MENÜ





 

.

.

TALEBE'YE MEKTUP -1
Dr. Necdet Hatam

.

.

Sevgili Talebe,

Hem kendinize "talebe" adını vereceksiniz hem de  hem de bu sitede yazdığınız bize göre birçok çelişkiyi de içeren birkaç yazıda anlaşılmadınız, seslendikleriniz sizi anlayamadılar diye, sizin onları anlamamış olabileceğinizi bile düşünmeden  22 Aralık 2005 tarihli şu mesajı geçeceksiniz.

.

"Selamlar, Ben yine fazla hayal kurdum herhalde... Böyle "ilginç" yanıtlar almayı değil, daha düzeyli düşünce alışverişi yapmayı ummuştum. Boşuna dememiş atalarımız "Vuef miuiblem ble xes!" diye. Başlamaktan korkmasak yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki... Kalın sağlıcakla"

Bugün dünyadaki Müslüman sayısına bakın. Hazreti Muhammed'in İslamiyet’i on üç yıl boyunca ancak gizli yayabildiğini düşünürseniz, sizin hemen  anlaşılmayı beklemek çok iyimserlik olmaz mı? Peki yaşam boyu aynı şarkıyı söylediği halde derdini anlatamayanlar ne yapmalı sence. Sizin talebelik anlayışınız zaten bildiğinize inandığınız  dersleri, sizin bildiğiniz şekliyle anlatmayanları  öğretmen saymıyor, anlattıklarını da düzeysiz sayıyor olsa gerek.

Halbuki ben yazılarınızı  okuyunca gerçekten çok sevinmiştim. Sevinmemem de mümkün değildi. Çünkü yazıların kimi bölümlerini okurken kendi yazılarımı, ben yaştaki dönüşçülerin eski yazılarını okuyormuşum gibi gelmişti:

"Anavatanımıza dönmeli miyiz?" tartışmasına gelince: Anavatan dışında yaşayan Çerkesler bugün veya yarın, önünde-sonunda asimile olacaklardır. Birilerinin bizi baskıyla, zorla, yasaklarla; şu veya bu nedenle asimile etmesi gerekmiyor, biz diasporada yaşayan Çerkesler doğal yollardan da olsa asimile olmaya mahkumuz.

Bu nedenle, "dönmeli miyiz, dönmemeli miyiz"i değil; "nasıl dönmeli"yi, "bunu nasıl örgütlemeli"yizi tartışmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, kararı ne olursa olsun her Çerkes'in bizim için kaybedilmemesi gereken bir değer olduğunu unutmadan!

Ama samimi olanlarımızın: Dönüşçü ve ya Kalışçı, "şu"cu ve ya "bu"cu herkesin yapabileceği bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bu nedenle üslup konusunda duyarlıyım? Her konuda konuşmanın, herkese bir cevap yazmanın ise gereksiz olduğuna inanıyorum.

Adını ne koyarsanız koyun; sorun "ulusal sorun". Bu sorun'un çözümü için bir ulusal kurtuluş hareketi gerekiyor. Örgütlenme biçimi, mücadele yöntemleri vs. her şey tartışılabilir ama böyle bir ulusal kurtuluş hareketinin önderliksiz, örgütsüz; plansız-programsız yürütülemeyeceği tartışılmaz!"

Sevgili Talebe,

Bütün bunlar bütünü ile katıldığım, katılacağım görüşler. Ancak çalışma yapmayı düşündüğünüz konularda daha önce nelerin yapıldığını araştırmamak, nereden nereye geldiğini değerlendirmemek bilimsellikle bağdaşır mı? Yeterince bilgilenmeden, konuya ilişkin daha önce söylenenler bir yana bu sayfalarda bile söylenenleri yeterince anlamaya çalışmadan, yeterince irdelemeden, «tartışmaların düzeyli olmadığı gerekçesi» ile "kalın sağlıcakla" diyebilmek. Eh artık, çok çalışıp çırpındığınız, çok terlediğiniz, çok uykusuz kaldığınız halde anlaşılmadığınıza göre. Halk için, vatan için yapılması gerekeni yapmış olmanın  huzuru ile köşenize de çekilebilirsiniz. Hem bir çok arkadaş ta sizi  haklı buldu. Sevgili a-e’de "Hayaller karanlıklarla sarılmış gerçeklere ışık tutar" dedi ikinci yazısında da daha belirgin şekilde haklı buldu ya. Özetle bak ne kadar kolaymış sizler için ulusal sorunun çözümü konusunda çaba göstermek?

Sevgili Talebe,

Geçmişi biraz kurcalasaydınız Abazaların ayrı dernek kurmasının yenilerde değil yetmişli yıllarda gerçekleştiğini, 1991 de kurulan DÇB'nin de bir Adige-Abaza derneği olarak kurulduğunu, daha ötesine genişleme programı da olmadığını, Kuzey Kafkasya'nın diğer otokton halklarından da böyle bir talep gelmediğini bilecektiniz.

Yetmişli yıllarda Abazaların ayrı örgütlenmesine destek verenlerin de sadece dönemin dönüşçüleri olduğunu görecektiniz. Öyle ya, Abhaz devleti olacak; ancak Abhaz adını içeren dernek kurmak mikro milliyetçilik olacak. Böyle saçma şey olur mu? Peki uzak olmayan bir gelecekte rüyamız gerçekleşti Abhazya'nın bağımsızlığı Türkiye tarafından tanındı diyelim. Abhazya Cumhuriyeti, Türkiye'de açacağı temsilciliğe "Birleşik Kafkasya Temsilciliği" adını mı vermeli sizce? Dil sorunlarını da çözmüş olan tüm Arap ülkeleri neden Türkiye'de ayrı elçilikler bulunduruyor ki? Kursunlar Arap Elçilikleri Birliği'ni olsun bitsin. Hele, Türkiye'deki Arap Elçiliklerine rağmen, Türkiye'de temsilcilik açan Filistinlileri kimselerin "mikro milliyetçi" diye suçlamaması, sizce de ilginç değil mi? Daha ilginç olanı, Türkiye'deki sayıları hiç de Kuzey Kafkasyalılardan az olmayan Arapların neden Birleşik Arap Dernekleri Federasyonu adıyla bir STK kurmamaları olsa gerek? Halbuki Arap ülkelerinde yaşayan kardeşlerinin izlemedikleri sanal ortamda, anlamadıkları dilde yapacakları tartışmalarla, Birleşik Arap Cumhuriyetleri Federasyonu'nun kurulmasını sağlayabilirlerdi. Böyle bir birlik de İsrail'i kolayca dize getirirdi değil mi?

Sevgili Talebe ve yazılarındaki çelişkileri görmezden gelen destekçileri; sizin memlekette örgütler, "gel kardeşim bir örgüt kuralım" davetleri ile mi kuruluyor? Değil de; önce ilkelerin tartışılması gerekiyorsa, temel olabilecek metinlerin yayınlanmış olduğunu yazdığım halde, diğerleri gibi siz de istemediğinize göre, benden manifesto hazırlamamı isterken şaka yapmış olmalısınız. Üslubunuz da şaka severlerin üslubu gibi mi ne?

Ancak yine de siz ve sevgili a-e, birlikte örgüt kurmanın birinci koşulunun, amaç birliği olduğunu bilmiyor olamazsınız. Bizim bu konudaki söylemlerimiz çok net. Örneğin Çerkes’in kim olduğu konusunda kuşkumuz yok. Zaten bilimi kabul ediyorsanız; bilim de ikircikli değil bu konuda. Sadece bu sayfada yayınladığım yazıları yeniden okuyun ve anlamaya çalışın lütfen. Halklar uluslar siyasal örgütleri devlet olmak için kurarlar. Yahudi siyasal hareketi olsun, Kürt siyasal hareketi olsun,, Filistin siyasal hareketi olsun bunu amaçlamışlardır; anlamına sözler söylemişim. Bizim, kimileri ‘’muhtarlık’’, kimileri ‘’belediye’’, ‘’valilik’’ de dese devletlerimizin artık var olduğunu söylemişim. Politikanın bu yapılarımızla birlikte oluşturulması gereğini söylemişim.

Sevgili a-e şu cümlelerimiz "bizce, iki komşu ve büyük ülkenin temel politikalarına ters politika seçerek değil, iki komşu ve büyük ülke arasında dostluk köprüsü olabildiğimiz; ekonomik, ticari, kültürel ilişkilerini geliştirmelerine katkıda bulunabildiğimiz ölçüde ulusal kültürel değerlerimizi koruyabileceğimizi, geliştirebileceğimizi, anavatanımızla sağlıklı ilişkiler kurabileceğimizi, isteyenlerin dönebileceğini, dönenlerin daha rahat edeceğini, diasporadakilerin bir görevinin de anavatandaki kardeşlerine, dönüş yapan kardeşlerine zarar vermemek olduğunu görmek, görmek isteyen göz için çok zor olmasa gerek." Siyasal hareketin başarısı için devlet desteğinin gerekli olduğu anlamına gelmiyor mu? Yoksa siz anavatandaki devlet örgütlerini örgütten saymıyor musunuz?

Başka bir bakışla; dönüşçü olmayanlar ile dönüş sorunlarını tartışmayı bile gereksiz görürken, dönüş sorunu olmayan kardeş halklarla birlikte örgüt kurmayı düşlemek, bunun gerçekçi olmadığını vurgulayanlara hemen "mikro milliyetçi" yaftasını yapıştırmak sizce bir çelişki değil mi?

Birleşik Bağımsız Kafkasya'yı benim gibi rüyasında bile görmeyenler, artık yeryüzünde gerçekten bağımsız ülke kalmadığına inananlar ile, tek amaçlarının Bağımsız Birleşik Kafkasya olduğunu söylemekten öte bir şey yapmayanlar (bağımsızlık uğruna sığınmacı olanların durumu yeterli kanıttır sanırım) aynı örgüt çatısı altında nasıl birlikte çalışabilir?

Hiçbir konuda olguların bire bir benzerliğini ileri sürmediğim halde, Amerika örneğini dönüşümüzün nasılının örneği gibi gösterdiğim anlamını nasıl çıkartabildiniz yazımdan. Bize göre yeterince açık olduğu halde Amerika örneğini ne için verdiğimizin bir daha altını çizelim: Amerika karşıtlığı yaparak, günümüzde Bush karşıtlığı yapanların nasıl ki Amerika’ya yerleşme şansı olamaz ise, Anti Rus, anti Putin politikası ile de anavatana dönüş mümkün olamayacağını görüşünde olduğumu söylemek istemiştim. Emin olun ki, dönüş yapanların bir çoğumuz kendimize bile muhalifiz. Kim tek tip insan yetiştirebilmiş ki anavatanda yaşayan bizler de tek tip olabilelim? Ancak, sanırım dönmeyi düşündüğünüz, dönmek için imkanlarından yararlanacağınız devlete muhalefet ederek dönüşü
sağlayamazsınız. Sevgili a-e 25 milyon Yahudi'nin her gün anavatanla yaşadığını vurguladığınız gibi, anavatanıyla yaşamayan, tatilin anavatanda geçirilmesi somut önerisini bile duymazdan gelen Çerkes diasporasının anavatanı dışlamadığını söylese bile anavatanı önemsemediğini de vurgulasaydınız. diasporanın biri dünyanın neresinde olursa olsun anavatanı için, anavatanı ile birlikte yaşıyor. Bizlerin diasporası da yararlı somut adımlardan fersah, fersah kaçıp anavatanın olumlu yönlerini değil eleştirilecek yönlerini ön plana çıkarır. Sizce de dikkat çekmesi gerekli bir tuhaflık değil mi bu?

Neyse daha fazla uzatmayım, bize göre ilkeleri sayalım:

¡ Bugün Adige-Abaza halklarının çoğunluğunun diasporada olma nedeni, Çarlık Rusya’sının insansız bir Kuzey Batı Kafkasya'yı amaçlaması, Osmanlı Devletinin de Kuzey Batı Kafkasya’nın Müslüman halkına  olan ihtiyacıdır. İki İmparatorluğun çıkarlarının örtüşmesi, ünlü yazarımız Meşbeşşe İshak'ın deyimi ile halklarımızı taş değirmen gibi öğütmüş savurmuştur.

¡ Diasporada kalarak asimilasyondan kurtuluş mümkün değildir.

¡ Anavatana dönüş Adige-Abaza diasporası için zorunlu, anavatan kesimi için gereklidir. Biri diasporadan Tıme Seyin, biri anavatandan  Bitsu Anatole bu zorunluluk ve gerekliliği çok veciz bir şekilde dile getirmişlerdir.

Tıme Seyin diasporadan, diasporaya sesleniyor:

Wızışişım qui xehaj  Git kendinden olana katıl
Wilhepkhıme afelaj Halkların için çalış
Wımılajeme sıd bğotın Çalışmazsan ne bulursun
Çıle pçheum wıuıtın El kapısında durursun

Bitsu Anatole anavatandan diaspora  Adigelerinden bahisle Türkiye'ye
sesleniyor:

Awe apxueder we wi bet Ama öyleleri sende çokmuş
Axemççi si xekuır yıbet Onlardan yoksun ülkem öksüzmüş.


¡ Güçlü anavatan diasporanın asimilasyonunu da geciktirecektir.

¡ Diasporadaki Kuzey Kafkasya halkları içerisinde dönüş problemi olanlar Adige ve Abazalardır. Yine Adige ve Abazalarda dönüş sağlıklı olması için diasporanın katkıları zorunludur. Diğer halklar için bu zorunluluk olmadığı gibi, anavatan kesimi isteyenlerin sağlıklı dönüşünü çok kısa sürede sağlayacak güçtedir. Dahası diğer halkların anavatan örgütleri diasporalarının anavatana dönmesinden çok bulundukları ülkelerde kalmalarını ve lobi faaliyetlerinde bulunmalarını tercih edebilir.

¡ Dönüşe öncelik verenler ile lobi faaliyetlerine öncelik veren halkların aynı çatı altında olmaları, ancak çalışır gibi yapanların zorunlu görecekleri bir örgütlenme biçimidir.

¡ Adige ve Abazaların anavatanda ayrı devlet örgütlenmeleri olduğu bu da pratiğe farklı dönüş koşulları, olanakları olarak yansıdığı için diasporik örgütlenmeleri de ayrı olmalıdır. Adigeler de diğer halklar gibi örgütlenmelerinde kendi adlarını kullanmalı, federasyon, üyesi olduğu DÇB gibi Adige-Abaza Dernekleri Federasyonu adını almalıdır.

¡ Diaspora kesiminin bulundukları ülke devlet yapıları ile ilişkilerinin düzenleme hakkı diasporanın olmalı benzer şekilde anavatan kesiminin Rusya Federasyonu olan ilişkilerini düzenleme hakkı da anavatan kesiminin olmalıdır. Kaba deyimle her kesim kendi sahasında oynamayı tercih etmelidir.

¡ Birimizin diğerinden, kendisine zararlı olabilecek kimi eylemlere zorlamanın, hem ilahi hem de kul yasalarına aykırı olduğunun bilincinde olmalıyız.

¡ Diasporanın dönüşü amaçlamış kişileri, örgütleri, muhataplarının, anavatanda kurulu devletlerimiz ve Rusya Federasyonu olduğunun bilincinde olmalı, dileklerini bunlara iletmeli, katkıda bulunacakları dönüş programını devlet örgütleri ile birlikte oluşturmalıdırlar.

¡ Bu dönemde şansımızın  Rusya Federasyonu'nun insana ihtiyacı olmasının, diaspora ülkelerinde nüfus fazlalığı oluşunun tarihi bir fırsat olduğu hiç unutulmamalıdır.

¡ Özetle; "bizce, iki komşu ve büyük ülkenin temel politikalarına ters politika seçerek değil, iki komşu ve büyük ülke arasında dostluk köprüsü olabildiğimiz; ekonomik, ticari, kültürel ilişkilerini geliştirmelerine katkıda bulunabildiğimiz ölçüde ulusal kültürel değerlerimizi koruyabileceğimizi, geliştirebileceğimizi, anavatanımızla sağlıklı ilişkiler kurabileceğimizi, isteyenlerin dönebileceğini, dönenlerin daha rahat edeceğini, diasporadakilerin bir görevinin de anavatandaki kardeşlerine, dönüş yapan kardeşlerine zarar vermemek olduğunun" sorumluluğu ile  davranılırsa ancak başarılı olunacağının bilincinde olmalıyız.

Sevgili Talebe şimdilik bu kadar.

Siz ulusal soruna çözümü dönüşte görmeyenlerle konuyu tartışmıyorsunuz ve haklısınız.  Ben de yukarıdaki ilkelere ters bir dönüşü amaçlayanlarla dönüşün nasılını tartışmıyor ve haklı olduğumu sanıyorum.

Amaçladığınızı söylediğiniz anavatana dönüşü, yıllarca önce gerçekleştirmiş birini sizi frenlemekle suçlayabilmenizi ise hiç anlayabilmiş değilim.

Rüyalarımıza girmek mi? Daha çok beklemeniz gerekecek sevgili Talebe.

Sevgi ve Saygıyla.

Mektup 1         Mektup 2

.

.

.