|
"Selamlar, Ben yine fazla hayal kurdum herhalde... Böyle "ilginç"
yanıtlar almayı değil, daha düzeyli düşünce alışverişi yapmayı
ummuştum. Boşuna dememiş atalarımız "Vuef miuiblem ble xes!" diye.
Başlamaktan korkmasak yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki...
Kalın sağlıcakla"
Bugün dünyadaki Müslüman sayısına bakın. Hazreti Muhammed'in
İslamiyet’i on üç yıl boyunca ancak gizli yayabildiğini
düşünürseniz, sizin hemen anlaşılmayı beklemek çok iyimserlik
olmaz mı? Peki yaşam boyu aynı şarkıyı söylediği halde derdini
anlatamayanlar ne yapmalı sence. Sizin talebelik anlayışınız zaten
bildiğinize inandığınız dersleri, sizin bildiğiniz şekliyle
anlatmayanları öğretmen saymıyor, anlattıklarını da düzeysiz
sayıyor olsa gerek.
Halbuki ben yazılarınızı okuyunca gerçekten çok sevinmiştim.
Sevinmemem de mümkün değildi. Çünkü yazıların kimi bölümlerini
okurken kendi yazılarımı, ben yaştaki dönüşçülerin eski yazılarını
okuyormuşum gibi gelmişti:
"Anavatanımıza dönmeli miyiz?" tartışmasına gelince: Anavatan
dışında yaşayan Çerkesler bugün veya yarın, önünde-sonunda asimile
olacaklardır. Birilerinin bizi baskıyla, zorla, yasaklarla; şu
veya bu nedenle asimile etmesi gerekmiyor, biz diasporada yaşayan
Çerkesler doğal yollardan da olsa asimile olmaya mahkumuz.
Bu nedenle, "dönmeli miyiz, dönmemeli miyiz"i değil; "nasıl
dönmeli"yi, "bunu nasıl örgütlemeli"yizi tartışmanın daha doğru
olduğunu düşünüyorum. Dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, kararı
ne olursa olsun her Çerkes'in bizim için kaybedilmemesi gereken
bir değer olduğunu unutmadan!
Ama samimi olanlarımızın: Dönüşçü ve ya Kalışçı, "şu"cu ve ya
"bu"cu herkesin yapabileceği bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bu
nedenle üslup konusunda duyarlıyım? Her konuda konuşmanın, herkese
bir cevap yazmanın ise gereksiz olduğuna inanıyorum.
Adını ne koyarsanız koyun; sorun "ulusal sorun". Bu sorun'un
çözümü için bir ulusal kurtuluş hareketi gerekiyor. Örgütlenme
biçimi, mücadele yöntemleri vs. her şey tartışılabilir ama böyle
bir ulusal kurtuluş hareketinin önderliksiz, örgütsüz;
plansız-programsız yürütülemeyeceği tartışılmaz!"
Sevgili Talebe,
Bütün bunlar bütünü ile katıldığım, katılacağım görüşler. Ancak
çalışma yapmayı düşündüğünüz konularda daha önce nelerin
yapıldığını araştırmamak, nereden nereye geldiğini
değerlendirmemek bilimsellikle bağdaşır mı? Yeterince
bilgilenmeden, konuya ilişkin daha önce söylenenler bir yana bu
sayfalarda bile söylenenleri yeterince anlamaya çalışmadan,
yeterince irdelemeden, «tartışmaların düzeyli olmadığı gerekçesi»
ile "kalın sağlıcakla" diyebilmek. Eh artık, çok çalışıp
çırpındığınız, çok terlediğiniz, çok uykusuz kaldığınız halde
anlaşılmadığınıza göre. Halk için, vatan için yapılması gerekeni
yapmış olmanın huzuru ile köşenize de çekilebilirsiniz. Hem bir
çok arkadaş ta sizi haklı buldu. Sevgili a-e’de "Hayaller
karanlıklarla sarılmış gerçeklere ışık tutar" dedi ikinci
yazısında da daha belirgin şekilde haklı buldu ya. Özetle bak ne
kadar kolaymış sizler için ulusal sorunun çözümü konusunda çaba
göstermek?
Sevgili Talebe,
Geçmişi biraz kurcalasaydınız Abazaların ayrı dernek kurmasının
yenilerde değil yetmişli yıllarda gerçekleştiğini, 1991 de kurulan
DÇB'nin de bir Adige-Abaza derneği olarak kurulduğunu, daha
ötesine genişleme programı da olmadığını, Kuzey Kafkasya'nın diğer
otokton halklarından da böyle bir talep gelmediğini bilecektiniz.
Yetmişli yıllarda Abazaların ayrı örgütlenmesine destek verenlerin
de sadece dönemin dönüşçüleri olduğunu görecektiniz. Öyle ya,
Abhaz devleti olacak; ancak Abhaz adını içeren dernek kurmak mikro
milliyetçilik olacak. Böyle saçma şey olur mu? Peki uzak olmayan
bir gelecekte rüyamız gerçekleşti Abhazya'nın bağımsızlığı Türkiye
tarafından tanındı diyelim. Abhazya Cumhuriyeti, Türkiye'de
açacağı temsilciliğe "Birleşik Kafkasya Temsilciliği" adını mı
vermeli sizce? Dil sorunlarını da çözmüş olan tüm Arap ülkeleri
neden Türkiye'de ayrı elçilikler bulunduruyor ki? Kursunlar Arap
Elçilikleri Birliği'ni olsun bitsin. Hele, Türkiye'deki Arap
Elçiliklerine rağmen, Türkiye'de temsilcilik açan Filistinlileri
kimselerin "mikro milliyetçi" diye suçlamaması, sizce de ilginç
değil mi? Daha ilginç olanı, Türkiye'deki sayıları hiç de Kuzey
Kafkasyalılardan az olmayan Arapların neden Birleşik Arap
Dernekleri Federasyonu adıyla bir STK kurmamaları olsa gerek?
Halbuki Arap ülkelerinde yaşayan kardeşlerinin izlemedikleri sanal
ortamda, anlamadıkları dilde yapacakları tartışmalarla, Birleşik
Arap Cumhuriyetleri Federasyonu'nun kurulmasını sağlayabilirlerdi.
Böyle bir birlik de İsrail'i kolayca dize getirirdi değil mi?
Sevgili Talebe ve yazılarındaki çelişkileri görmezden gelen
destekçileri; sizin memlekette örgütler, "gel kardeşim bir örgüt
kuralım" davetleri ile mi kuruluyor? Değil de; önce ilkelerin
tartışılması gerekiyorsa, temel olabilecek metinlerin yayınlanmış
olduğunu yazdığım halde, diğerleri gibi siz de istemediğinize
göre, benden manifesto hazırlamamı isterken şaka yapmış
olmalısınız. Üslubunuz da şaka severlerin üslubu gibi mi ne?
Ancak yine de siz ve sevgili a-e, birlikte örgüt kurmanın birinci
koşulunun, amaç birliği olduğunu bilmiyor olamazsınız. Bizim bu
konudaki söylemlerimiz çok net. Örneğin Çerkes’in kim olduğu
konusunda kuşkumuz yok. Zaten bilimi kabul ediyorsanız; bilim de
ikircikli değil bu konuda. Sadece bu sayfada yayınladığım yazıları
yeniden okuyun ve anlamaya çalışın lütfen. Halklar uluslar siyasal
örgütleri devlet olmak için kurarlar. Yahudi siyasal hareketi
olsun, Kürt siyasal hareketi olsun,, Filistin siyasal hareketi
olsun bunu amaçlamışlardır; anlamına sözler söylemişim. Bizim,
kimileri ‘’muhtarlık’’, kimileri ‘’belediye’’, ‘’valilik’’ de dese
devletlerimizin artık var olduğunu söylemişim. Politikanın bu
yapılarımızla birlikte oluşturulması gereğini söylemişim.
Sevgili a-e şu cümlelerimiz "bizce, iki komşu ve büyük ülkenin
temel politikalarına ters politika seçerek değil, iki komşu ve
büyük ülke arasında dostluk köprüsü olabildiğimiz; ekonomik,
ticari, kültürel ilişkilerini geliştirmelerine katkıda
bulunabildiğimiz ölçüde ulusal kültürel değerlerimizi
koruyabileceğimizi, geliştirebileceğimizi, anavatanımızla sağlıklı
ilişkiler kurabileceğimizi, isteyenlerin dönebileceğini,
dönenlerin daha rahat edeceğini, diasporadakilerin bir görevinin
de anavatandaki kardeşlerine, dönüş yapan kardeşlerine zarar
vermemek olduğunu görmek, görmek isteyen göz için çok zor olmasa
gerek." Siyasal hareketin başarısı için devlet desteğinin gerekli
olduğu anlamına gelmiyor mu? Yoksa siz anavatandaki devlet
örgütlerini örgütten saymıyor musunuz?
Başka bir bakışla; dönüşçü olmayanlar ile dönüş sorunlarını
tartışmayı bile gereksiz görürken, dönüş sorunu olmayan kardeş
halklarla birlikte örgüt kurmayı düşlemek, bunun gerçekçi
olmadığını vurgulayanlara hemen "mikro milliyetçi" yaftasını
yapıştırmak sizce bir çelişki değil mi?
Birleşik Bağımsız Kafkasya'yı benim gibi rüyasında bile
görmeyenler, artık yeryüzünde gerçekten bağımsız ülke kalmadığına
inananlar ile, tek amaçlarının Bağımsız Birleşik Kafkasya olduğunu
söylemekten öte bir şey yapmayanlar (bağımsızlık uğruna sığınmacı
olanların durumu yeterli kanıttır sanırım) aynı örgüt çatısı
altında nasıl birlikte çalışabilir?
Hiçbir konuda olguların bire bir benzerliğini ileri sürmediğim
halde, Amerika örneğini dönüşümüzün nasılının örneği gibi
gösterdiğim anlamını nasıl çıkartabildiniz yazımdan. Bize göre
yeterince açık olduğu halde Amerika örneğini ne için verdiğimizin
bir daha altını çizelim: Amerika karşıtlığı yaparak, günümüzde
Bush karşıtlığı yapanların nasıl ki Amerika’ya yerleşme şansı
olamaz ise, Anti Rus, anti Putin politikası ile de anavatana dönüş
mümkün olamayacağını görüşünde olduğumu söylemek istemiştim. Emin
olun ki, dönüş yapanların bir çoğumuz kendimize bile muhalifiz.
Kim tek tip insan yetiştirebilmiş ki anavatanda yaşayan bizler de
tek tip olabilelim? Ancak, sanırım dönmeyi düşündüğünüz, dönmek
için imkanlarından yararlanacağınız devlete muhalefet ederek
dönüşü
sağlayamazsınız. Sevgili a-e 25 milyon Yahudi'nin her gün
anavatanla yaşadığını vurguladığınız gibi, anavatanıyla yaşamayan,
tatilin anavatanda geçirilmesi somut önerisini bile duymazdan
gelen Çerkes diasporasının anavatanı dışlamadığını söylese bile
anavatanı önemsemediğini de vurgulasaydınız. diasporanın biri
dünyanın neresinde olursa olsun anavatanı için, anavatanı ile
birlikte yaşıyor. Bizlerin diasporası da yararlı somut adımlardan
fersah, fersah kaçıp anavatanın olumlu yönlerini değil
eleştirilecek yönlerini ön plana çıkarır. Sizce de dikkat çekmesi
gerekli bir tuhaflık değil mi bu?
Neyse daha fazla uzatmayım, bize göre ilkeleri sayalım:
¡
Bugün Adige-Abaza halklarının çoğunluğunun diasporada olma nedeni,
Çarlık Rusya’sının insansız bir Kuzey Batı Kafkasya'yı amaçlaması,
Osmanlı Devletinin de Kuzey Batı Kafkasya’nın Müslüman halkına
olan ihtiyacıdır. İki İmparatorluğun çıkarlarının örtüşmesi, ünlü
yazarımız Meşbeşşe İshak'ın deyimi ile halklarımızı taş değirmen
gibi öğütmüş savurmuştur.
¡
Diasporada kalarak asimilasyondan kurtuluş mümkün değildir.
¡
Anavatana dönüş Adige-Abaza diasporası için zorunlu, anavatan
kesimi için gereklidir. Biri diasporadan Tıme Seyin, biri
anavatandan Bitsu Anatole bu zorunluluk ve gerekliliği çok veciz
bir şekilde dile getirmişlerdir.
Tıme Seyin diasporadan, diasporaya sesleniyor:
|
Wızışişım
qui xehaj |
Git
kendinden olana katıl |
|
Wilhepkhıme afelaj |
Halkların
için çalış |
|
Wımılajeme
sıd bğotın |
Çalışmazsan ne bulursun |
|
Çıle
pçheum wıuıtın |
El
kapısında durursun |
Bitsu Anatole
anavatandan diaspora Adigelerinden bahisle Türkiye'ye
sesleniyor:
|
Awe
apxueder we wi bet |
Ama
öyleleri sende çokmuş |
|
Axemççi si
xekuır yıbet |
Onlardan
yoksun ülkem öksüzmüş. |
¡
Güçlü anavatan diasporanın asimilasyonunu da geciktirecektir.
¡
Diasporadaki Kuzey Kafkasya halkları içerisinde dönüş problemi
olanlar Adige ve Abazalardır. Yine Adige ve Abazalarda dönüş
sağlıklı olması için diasporanın katkıları zorunludur. Diğer
halklar için bu zorunluluk olmadığı gibi, anavatan kesimi
isteyenlerin sağlıklı dönüşünü çok kısa sürede sağlayacak
güçtedir. Dahası diğer halkların anavatan örgütleri
diasporalarının anavatana dönmesinden çok bulundukları ülkelerde
kalmalarını ve lobi faaliyetlerinde bulunmalarını tercih edebilir.
¡
Dönüşe öncelik verenler ile lobi faaliyetlerine öncelik veren
halkların aynı çatı altında olmaları, ancak çalışır gibi
yapanların zorunlu görecekleri bir örgütlenme biçimidir.
¡
Adige ve Abazaların anavatanda ayrı devlet örgütlenmeleri olduğu
bu da pratiğe farklı dönüş koşulları, olanakları olarak yansıdığı
için diasporik örgütlenmeleri de ayrı olmalıdır. Adigeler de diğer
halklar gibi örgütlenmelerinde kendi adlarını kullanmalı,
federasyon, üyesi olduğu DÇB gibi Adige-Abaza Dernekleri
Federasyonu adını almalıdır.
¡
Diaspora kesiminin bulundukları ülke devlet yapıları ile
ilişkilerinin düzenleme hakkı diasporanın olmalı benzer şekilde
anavatan kesiminin Rusya Federasyonu olan ilişkilerini düzenleme
hakkı da anavatan kesiminin olmalıdır. Kaba deyimle her kesim
kendi sahasında oynamayı tercih etmelidir.
¡
Birimizin diğerinden, kendisine zararlı olabilecek kimi eylemlere
zorlamanın, hem ilahi hem de kul yasalarına aykırı olduğunun
bilincinde olmalıyız.
¡
Diasporanın dönüşü amaçlamış kişileri, örgütleri, muhataplarının,
anavatanda kurulu devletlerimiz ve Rusya Federasyonu olduğunun
bilincinde olmalı, dileklerini bunlara iletmeli, katkıda
bulunacakları dönüş programını devlet örgütleri ile birlikte
oluşturmalıdırlar.
¡
Bu dönemde şansımızın Rusya Federasyonu'nun insana ihtiyacı
olmasının, diaspora ülkelerinde nüfus fazlalığı oluşunun tarihi
bir fırsat olduğu hiç unutulmamalıdır.
¡
Özetle; "bizce, iki komşu ve büyük ülkenin temel politikalarına
ters politika seçerek değil, iki komşu ve büyük ülke arasında
dostluk köprüsü olabildiğimiz; ekonomik, ticari, kültürel
ilişkilerini geliştirmelerine katkıda bulunabildiğimiz ölçüde
ulusal kültürel değerlerimizi koruyabileceğimizi,
geliştirebileceğimizi, anavatanımızla sağlıklı ilişkiler
kurabileceğimizi, isteyenlerin dönebileceğini, dönenlerin daha
rahat edeceğini, diasporadakilerin bir görevinin de anavatandaki
kardeşlerine, dönüş yapan kardeşlerine zarar vermemek olduğunun"
sorumluluğu ile davranılırsa ancak başarılı olunacağının
bilincinde olmalıyız.
Sevgili Talebe şimdilik bu kadar.
Siz ulusal soruna çözümü dönüşte görmeyenlerle konuyu
tartışmıyorsunuz ve haklısınız. Ben de yukarıdaki ilkelere ters
bir dönüşü amaçlayanlarla dönüşün nasılını tartışmıyor ve haklı
olduğumu sanıyorum.
Amaçladığınızı söylediğiniz anavatana dönüşü, yıllarca önce
gerçekleştirmiş birini sizi frenlemekle suçlayabilmenizi ise hiç
anlayabilmiş değilim.
Rüyalarımıza girmek mi? Daha çok beklemeniz gerekecek sevgili
Talebe.
Sevgi ve Saygıyla. |