türden haksızlığın altında yatan nedenleri hemen görür. Biz, insanlarımıza ilk olarak çalışan insanların kardeşliğini ve yardımlaşmasının önemini, sonra da ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkına saygılı olmayı öğretmekteyiz. Bunu, öğrenen ve savunan kişi doğal olarak karşısında TC devletini bulacaktır. Biz insanlarımızı, TC devletinin faşist kanunlarından ve uygulayıcılarından ve de içimizdeki hainlerden koruyacağız. "Haklarımızı nasıl alacağız" meselesine gelince; bu konular yalnız başına tümden çözümlenemez. Türk, Kürt, Arap, Laz ve diğer milletlerden savaşan kişi ve kuruluşlarla birlikte, hiç bir yöntemi dışlamadan, mücadele edilerek, bazen de şiddete başvurarak haklarımızı alacağız. Türklerin bir sözü var, "Ağlamayana meme vermezler" diye. Bunu PKK somutunda herkes gördü.

Yeni Ülke: Kürdistan İşçi Partisi (PKK) üzerine ne düşünüyorsunuz?
Vural Abaza
: Bizim üzerimizde, özellikle 1985'ten itibaren çok büyük, olumlu bir etkisi olmuştur. Biz, PKK'yı Kürt halkının öncüsü ve kurtarıcısı olarak görüyoruz. PKK'nın kendini kanıtlamış bir öndere sahip olması, büyük bir avantajdır. Türk devrimci solunun da böyle bir öndere ihtiyacı vardır.

Yeni Ülke: Kürdistan'daki gelişmelere yönelik düşünceleriniz nelerdir?
Vural Abaza: Biz bu konularla ilgili tavrımızı en son olarak, KB'nin 4 Haziran 1992 tarihli açıklamasında belirtmiştik. Tekrar edecek olursak; biz Kürt halkının, kendi geleceğini -baskı altında olmaksızın- özgürce belirlemesinden yanayız. TC devleti, Kürt halkına karşı sürdürdüğü baskıları durdurmalı. Kürt ulusal meselesi PKK'nın dışında çö-zülemez. TC Devleti, PKK'ye karşı savaşa devam etmek istiyorsa, uluslararası kurallara uymalıdır.