|
Kafkas dağlarının en yüksek zirvesi Elbruz (Mingi Tav)
ve çevresindeki yüksek dağlık arazide yaşayan
Karaçay-Malkarlılar (Karaçay-Balkarlar), tarih boyunca
Kafkasya’da hâkimiyet kuran Kimmer, İskit, Hun, Bulgar, Alan,
Hazar, Kıpçak gibi proto-Türk, Hint-Avrupa (İran) ve eski Türk
kavimleri ile çeşitli Kafkas halklarının etnik ve sosyo-kültürel
bütünleşmesinden ortaya çıkmış bir Kafkasya halkıdır.
COĞRAFİ YAPI
Karaçay-Malkar halkının yaşadığı bölge doğuda
Çerek Irmağı’nın kaynak havzasından batıda Laba
Irmağı’nın kaynak havzasına kadar uzanan ve Kafkas Dağları’nın
en sarp ve yüksek bölümünü meydana getiren dağlık arazidir.
Karaçaylılar ve Malkarlılar birbirinden farklı etnik kökene,
dile, kültüre ve tarihe sahip iki ayrı halk değil, aynı dil,
kültür ve tarihi paylaşan bir Kafkas halkıdır. Karaçay
ve Malkar adları bu boyun yaşadığı iki coğrafî bölgenin
adlarıdır.
Karaçay-Malkar ülkesi, Kafkasya’nın Orta Kafkaslar olarak
bilinen merkezî kısmında yer almaktadır. Yalnızca Kafkasya’nın
değil, Avrupa’nın da en yüksek dağları Karaçay-Malkar
toprakları içindedir. Bunların başlıcaları Mingi Tav (Elbruz
5.642 mt), Dıh Tav (5.203 mt), Koştan Tav (5.145
mt), Uşba, Dombay Ölgen gibi zirvelerdir.
Mingi Tav (Elbruz Dağı)
2.200 metreye kadar çam, ladin ve köknar ormanlarıyla kaplı
olan Karaçay-Malkar dağlarının daha yukarı kısımlarında otlak
ve çayırlar yer alır. 3.000 metreden yukarı kısımlar
buzullarla kaplıdır. Bazı vadilerde buzulların 2.000 metreye
kadar indiği görülür. Kafkasların en büyük buzulları olan
Alibek, Amanavuz, Uzunkol, Ullukam, Tonguzorun, Azav, Bızıngı,
Dıhsuv buzulları bu bölgede yer alır.
İyne Tav / Dombay - Karaçay
Kafkasya’nın en büyük ırmakları Mingi Tav (Elbruz)
buzullarından doğmaktadır. Bunlardan Hurzuk, Ullu Kam ve
Uçkulan ırmakları birleşerek Karaçay’ın Uçkulan köyü
yakınlarında Koban (Kuban) adını almaktadır. Karaçay
dağlarından doğan Duvut, Teberdi, Arhız, Morh, Zelençuk (İnçik),
Laba, Urup ırmakları da Kuban Irmağı’nı beslemektedir.
Biyçesın yaylasından doğan Hudes, Calankol, Amankol, İndiş,
Mara ırmakları da Kuban Irmağı’na sağ taraftan (doğu yönünden)
karışırlar.
Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğan Malka ve Bashan
ırmakları, daha doğudan doğan Çegem, Holam-Bızıngı ve Çerek
ırmakları ile beraber Terek Irmağı’na karışırlar.
Karaçay’ın kuzeyindeki Biyçesın yaylasından doğan Kuma (Gum)
Irmağı da Hazar denizine dökülür.
Karaçay-Malkar bölgesinin kuzeyindeki düzlüklerde
Adigey-Kabardey-Abaza bölgeleri yer alır. Güney kısımları
baştanbaşa Kafkas sıradağları ile kaplıdır ve dağların
arkasında Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgeleri ile komşudurlar.
Tonguzorun, Mahar, Kluhor, Morh, Sançar adlı dağ geçitleri
Karaçay-Malkar’ı Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgelerine bağlar.
Doğularında ise Osetya yer almaktadır.
Kendilerine Tavlu (Dağlı) adını veren
Karaçay-Malkarlılar, ayrıca kendi aralarında kendilerini
yaşadıkları vadilerin adlarına göre Karaçaylılar, Bashanlılar,
Çegemliler, Holamlılar, Bızıngılılar ve Malkarlılar olarak
çeşitli zümrelere ayırırlar. “Balkar” adı Bashan, Çegem,
Holam, Bızıngı ve Malkar vadilerinde yaşayan dağlıları tek bir
isim altında toplamak isteyen Sovyet yönetimi tarafından
uydurulmuş sunî bir etnik isim ve millet adıdır.
Karaçay-Malkarlılar ayrıca kendileri için Alan
adını kullanır ve birbirlerine “Alan” diye hitap ederler.
AVRUPA VE RUS KAYNAKLARINDA KARAÇAY-MALKARLILAR
Karaçay-Malkarlılar günümüze gelene kadar Avrupa ve Rus
kaynaklarında çok çeşitli adlarla anılmışlardır.
1404 yılında Kafkasya’da bulunan başpiskopos Johannes de
Galonifontibus Karaçaylılara Kara Çerkesler
adını vermiştir. 1635 yılında A.Lamberti de Karaçaylılara “Kara
Çerkes” adını vermiştir. Tatarlar da Karaçaylılara “Kara
Çerkes” adını verirlerdi.
Karaçaylıları Alanlar veya Kara Çerkesler olarak gösteren bir
harita
Karaçay-Malkarlılara kendi dillerinde Dağlı
anlamına gelen Kuşha adını veren Kabardeyler
onları yaşadıkları bölgelere göre “Karşaga Kuşha”, “Çegem
(Şecem) Kuşha” ve “Balkar Kuşha” olarak
adlandırırlardı.
19. yüzyıl sonlarında Rus literatüründe Karaçay-Malkarlılar
için Gorskiy Tatar (Dağlı Tatar), Gortsı
(Dağlı) ve “Dağlı Kabardeyler” adları kullanılırdı.
Kafkas halkları Karaçay-Malkarlılar için değişik etnik isimler
kullanmaktadırlar.
Adigeler Karaçaylılar için Karaşey ve
Kuşha, Abhazlar Akaraç, Abazalar
Karça, Gürcü-Svanlar Mukrçay, Osetler
Asi, Gürcü-Megreller Alani adlarını
kullanırlar. Gürcüler de onlara “Karaçioli” derler.
Malkarlılar için Gürcüler Basiyani, Gürcü-Svanlar
Sabir, Abhazlar Azuho, Osetler
Asson, Kabardeyler Balkar ve
Kuşha adlarını kullanırlar.
Karaçay Halkının İsim Babası: Karça
Karaçaylılar Karaçay adının efsanevî cedleri
Karça’nın adından geldiğine inanmaktadırlar. Halk
arasında yaşayan efsaneye göre, Elbruz Dağı’nın doğusundaki
Bashan vadisinde yaşamakta olan Karça, burada savaşmak zorunda
kaldığı Kabardeylerin baskısı sonucunda, beraberindeki
Adurhay, Budyan ve Navruz
klanlarıyla birlikte Elbruz Dağı’nın batısında yer alan Kuban
Irmağı’nın kaynak havzasındaki bölgeye, yani günümüzdeki
Karaçay topraklarına göç eder. Karça’nın kabilesine
Abazalardan Tram, Megrellerden Hubiy,
Svanlardan Özden ve Kırım’dan Botaş
soyları da katılmıştır. Bu arada, savaştıkları Kabardey
prensleriyle aralarında kan davasının sürmemesi için,
Kabardeylerin Tohçuk (Dohşuk) ve
Tambiy sülâlesinden iki delikanlı Kafkas
geleneklerine uygun olarak Karça’nın kabilesine katılırlar.
Bunların soyundan Karaçay’da iki büyük soy ortaya çıkar.
Karça adı zamanla değişerek Karaçay
şeklini alır.
Karaçaylılar Elbruz Dağı’nın batı eteklerinde, Kuban
Irmağı’nın kaynak havzasında yer alan Hurzuk, Uçkulan, Kart
Curt köyleri ile, daha batıdaki Duvut, Teberdi, Morh, Ishavat,
Urup, Laba ırmaklarının yukarı kısımlarında yer alan köylerde
yaşarlar. Mara, Cögetey, Zelençuk vadilerinde de Karaçay
köyleri yer almaktadır.
Karaçay Köyleri
Malkarlılar Elbruz Dağı’nın doğu eteklerindeki Bashan vadisi
ile daha doğuya doğru yer alan Çegem, Holam-Bızıngı ve Malkar
(Çerek) vadilerinin yukarı kısımları ile Köndelen, Aksuv,
Hasaniya, Kaşha Tav, Karasuv, Gerpegej köylerinde
yaşamaktadırlar.
Malkar Köyleri
Karaçaylılar hakkında Avrupa kaynaklarındaki ilk bilgiler 1404
yılında Kafkasya’da bulunan Johannes de Galonifontibus’un
notlarıdır. Galonifontibus “Kara Çerkesler” adını verdiği
Karaçaylılar hakkında şu bilgileri verir:
“Çerkesya ya da Zikia adı verilen ülke, Karadeniz’in
arkasındaki dağların eteklerinde uzanır. Burada iki değişik
halk yaşar. Yüksek dağların üzerindeki vadilerde yaşayan halk
Kara Çerkesler’dir. Aşağılarda deniz kenarında
yaşayanlar ise Beyaz Çerkesler’dir. Kara Çerkesleri hiç kimse
ziyaret etmez. Onlar da tuz ihtiyaçlarını karşılamanın dışında
dağlarını asla terketmezler. Kara Çerkeslerin kendilerine özgü
bir dilleri vardır”.
1635-1653 yıllarında Kafkasya’da bulunan İtalyan misyoner A.Lamberti
Karaçaylılar için şunları yazmaktadır:
“Kafkas’ın kuzey eteklerinde Karaçaylılar (Karaçioli’ler) ya
da Kara Çerkesler adı verilen halk yaşar. Onlara bu ad
yaşadıkları dağlarda gök daima bulutlu ve karanlık olduğundan
verilmiştir. Dilleri Türk dilidir, fakat hızlı konuştuklarında
anlamak zordur. Beni hayrete düşüren şey, bu kadar garip
dilleri konuşan çeşitli milletlerin ortasında Karaçaylılar
Türk dilinin saflığını nasıl korumuşlardır? Kafkasların
kuzeyinde eskiden Hun Türkleri yaşamışlardır. Karaçaylılar da
Hunların bir dalıdır. Şimdiye kadar eski dillerini
korumuşlardır”.
Karaçaylıları Karaçioli adıyla gösteren bir harita
1643 yılında Terek bölgesindeki Rus ordusu komutanı M.İ.Volinskiy
yazdığı bir raporda “Malkar” köyleri ve Beştav (Pyatigorsk)
yakınlarında yaşamakta olan “Karaçaylı Çerkesler” hakkında
bilgi vermektedir.
19. yüzyıl başlarında Kafkasya ve Gürcistan’ı gezen Avrupalı
bilimadamı J.Klaproth Karaçaylılarla ilgili şu bilgileri
vermektedir:
“Adigeler (Çerkesler) bunlara Karşaga Kuşha derler.
Tatarlar ise Kara Çerkes adını verirler. Onlar
Kabardeylerden önce Kabardey’e yerleşmişlerdi. Karaçay adını
beyleri Karça’nın adından alırlar. Mingi Tav dedikleri Elbruz
Dağı’nın kuzey eteklerinde yaşarlar. Karaçaylılar Kafkasya’nın
en güzel milletlerindendirler. Beyaz tenleri, siyah gözleri,
belirgin güzel hatları ve mükemmel bir vücut yapıları vardır.
Göçebe Tatar ve Nogaylar’da görülen basık suratlar, çekik
gözler onlarda görülmez. Moğol ırkları ile bir karışımları
yoktur. Gürcülere benzerler.
Karaçaylılar komşuları Çerkes (Adige) ve Abazaların aksine
yağmacılık ve soygunculuğa önem vermezler. Hırsızlık ve
dolandırıcılık kelimeleri onlar arasında nâdir duyulur. Cömert
ve çalışkandırlar.
Genel olarak Kafkasya’daki en uygar toplum oldukları
söylenebilir. Beylerine son derece bağlıdırlar. Fakirlere
karşı cömerttirler. Zenginler fakirleri hor görmezler, onlara
öküzlerini ödünç verirler.
Bashanlılar Bashan Irmağı’nın yukarı kısımlarında yaşarlar.
Çegemliler Çegem ve Şavdan ırmaklarından Bashan’a uzanan
yüksek karlı dağlarda yaşarlar. Malkarlılara Kabardeyler
Balkar Kuşha, Gürcüler Basiyani derler. Bunlar Çerek, Psigon,
Aruvan ırmakları kıyılarında otururlar. Bızıngı da Malkar
sayılır. Yüksek yerlerde yaşarlar. Bunlara çok tehlikeli
yollardan sonra ulaşılır”.
1848 yılında Karaçay’da bulunan Rus tarihçisi G.Tokarev
onların etnik kökenlerini Kıpçaklara bağlar. Bu konuda Tokarev
şunları yazmaktadır:
“Bu topraklarda Komanlar (Kuman-Kıpçaklar) yaşamışlar.
Onlar kendi beylerine piramit şeklinde sivri çatılı evler inşa
etmişler. Koban (Kuban) Irmağı’nın adı şüphesiz Komanlar’dan
kalmıştır. Karaçaylılar Kafkasya’nın en güzel milletlerinden
biridir. Bunların yüzleri Tatar, Moğol ve Nogaylarla hiçbir
benzerlik göstermez. Karaçaylılar Adige (Çerkes)’lerden önce
Kabardey’e yerleşmişlerdir. Kendi ağızlarından Bashan
(Baksan)’dan çıktıklarına dair rivayetler dinledim”.
Ogarı Çegem Köyünde Piramit Şeklinde Mezarlar / Malkar
1850’li yıllarda Karaçay’da bulunan Rus askerî görevlisi V.
Şevstov şunları yazmaktadır:
“Karaçaylılar Elbruz Dağı’nın eteğinde, yüksek yerlerde
yaşarlar. Sayıları çok olmasa da çok yiğittirler. Kendileri
hiçbir zaman düşmana mağlup olmazlar. Onların düşman komşuları
Kuban’ın karşı tarafında Başilbiy, Tatar, Abzeh, Şapsığ,
Natuhay, Besleney, Ubıh ve Abazalar, sol taraflarında ise
Kabardeylerdir”.
1870’li yıllarda Rus idarecisi olarak Karaçay’da bulunan G.
Petrov, onlar hakkında şu bilgileri vermektedir:
“Karaçaylıların çoğu orta boylu, sağlam yapılı, esmer, geniş
omuzludur. Bütün dağlılarda fark edilen açık, hayat dolu
gözleri vardır. Karaçaylılar dağlarından ayrıldıklarında
hüzünleniyorlar, solan çiçeklere benziyorlar. Düz yerler
onlara çirkin görünüyor”.
1890’li yıllarda Karaçay’da bulunan N.Aleksandroviç Ştof,
Karaçaylılar’ın müslüman oluşları ile ilgili şu bilgileri
vermektedir:
“17. yüzyılın başındaki savaşa kadar Karaçaylılar, derin dağ
vadilerinde putperest olarak yaşamışlar. Kırım Hanı
Kafkasya’da islâm dinini yaymak için iki bölük asker
göndermiş. Zelençuk Irmağı kıyısındaki Adige (Çerkes)
köylerini islâm dinine sokmuşlar. Kuban Irmağı’nın başında ise
şimdiye kadar hiç kimseye boyun eğmeyen Karaçaylılara
rastlamışlar. Yurtlarını, hürriyetlerini korumak için
Karaçaylılar Marca adlı kutsal putlarından güç alarak
düşmanlarına karşı koymuşlar. Kırım Hanı’nın askerleri
islâmiyeti Karaçay’a zorla kabul ettiremeden geri dönmüşler.
İslâmiyet ancak 18. yüzyıl sonunda Karaçay’a girmiş”.
A.Byhan Karaçaylılar’ın Müslüman oluşlarını şöyle yazmaktadır:
“Mezarlıkları taş duvarlarla çevrilidir. Teberdi yöresinde
mezarların üzerinde piramit ya da daire biçiminde kalın taşlar
vardır. İslamiyet 1782 yılından sonra Karaçaylılar arasında
yayılmaya başlamıştır. İslâmiyeti benimsemelerine rağmen doğa
üstü güçlere inanırlar. Kendilerine göre dağ tanrıları vardır.
Eliya bunların en önemlisidir. O’nun şerefine törenler
düzenler, dans ederler, kurban keserler. Diğer Kafkas
toplumlarında olduğu gibi kutsal ağaçları ve kutsal su
kaynakları vardır”.
19. yüzyılda İsmail Orusbiy
1886 yılında Elbruz Dağı’na tırmanmak için Bashan vadisinin
yukarı kısmında yaşayan Karaçay-Malkar soylarından
Orusbiylerin köylerine gelen Rus araştırmacı S.Davidoviç,
Dağlı Kabardeyler adını verdiği Karaçay-Malkar halkı için
şunları yazmaktadır:
“Dağ Kabardeyleri dilleri, âdetleri ile ovada yaşayan
Kabardeylerden tamamen başkadırlar. Milletin temiz kalpliliği,
derin zekâsı, soylarının dağılmasına karşı koyuşları örnek
alınacak derecededir. Bu tabiat çocukları ne kadar sağlıklı ve
güzel bir millettir”
Kafkasya’nın Yerli (Otokton) Halkları Meselesi ve
Karaçay-Malkarlılar
Konuştukları dilin Kıpçak grubuna giren bir Türk lehçesi
olması ve yerel kültürlerinde Altay-Sibirya’ya kadar uzanan
eski Türk kültürü özelliklerinin bulunması sebebiyle,
Karaçay-Malkarlılar kendilerini Kafkasya’nın asıl yerli (otokton)
halkı olduklarını ileri süren bazı unsurlar tarafından
dışlanmaktadırlar. Bu düşüncede olanların görüşüne göre,
Karaçay-Malkarlılar 12-13. yüzyıllarda Kafkasya’ya gelen
Kıpçak Türklerinin torunlarıdırlar ve otokton Kafkas
halklarının egemen kültürleri karşısında asimile olarak
onların kültürlerini, gelenek ve göreneklerini kabul
etmişlerdir.
Bilimsel hiçbir temeli ve dayanağı olmayan bu görüş, ilmi
seviyedeki pek çok araştırmayla çürütülmüş, aksine
Karaçay-Malkar halkının etnik ataları arasında yer alan Hun-Bulgar,
Hazar ve Kıpçak Türklerinin Kafkasya halklarının etnik ve
sosyal yapısını derinden etkilediğini, Kafkas kültürünü
şekillendirdiğini ortaya koymuştur.
Antropolojik ve arkeolojik araştırmalar Karaçay-Malkar
halkının etnik ve kültürel yapısının tarih boyunca çeşitli
katmanlardan oluştuğunu belgelemektedir. En alt katmanı
Kafkasya’nın eski halklarının meydana getirdiği Orta
Kafkaslardaki Koban Kültürü meydana getirmektedir.
Koban Kültürü, Kimmer, İskit, Sarmat ve Alan gibi henüz
Hint-Avrupa mı yoksa Proto-Türk mü oldukları bilim dünyasında
kanıtlanamamış göçebe bozkır kavimlerinin kuzeyden Kafkasya’ya
girişleriyle yeni bir görünüm kazanmıştır. Bu kavimler büyük
ölçüde günümüzde Karaçay-Malkarlıların ve Osetlerin yaşamakta
oldukları Orta Kafkasların dar ve geçit vermez dağ
boğazlarında yerleşmişler ve eski Koban Kültürü üzerine
bozkır-göçebe kültürünün zenginliğini katmışlardır.
M.Ö. 7. yüzyıl ile M.S. 2. yüzyıl arasındaki bu dönemde Orta
Kafkaslarda Karaçay-Malkar ve Oset halklarının kültürel
temellerini atan ve etnik yapılarını biçimlendiren farklı bir
süreç yaşanmıştır. Bu süreç Karaçay-Malkar ve Oset halklarının
etnik yapılarındaki ve kültürlerindeki ortak ikinci katmanı
oluşturmaktadır. M.S. 3. yüzyıldan itibaren Hun Türklerinin
kuzeyden Kafkasya’yı istila etmeleri ve bu topraklarda
hakimiyet kurmalarıyla Karaçay-Malkar halkını diğer Kafkas
halklarından ayıran üçüncü etnik ve kültürel katman ortaya
çıkmıştır. Kuban Irmağı boylarında egemenlik kuran Hunların
Bulgar boyu bölgedeki Abhaz-Adige ve Oset halklarının
atalarını derinden etkilerken, Türk dili konuşan bir etnik
topluluğun Orta Kafkaslardaki temellerini de atmışlardır.
Bunlar günümüzde Karaçay-Malkar etnik kimliğine sahip Orta
Kafkasların sarp ve derin vadilerinde yerleşmiş olan
Dağlılardır.
Karaçay-Malkar etnik ve kültürel yapısında üçüncü katmanı
oluşturan Türk kökenli kavimlere Hun-Bulgar Türklerinden sonra
Hazarlar ve son olarak Kıpçaklar katılmışlardır. İşte bu
sebeple, Karaçay-Malkar Türkçesi ana hatlarıyla Kıpçak
özelliği taşırken, onda Hun-Bulgar, Alan, Hazar, İskit
izlerini ve eski Kafkas dillerinin söz varlığının
kalıntılarını da bulmak mümkündür.
Kıpçak Türkçesi günümüzde Orta Asyalı Kazaklar, Karakalpaklar,
Kırgızlar, İdil-Urallı Tatarlar ve Başkurtlar, Kırım ve
civarında yaşayan Kırım Tatarları ve Nogaylar tarafından da
konuşulmaktadır. Bütün bu halklar antropolojik açıdan
Mongoloid özellikler taşımaktadırlar. Oysa ki,
Karaçay-Malkarlılar antropolojik açıdan bu halklardan tamamen
farklı bir görünümdedirler.
19. yüzyılda Klaproth, Tokarev, Wagner gibi Avrupalı ve Rus
gezginler Karaçay-Malkarlıların antropolojik tiplerinin Tatar,
Moğol ve Nogaylarla hiçbir benzerlik göstermediğini,
Karaçaylıların Kafkasya’nın en güzel milletlerinden biri
olduklarını yazmaktadırlar. Bu gezginler Karaçay-Malkarlılar
arasında göçebe Nogay ve Tatarlarda olduğu gibi basık
suratlara ve çekik gözlere rastlanmadığını kaydetmektedirler.
Antropolojik verilere göre Kafkasya halkları arasında
günümüzde Kafkasion (Kafkaslı), Pontus
(Karadeniz) ve Kaspi (Hazar) antropolojik tipi
olarak üç farklı antropolojik tip bulunmaktadır.
Orta Kafkaslardaki Kafkasion antropolojik tipi,
antropologlar tarafından Kafkasya’nın yerli kökenden gelen en
eski antropolojik tipi olarak kabul edilir. İlginç olan nokta
şudur ki, bu antropolojik tip Orta Kafkaslarda günümüzde
Türkçe kökenli bir dil konuşan Karaçay-Malkarlılar ile İran
kökenli bir dil konuşan Osetlerin mensup oldukları ve onlar
tarafından temsil edilen antropolojik tiptir.
Kafkasion
antropolojik tipi yerel Kafkas özellikleri taşırken, Adige ve
Abhazların dahil olduğu Pontus ve Çeçen-İnguş,
Avar, Lezgi halklarının mensup oldukları Kaspi
tiplerinin Ön Asya’da benzerlerinin bulunması, bu iki tipin
kökeninin Ön Asya ve Anadolu’ya bağlı olduğunu ve Karadeniz ve
Hazar Denizi kıyıları boyunca güneyden Kafkasya’ya göç
ettikleri tezini güçlendirmektedir.
Bu durumda Ön Asya ile benzerlik taşıyan Pontus ve Kaspi
antropolojik tipine sahip etnik topluluklar Taş Devri
sonlarında güneyden iki farklı yol izleyerek Kafkasya’ya
girmişler ve yeni dil ve antropolojik özellikler taşıyan bu
göçmenlerin Kafkasya’da yaşamakta olan yerli nüfusla
bütünleşme süreci başlamıştır. Bu süreç sonucunda
Adige-Abhaz ve Çeçen-Dağıstan halkları ortaya
çıkmış ve onların etnik ve kültürel yapılarının ikinci
katmanını Ön Asya ve Anadolu’nun eski halkları olan
Hattiler ve Hurri-Urartular oluşturmuştur.
Karaçay-Malkar ve Oset halklarının etnik yapılarının temeli
ise Orta Kafkaslardaki Kafkasion antropolojik
tipinin oluşturduğu katman üzerinde atılırken, onların etnik
yapılarının ikinci katmanını oluşturan Hint-Avrupa kökenli
bozkır-göçebe kavimleri kuzeyden Kafkasya’ya gelmişlerdir.
Orta Çağ’da yine kuzeyden gelen Türk kavimleri Karaçay-Malkar
etnik ve kültürel yapısındaki üçüncü katmanı teşkil
etmişlerdir.
Antropolojik araştırmalardan elde edilen sonuca göre
Karaçay-Malkarlılar Kafkasya’ya özgü etnik ve sosyo-kültürel
süreçler sonunda Kafkasya’da ortaya çıkmış, etnogenezleri
Kafkasya’ya sıkı sıkıya bağlı bir Kafkas halkıdır. Nitekim,
Rus bilim adamı V.P. Alekseyev, Karaçay-Malkarlılara Asyatik
Moğol antropolojisinin karışmadığını belirtir ve
Karaçay-Malkarlıların Kumuklar gibi fazla Türk unsuru
karışmaksızın bir Türk lehçesini benimsemiş Kafkasyalılar
oldukları sonucuna varır.
Adige (Kabardey) bilim adamı R. Betrozov’a göre Karaçay-Malkar
halkı Kafkas, İran (Hint-Avrupa) ve Türk kökenli üç etnosun
karışması sonucunda oluşmuş bir etnik topluluk olmasına ve
dillerinde üst katmanın dili olan Kıpçak (Türk) dilinin hakim
bulunmasına rağmen, antropolojik açıdan Karaçay-Malkar
halkında Kafkas özellikleri baskındır.
Kafkasya’da Karaçay-Malkar tipleri
Kazim Meçiyev İsmail Semenov
Çokka Zalihanov
Harşım Aliyev ve eşi
Halit Toturkulov
Abrek Hubiyev
Abrek Hubiyev
19. yüzyıl ortalarında Kart Curt köyünde Karaçay Tamadaları
19. yüzyıl sonlarında Kart Curt köyünde Karaçay düğünü (toy)
Sovyetler Birliği döneminde ikiye ayırılan Karaçay-Malkar
halkı Kafkasya’da yer alan Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi ve
Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde
yaşamaktaydı. Günümüzde Karaçaylılar Rusya Federasyonuna bağlı
Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, Malkarlılar ise Kabardin-Balkar
Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. Karaçaylılar yaklaşık 200 bin
kişilik bir nüfusa sahip iken, Malkarlıların nüfusu da 130
bine yakındır.
Karaçay-Malkarlılar Kafkasya dışında, 1943-1944 yıllarında
sürgüne gönderildikleri Orta Asya’da, Kazakistan, Kırgızistan
ve Özbekistan’da yaklaşık 20 bin kişilik bir nüfusa
sahiptirler. 1886 ve 1905 yıllarında Türkiye’ye göç eden
Karaçay-Malkarlılar da Türkiye’de yaklaşık 20 bin kişidirler.
Ankara, Eskişehir, Afyon, İzmir, Bolvadin, Turhal ve Konya -
Başhüyük’te kurdukları Karaçay-Malkar Kültür dernekleri
etrafında örgütlenmişlerdir. Bunun dışında, Suriye’de Şam
civarında 1500, Amerika Birleşik Devletlerinde de yaklaşık 5
bin Karaçay-Malkarlı yaşamaktadır. New Jersey-Paterson’da AKBA
(Amerikan Karaçay Dayanışma Derneği) adı altında bir
dernekleri vardır. Rusya’da Moskova şehrinde de yaklaşık bin
kadar Karaçay-Malkarlı bulunmaktadır ve Elbrusoid adlı bir
kültür derneği etrafında örgütlenmişlerdir.
Türkiye’deki Karaçay-Malkar köyleri şunlardır:
Konya
/ Sarayönü: Başhüyük
Ankara / Gölbaşı: Yağlıpınar
Eskişehir / Sivrihisar: Yakapınar (Ertuğrul)
Eskişehir / Çifteler: Belpınar
Eskişehir / Han: Yazılıkaya
Eskişehir / Han: Kilisa (Gökçeyayla)
Eskişehir / Han: Agasar (Akhisar)
Afyon
/ İscehisar: Doğlat
Kayseri / Pınarbaşı: Eğrisöğüt
Tokat
/ Reşadiye: Çilehane
Tokat
/ Sulusaray: Arpacı Karaçay
Sivas
/ Yıldızeli: Emirler
Bunların dışında Yalova Çiftlikköy’de, Konya Ereğli’de, Tokat
Turhal’da, Afyon Bolvadin’de Karaçay-Malkarlılar yaşamaktadır.
İzmir’in Mehtap mahallesinde de yoğun bir nüfusa sahiptirler.
|