|
|

MENÜ
|
|
|
. |
|
. |
|
ULUSAL AMAÇ
Necdet Hatam
Maykop, 16 Ekim 2005 |
 |
|
. |
|
. |
|
Bilindiği gibi halkımızın geçmişte yaşadığı trajedinin de
bugünkü sorunlarımızın nedeni de bir soykırım olan
Rus-Kafkas savaşları ve onun devamı olan sürgündür. Bunlar
aynı zamanda gelecekteki sorunlarımıza da kaynaklık
edebilecek nedenlerdir.
|
|
|
|
|
. |
Soykırım ve sürgün Adigeleri önce anavatan ve muhaceret
kesimi olarak ikiye bölmüştür. Bununla kalmamış diasporayı
farklı ülkelere dağıtmıştır. Anavatan kesimini de
parçalara ayırmış birbirinden uzaklaştırmıştır. Şimdi
diaspora ile anavatan biri birine muhtaç, biri diğerinin
yokluğu ile öksüzdür. Altını çizersek; halkımız için
düşlediğimiz tüm güzel şeylere kavuşmamızı, onları elde
etmemizi sağlayabilecek tek şey, atalarımızın mirası
anavatanımızda toplanmak, çoğalmaktır.
Birçok farklı ülkeye dağıtılmış, yok olmanın sınırına
itilmiş halkın çoğunluğu diasporadakiler için anavatana
dönüş halk olarak var olabilmenin tek koşuludur. Dil
öğrenme hakkının tanındığı ülkelerdekiler dahil, diaspora
Adigelerinin yok oluş süreci, bunun en belirgin kanıtıdır.
Çerkes Memluklarının akıbeti ise, diaspora Adigelerinin
diasporada varlıklarını koruyamayacaklarının kesin
göstergesidir. Ülkesinin küçük toprağının az olduğu
sürekli baş kakıncı yapılan anavatan kesimi için
diasporadakilerin anavatana dönüşünü sağlamak onurlu
ulusal yaşamı kurma çabalarının önündeki engelleri
kaldıracak en önemli gelişmedir.
Dolayısı ile “diasporanın dönüşü ve dönüşün sağlanması”nın
Adige halkının “ulusal amacı” olduğu düşüncesindeyiz.
Diaspora Adigelerinin anavatana dönüşünü
sağlayabildiğimizde, diasporadakilerin anavatana dönüşü
ile ülkemizde yeniden çoğaldığımız, yeniden büyük bir halk
olduğumuzda, çağdışı kalmış gelenekleri bırakabildiğimiz,
daha güzelleri ile değiştirdiğimizde, birimizin elinden
düşeni bir diğerimiz tutabildiğinde, omuz omuza birlik
içinde olduğumuzda, hiçbir konuda ülkelerin gerisinde
kalmadığımızda, farklı halklardan vatandaşlarımızla iyi
ilişkiler içinde olduğumuzda, iyiyi güzeli birbirimize
sunabildiğimizde, çok sayıda ayrı ülkelerde yaşıyor olsak
da birbiri ile yardımlaşan, tek yürek tek halk
olabildiğimizde, dağılmışlığımızın güçsüzlüğünü ulusal
güce çevirebildiğimizde, kendimizi ulusal amaca ulaşmış
sayabiliriz.
Peki bu ulusal amacı her Adige’nin kavraması gerekmez mi?
Kavramakla kalmayıp gerçekleşmesi uğruna çalışmamız,
çabalamamız gerekmez mi? Buna karşın; bugün, anavatana
dönenlerin sayısının özgürlüklerimize, olanaklarımıza
oranla çok az olması ulusal amacı hala yeterince
anlayamadığımızın bilincine varmadığımızın ona ulaşmak
amacıyla yeterince çalışmadığımızın, çaba
göstermediğimizin yürekleri dağlayan kanıtıdır. Bizce
bunun nedeni diasporanın “dönüş” ve anavatan kesiminin
“dönüşün sağlanması” çalışmalarına bu güne kadar bilimsel
temelli, iki tarafın da kavradığı, üzerinde anlaştığı,
belli bir politikanın, doğru bir stratejinin olmayışıdır.
Anavatan kesiminin çoğunluğu “dönsünler, neden
dönmüyorlar?” diasporanın çoğunluğu da “götürsünler, neden
götürmüyorlar?” diyor. Anavatan kesimi, dönenler
kendilerine yük olmazlar ise, kendi işlerini kendileri
çözümlerlerse, kendilerine de biraz yarar sağlayacaksa
daha çok sevinecekler.
Diasporadakiler de, anavatan sorunlarını çözer, yaşam
imrenilecek düzeye gelirse, kendilerine konutlar verilir
iyi işler de bulabileceklerse, daha varlıklı olacaklarsa
dönecekler. Onlar da istemiyorlar sıkıntı çekmeyi. Peki,
böyle bir yaklaşımla , hiç sıkıntı çekmeden, ulusal
sorunlarını çözebilmiş ulus tarihte var mıdır? Bize göre
bu şansı yakalayabilmiş ulus tarihte yoktur. Yarın da yer
alamayacaktır. Onun için özgürlüklerimizi yeterince
kullanmak, olanaklarımızdan yeterince yararlanmak, ulusal
amaca kavuşabilmek için yaklaşımlarımızı değiştirmemiz,
doğru politika seçmemiz gerekiyor.
Bizce, ulusal bilinç sahibi, yurtsever anavatan
Adige’sinin yaklaşımı şöyle olmalı: “Diaspora ülkelerinde
dağınık bir şekilde yaşayan kardeşlerimizin dedeleri,
sevgili vatanlarından zorla ve aldatılarak
uzaklaştırılmışlardır. Halkın çoğunluk bölümü anavatan
dışında yaşıyor. Onlar vatana vatan onlara muhtaç Onun
için, geleneklerimiz artık birbirinin tıpkısı değilse de ,
anadili unutulmaya, birlikte yaşadıkları halkların kültürü
ile benzeşme başladıysa da, aralarında bizleri
küçümseyenler, bizlere tepeden bakanlar bulunsa da,
kimileri vatanı küçümsese de kardeşlerimizin dönüşünü
sağlamamız, bunun yolunu bulmamız gerekiyor.”
Yurtsever, ulusal bilinç sahibi diaspora Adige’sinin
yaklaşımı da şöyle olmalı: “Dedelerimize, zorla,
aldatılarak ata topraklarımız terk ettirildiğinde,
anavatanda kalan bir avuç insan bizlere bugünleri
gösterenler. Dişleri, tırnakları ile toprağa kenetlenerek
bugün vatanımız var, bayrağımız var, dilimiz var, şarkımız
var” diye gururlandıranlar. Dolayısı ile “soydaşın çok
olduğu yerde mezar bile rahattır” dese de Adige ata sözü,
bizler, “kökün olduğu yerde mezar bile rahattır “
demeliyiz. Ayrıca, yeterince anlaşılmasak da, aralarında,
bugün için bizleri istemeyenler bulunsa da, kimileri
bizlere tepeden baksa da, geleneklerimiz artık tıpa-tıp
birbirinin aynı değilse de, çoğunluk halktan az da olsa
etkilenilmişse de, ata toprağımız bizleri çağıran, Adige
ruhu bizleri bekleyen. Onun için anavatanımıza dönmemiz,
kökümüzü bulup onunla kavuşmamız, soydaşlarımıza
katılmamız, tasalarını da mutluluklarını da paylaşmamız
gerekir.”
Doğru politikayı belirledikten sonra, ulusal sorunumuzu,
başta kendi halkımız olmak üzere, diaspora ülkelerimizin
halklarına da devlet yönetimlerine de anlatabilmemiz
gerekir. Aynı şekilde cumhuriyetlerimizin üyesi olduğu
Rusya Federasyonu halklarına, devlet yönetimlerine ve
dünya örgütlerine anlatabilmemiz gerekiyor.
Halkımız olarak, diaspora Adigelerinin, sürüldükleri
vatanlarına dönmek, soydaşları ile birlikte olmak
istemelerinin, insan hakların, kişi hak ve özgürlükleri
kapsamında olduğunu algılamamız gerekir. Ancak gereken
çaba gösterilmez ise onu kimselerin bize sunmayacağı,
sunsa bile bizlerin yararlanamayacağımızın bilincinde
olmamız gerekir.
Rusya Federasyonu’na, Çarlık Rusya’sının bizlere soykırım
uyguladığını, bizleri sürdüğünü, dönmek isteyenlere izin
vermediğini, Çerkeslerin Balkanlardan sürülmesinde de payı
olduğunu, Sovyetler Birliği’nin sadece anavatan ve
muhaceret kesimlerini değil anavatan kesimini de
birbirinden uzaklaştırdığını, birbirine ulaşamaz
yaptığını, Adige ulus severlerini nasyonalist suçlamasıyla
yok ettiğini, anavatana dönmek isteyen diasporaya izin
vermediğini, günümüz Rusya Federasyonu’nun böyle hatalara
düşmemesi gerektiğini anlatabilmeliyiz.
Belirtmek gerekir ki Kosova Adigelerinin anavatana
getirilişi sırasındaki etkin politik çabaları,
yerleştirilmelerine konutlarının yapımına ekonomik
katkıları, Rusya Federasyonu’nun Çarlık Rusya’sı ve
Sovyetler Birliği’nin hatalarını tekrarlamayacağı umudunu
vermektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’ne de, halkımızın bu perişan
dağınıklığında Osmanlı’nın payının az olmadığını, bu
şekilde dağıtılan halka tarihi ülkesinde toplanması,
çoğalması için yardımcı olunması gerektiğini
anlatabilmeliyiz.
Adaletin, kişi hak ve özgürlüklerinin koruyucusu,
savunucusu, takipçisi dünya örgütlerine de, halkımızın
uğratıldığı haksızlıkları, içinde bulunduğu zor durumu,
anavatana dönebilmesi, bir araya gelebilmesi için her
yönden yardım edilmesi gerektiğini anlatabilmeliyiz.
Diaspora Adigelerinin anavatana dönüşünün şimdiki ülkeleri
ile Rusya Federasyonu arasında iyi ilişkilerin
kurulmasına, geliştirmesine, bunun da dünya barışına
katkıda bulunacağını ilgili herkeslere anlatabilmeliyiz.
Peki, bu görev kimlerin? Elbette ki halkımızın. Halkımız
aydınlarının. Halkımızın adını taşıyan devlet
yapılarımızın. Yöneticilerimizin. Ancak bu görev,
herkesten daha çok Adige yöneticilerimizindir. Diaspora da
bu görev, ulusal sorunları çözmeyi üstlenmiş sivil toplum
kuruluşlarımız yöneticilerinindir.
Hiç unutmamamız gereken şey, tarihin bizlere biçeceği
değerin, “anavatana dönüş”e katkılarımız, “anavatana
dönüşün sağlanması”na yeniden çoğalmamıza yönelik
çabalarımız ölçütünde olacağıdır.
Yazıma son verirken bir kez daha altını çizmek isterim ki;
anavatan ve diaspora kesimleri, birimiz diğerinin
sıkıntılarını, üzüntülerini üstlenip, güzeli, İyiyi,
birbirimize sunabildiğimizde, anavatan kesimi olarak
konuklardan çok kesin dönüş yapmış olanları
önemseyebildiğimizde ve görevi, dönüş’ü gerçekleştirmek
olan Devlet Komitesi kuruluşunu sağlayabildiğimizde,
“ulusal amaca” a daha bir yaklaşmış olacağız. |
|
. |
|
. |
|
.
|
|
 |