|
|

MENÜ
|
|
|
. |
|
. |
|
TÜRK HUKUKU’NDA
İSİM VE
SOYİSİM TASHİHİ PROSEDÜRÜ
Av. ŞTIM Münteha Jan Gülsu
Nalçik, 23 Eylül
2007 |
 |
|
CC
Edebiyat Tarih
Departmanı |
|
. |
|
. |
|
Çoğumuzun hayalidir anadilinde bir
isme ya da soy ismine sahip olmak… Bazılarımız bunu maddi ya
da zamanla ilgili sıkıntılar dolayısıyla gerçekleştiremez ya
da erteler. Bazılarımızsa gerek Adigece isim ve soy isminin
Türkçe'ye yakınlaştırılarak kimlikte yazılmasının zorluğundan
ya da değişim sürecinde yaşayacağı sıkıntılardan çekinir.
|
|
|
|
|
. |
Bu hususların yanı sıra bir de ne
yapması ve nasıl yapması gerektiğini bilmeyenler mevcuttur ki,
kısa süre önce ismine Adigece adımı da ekletmiş olmam ve
hukukçu kimliği de taşımam hasebiyle bu konuda naçizane
bilgilendirici ve kanunlardan ziyade uygulamadan bahseden bir
yazı hazırlamak istedim.
Öncelikle isim değişikliği Türk Hukuku'nda bazı şartlara bağlı
tutulmuştur. Bu şartlar dar nitelikte olmayıp, yorum
vasıtasıyla genişletilebilir. Şöyle ki; kişinin çevresinde
kimlikte yazılı olandan başka bir isim ya da soy isimle
tanınıyor olması, kişinin kimlikteki isminin yanlış yazılmış,
komik ya da ahlaka ve örf-adete mugayir olması, kişinin
kütükteki ismi dolayısıyla sık sık hukuki-fiili karışıklıklar
yaşamakta olması gibi şartlar ya da hakimce “haklı neden”
olarak nitelendirilebilecek başkaca ispatlanabilir bir neden
mevcutsa kişi dava yoluyla ismini-soy ismini tamamen
değiştirebilir ya da isim ekletebilir.
Bunun ardından, kimliğinizde yer almasını istediğiniz ismin
asgari düzeyde de olsa Türkçe yazım kurallarına ve dil
özelliklerine benzemesi-yaklaşması gerekmektedir. Örnek
olarak, kendi aile adım olan “Ştım”ı soy ismim olarak
kullanamıyor olmam bunun neticesidir. Kendi aile adım özelinde
ele alacak olduğumda, bu ismin kimliğimde yer almasını
sağlayabilmem için “ş” ve “t” harflerinin
arasına “ı” harfi ekleyerek (Şıtım) kelimenin
yazımını kolaylaştırmam zorunluluk arz edecektir. Zira isim
değişikliği yoluna başvururken, isim değiştikten sonra
yaşanacak olan birtakım sıkıntıları da gözeterek buna göre
davranmak ve ismimizi Türkçe konuşulan bir ülkede
kullanacağımızı göz önünde bulundurmak daha mantıklıdır.
Kısacası isim ya da soy isim, Türkçe imla kurallarına uygun ve
asgari düzeyde anlaşılır nitelikte olmalıdır ki, sonrasında
daha farklı sıkıntılarla karşılaşılmasın.
Bu şart sağlandıktan, yani anadildeki isim asgari düzeyde
Türkçe yazımına yaklaştırıldıktan sonra, nüfus kaydındaki her
türlü değişiklik (isim değiştirme, isim ekletme, soy isim
değiştirme gibi) için Nüfus İdaresi'ne karşı “tashih”
davasının açılması zorunludur. Davada halk arasında yanlış
bilindiği üzere kişi babasını hasım göstermez, dava Nüfus
İdaresine karşı açılır. Bu dava, kişinin ikametgahı mahallinde
bulunan Asliye hukuk Mahkemesinde açılır (nüfusa kayıtlı
olunan yer mahkemesinde açılması da mümkündür). Davayı kişi
şahsen açabileceği gibi, avukatı vasıtasıyla da yürütebilir.
Ancak avukat vasıtasıyla yürütülmesi muhakkak ki daha kolay ve
mantıklıdır. Davayı açacak olan kişi reşit değilse velisi
açacaktır.
Dava genellikle bir ya da en fazla iki celsede sonuçlanır
niteliktedir. Şayet mahkeme dosyasında eksik belge yok ise ve
şahitler de ilk celse hazır tutulursa dava tek celsede
bitecektir. Süre olarak ele alındığındaysa davanın açıldığı
yer mahkemesinin yoğunluğuna bağlı olarak 1 ya da 4 ay
içerisinde netice alınır. Kararın kesinleşmesi, ilan aşaması
vs. de dahil edildiğinde isim tashihi davasının tüm süreci en
geç 6 ayda tamamlanacaktır.
İsim ve soy isim tashihi davalarının en önemli öğesi ise
şahitlerdir. Zira hakim genellikle (hatta diyebiliriz ki her
zaman) şahit beyanlarına göre karar vermektedir. Bu nedenle
ilk celsede muhakkak, kişinin çevresinde almak istediği isim
(ya da soy isim) ile tanındığına, kimlikte yazılı olan isim ya
da soy ismin kişinin günlük hayatta kullandığından farklı
olduğuna dair şahitlik edebilecek en az iki kişi hazır
bulundurulmalıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesinde
açıkça “Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak
hakimden istenebilir” denmekle kastedilen durumlardan birisi
de kütükte kayıtlı bulunan ismin, gündelik hayatta kullanılan
isimden farklı oluşudur ki bu durum ancak şahit vasıtasıyla
ispatlanabilecektir.
Dava bittikten ve hüküm kurulduktan sonra 10-15 gün içerisinde
gerekçeli karar yazılacak, sonrasındaysa karar taraflara
tebliğ olunacaktır. Tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar
taraflarca temyiz edilmezse kesinleşir.
Kesinleşen karar ve isim değişikliği yerel ya da ulusal bir
gazetede ilan edilir. İlandan sonra ise ilan metni mahkemeye
ulaştırılır ve gerekçeli kararın sureti alınarak Nüfus
İdaresi'ne başvurulup kütük ve kimlik değiştirme işlemleri
yapılır. Sonrasında ise sigorta, tapu, ruhsat vs. belgelerin
değiştirilmesi gerekecektir.
Dava prosedürü çok uzun olmasa da sonrasında değiştirilmesi
gereken belge ve kayıtlar biraz zahmetlidir. İsmini-soy ismini
değiştiren kişi bir süre yanında mutlaka ilgili mahkeme
kararından bir suret taşımalıdır.
Kişinin soy ismini değiştirmesi halinde bu değişiklik sadece
kendisini, eşini ve 18 yaşından küçük çocuklarını
kapsayacaktır. Kardeşler, anne-baba ve 18 yaşından büyük
çocuklar bu değişikliğin kapsamında değillerdir.
Dava fazla masraflı bir dava olmayıp hemen hemen herkesin açıp
takip edebileceği niteliktedir.
Ana hatları ve uygulamasıyla isim ve soy isim tashihi
prosedürü yukarıda izah edildiği şekildedir. Dilerim
anadillerimizde isimlerimizi daha sık alır ve kullanırız. Bu,
kendimizi unutmamakta önemli bir adımdır zira. |
|
. |
|
. |
|
.
|
|
 |