|
|

MENÜ
|
|
|
. |
|
. |
|
RUSYA-AB
İLİŞKİLERİ
Prof. Dr. Birol Akgün |
 |
|
CC
Edebiyat Tarih
Departmanı |
|
. |
|
. |
Komünist bloğun çökmesinden sonra
Sovyetler Birliği’nin çekirdek gücünü temsil eden Rusya, bir
taraftan kaybettiği eski gücünü kazanmak
diğer yandan ise kapitalizme ve demokratik bir yönetime
geçişin tüm sorunlarını yaşamış ve bu arada Kafkaslardaki
ayrılıkçı hareketlerle uğraşmak durumunda kalmıştır. |
|
|
|
|
. |
Batıya karşı jeopolitik güç
mücadelesini kaybeden Rusya’da, Rus siyasi elitlerini eskiden
beri ayıran Atlantikçilik ve Avrasyacılık tartışmaları yeniden
başlamış ve 1990’lı yıllarda Avrupa’yla ilişkilerin
geliştirilmesini savunanlar büyük ölçüde siyasete egemen
olmuşlardır. Bu nedenle soğuk savaş sonrası dönemin ilk on
yılında (Boris Yeltsin dönemi) Rusya-AB ilişkileri her alanda
hızlı bir gelişim göstermiş ve 1994 yılında imzalanan
“Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması” (OİA) ile stratejik bir
boyuta erişmiştir. Ancak 2000 yılında Putin’in işbaşına
gelmesiyle birlikte Avrasyacı akım güç kazanmış, petrol ve
doğal gaz gibi zengin enerji kaynaklarının Rus ekonomisine
sağladığı dövizlerin de etkisiyle, Rusya önce yakın çevresinde
ardından da küresel düzlemde yeniden küresel bir jeopolitik
güç olma arayışına girmiştir. Bu nedenle iki batılı kurum olan
NATO ve AB’nin eş zamanlı olarak Avrupa’nın doğuya doğru
genişlemesi Kremlin’i aşırı derecede rahatsız etmeye
başlamıştır. Özellikle 2004 yılındaki son genişleme dalgasıyla
AB ile artık sınırdaş ülke haline gelen Rusya, Batının
Ukrayna ve Gürcistan gibi ülkeleri de NATO’ya alma
girişimlerini ve AB’nin “komşuluk politikası” çerçevesinde
geliştirdiği Doğu ortaklığı programını tepkiyle karşılamıştır.
Rusya, kendisini her fırsatta Avrupa kültürünün bir parçası
olarak
gördüğünü vurgulamakla birlikte, AB’nin temsil ettiği
değerlerin kendisinin
temsil ettiği özgün tarihsel gelenekten (Doğu Avrupa ya da
Slav
Ortodoks kültürü) daha üstün olmadığı tezini savunmaktadır. Bu
teziyle
Rusya, AB’nin temsil ettiği Avrupa medeniyetinin üstünlük
tezini sarsarak,
AB ile ilişkilerini AB’nin diğer ülkelerle (örneğin Türkiye)
yürüttüğü
Avrupalılaştırma modelinden farklı, eşitler arası bir ilişki
modeli
geliştirmeyi amaçlamaktadır.1 Böylece Rusya, AB’nin ikili
ilişkilerde
sürekli olarak ortak değerlere vurgu yapan
post-modern/idealist bir
yaklaşımı reddetmekte, tersine geleneksel Westefalyan, egemen
ulus
devletlerarasındaki ilişkileri savunmaktadır. Bu sayede
Batının insan
hakları gibi eleştirilerini de bertaraf etmeyi amaçlamaktadır.
Nitekim
Putin’in ikinci döneminde (2004-2008) bu yeni yaklaşım Rusya
ile AB
arasındaki ilişkileri önce durağanlığa, ardından da derin bir
depresyona
itmiştir. 2007 yılında süresi biten OİA konusunda Rusya’nın
kapsamlı
revizyon isteği AB tarafından kabul görmemiş; OİA mevcut
şekliyle birer yıl arayla otomatik olarak uzatılmaya
başlanmıştır. Buna rağmen
işbirliği mekanizmaları işlemediği için Rusya önde gelen AB
ülkeleri
ile ilişkilerini ikili temelde yürütmektedir.
Rusya artık kendisini 1990’lara göre ekonomik ve siyasi olarak
oldukça
güçlü hissetmekte ve bu nedenle de hem Batıya hem de
çevresindeki
ülkelere karşı defansif değil offensif bir politika
yürütmektedir.
Dünya enerji piyasalarına yön verebilecek kadar zengin karbon
rezervlerini kontrol etmesi Rusya’ya hem güvenebileceği bir
ekonomik
kaynak hem de bu kaynakları politik bir silah olarak
kullanabilecek
bir jeopolitik üstünlük sağlamaktadır. Özellikle AB ülkeleri
toplamda
doğalgazın neredeyse yarısını ve petrolün de üçte birini
Rusya’dan
sağlamaktadırlar. AB’nin doğusundaki yeni üyelerin bazılarında
ise
bu oranlar yüzde 100’lere yaklaşmaktadır. Dahası gelecek yirmi
yılda
AB’nin Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılığının giderek
artacağı
ve yüzde 70’lere ulaşacağı tahmin edilmektedir. Dolayısıyla
Rusya ve
AB arasındaki ilişkilerde “enerji faktörünün” rolü giderek
artacaktır.
2AB açısından Rusya ile ilişkilerini 1990’lı yıllardaki düzeye
ve içeriğe
kavuşturmanın yolu, AB’nin Rusya’ya bu asimetrik bağımlılık
yaratan
enerji jeopolitiğinden kurtulmasından; başka deyişle enerji
kaynaklarının
çeşitlendirilmesinden geçmektedir ki, Türkiye’nin geliştirdiği
Nabucco
gibi yeni boru hatlarının devreye sokulması bu anlamda AB’nin
Rusya ile ilişkilerini de önemli ölçüde etkileyecektir.
Gerçekten de bugün Rusya, AB’ye karşı elinde kullanabileceği
en
büyük pazarlık kozu olan doğal gaz silahını zaman zaman
kullanmaktan
çekinmemektedir. Buna karşın Rusya Avrupa pazarlarını tamamen
kaybetmek istemediği için AB ile karşı karşıya gelmekten de
sakınmaktadır.
Yine de AB’nin kendi içinde yaşadığı entegrasyon ve yönetim
sorunları ile küresel mali krizle mücadelede yaşadığı
ayrışmayı/bölünmeyi
Rusya kendi lehine kullanmayı bilmiştir. Bu çerçevede, Rusya
AB
ülkeleri (özellikle Fransa ve Almanya) üzerindeki gücünü
kullanarak
NATO’nun Ukrayna ve Gürcistan’a üyelik perspektifi vermesini
engellemiş;
Kosova’nın BM üyeliğini bloke etmiş; Ukrayna’da son seçimleri
etkileyerek Rusya yanlısı bir hükümetin kurulmasını ve
ardından da
süresi 2015’te dolan Akyar’daki (Sivastopol) deniz üssünün
süresinin
2042’ye kadar uzatılmasını sağlamış; Kırgızistan’daki halk
ayaklan
masını da kendi lehine çevirmiştir. Tüm bu gelişmeler,
Rusya’nın Çin,
Hindistan ve Brezilya gibi yükselen güçlerle de işbirliği
yaparak ABD
ve AB’ye karşı küresel sistemde dengeleyici bir güç olma,
Sovyetlerin
çöküşüyle kaybettiği eski ihtişamlı ve prestijli günlere geri
dönme özlemini yansıtmaktadır. AB ile enerji ve diğer ekonomik
alanlardaki karşılıklı
bağımlılık her iki aktörü de ilişkilerde tatlı-sert bir modeli
gerekli
kılsa da, Rusya ve AB ile ilişkilerin 1990’lar düzeyine geri
gelmesi kısa
sürede mümkün değildir.
Rusya Federasyonu-AB ilişkilerinin Hukuki Çerçevesi ve
İşbirliği Alanları
Rusya Federasyonu (RF) ile Avrupa Birliği (AB) ilişkileri
1970’lerin
sonlarında SSCB ile Avrupa Topluluğu arasında kurulan
temaslara dayanmaktadır.
Doğu-Batı kutuplaşmasında 1960’lı yılların ortalarında
başlayan detante döneminin bir sonucu olarak, bloklar arasında
kurulan diyalog neticesinde SSCB ile AT arasında görüşmeler
başlamıştır.
Taraflar arasında ilk ciddi temaslar balıkçılık konusunda
1970’li yılların
sonlarında yapılan görüşmeler olmuştur. Ardından temaslar 1988
Haziran’ında SSCB’nin AT’nin varlığını tanıması ile
resmileşmiş, ve
taraflar arasındaki ilk antlaşma Aralık 1988’de imzalanan
“Ticaret ve
İşbirliği Antlaşması” olmuştur. SSCB’nin dağılması sonrasında
ise RF,
AB ile ilişkileri geliştirmek istemiş, 1992 yılında başlayan
görüşmeler
neticesinde OİA imzalanmıştır. 1997’de yürürlüğe giren
antlaşma günümüz
Rusya-AB ilişkilerinin yasal çerçevesini belirlemiştir.
Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması’nın (OİA) Temel Çerçevesi
Rusya Federasyonu ile Avrupa Birliği ilişkileri yasal olarak
görüşmelerine
1992’de başlanan, 1994 yılında imzalanan ve 1 Aralık 1997’de
yürürlüğe giren “Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması”3 (Partnership
and
Cooperation Agreement) ile başlamıştır denilebilir.
Uluslararası barış
ve güvenliğin tesisi, politik ve ekonomik özgürlüğü sağlayacak
demokratikleşmenin desteklenmesi, politik, ticari, ekonomik ve
kültürel bağların güçlendirilmesi ile “karşılıklı ortaklık”
fikrinin geliştirilmesi gibi
genel amaçları ihtiva eden antlaşmanın düzenlediği alanlar
şunlardır:
ortak amaçlar/hedefler, karşılıklı iletişimi sağlayacak
kurumsal çerçevenin
oluşturulması, birçok alanda diyalog ve eylem çağrısı.
Ortaklık
ve İşbirliği Antlaşması’nın hükümlerine bakıldığında oldukça
kapsamlı
olduğu görülmektedir: mal ve hizmetlerin ticareti, mali ve
hukuki işbirliği,
bilim ve teknoloji, eğitim, enerji, nükleer ve uzay
teknolojilerinde
işbirliği, yasadışı faaliyetlerin önlenmesi ve çevre ve
taşımacılıkta işbirliği
yapılması.
OİA on yıllık bir süre için geçerli olacağı ve taraflardan
birisinin
itiraz etmesi ve yerine yeni bir antlaşmanın imzalanmaması
durumunda
ise OİA’nın otomatik olarak uzatılacağı hükme bağlanmıştır.
OİA, Rusya
ile AB arasındaki ilişkilerin kurumsal altyapısını da tesis
etmiştir.
Bunlardan ilki “devlet ya da hükümet liderleri zirvesi” olarak
adlandırılabilecek yapıdır. Bu zirve yılda iki kez
düzenlenmekte ve
Rusya-AB ilişkilerinin gelişmesine yön verecek stratejik
konuların görüşüldüğü platform olmaktadır. Bir diğer yapı ise
bakanlar düzeyinde
gerçekleştirilen, yılda bir kez toplanan “işbirliği konseyi”
de denilen
mekanizmadır. Aynı şekilde uzmanların da çeşitli konularda bir
araya
geldikleri ve yılda birden fazla sayıda toplantılar düzenlenen
işbirliği
komiteleri de oluşturulmuştu. İki taraf arasında oluşturulan
ortak bir
“parlamenter komite” de mevcuttur. Bu komitede Avrupa
Parlamentosu
ile Duma’dan temsilciler bir araya gelmektedir. Diğer taraftan
ticaret ve
endüstri, enerji, bilim ve teknoloji, taşımacılık ve
telekomünikasyon,
kömür ve çelik, rekabet ve yasaların uyumlaştırılması,
gümrükler ve
sınırların kontrolü, tarım ve balıkçılık, mali ve ekonomik
konular başlıkları
altında dokuz “alt komite” de oluşturulmuştur.
Rusya Hakkında AB Ortak Stratejisi
4 Haziran 1999’da yayınlanan Ortak Strateji belgesi4
Ortaklık ve İşbirliği
Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından AB’nin Rusya’ya
yönelik temel bakışını ortaya koyan, dört yıllık bir öngörü
sunan belgedir.
“Rusya’nın geleceğinin kıtanın geleceğinin temel unsuru
olduğu”
anlayışının hakim olduğu Ortak Strateji belgesinde Rusya’yla
federal,
bölgesel ve yerel düzeylerde çalışabilmek için Rusya’daki
politik ve
ekonomik dönüşümün desteklenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ortak
stratejide AB’nin Rusya’dan beklentileri dört ana başlıkta
sıralanmıştır:
Rusya’da demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve kamu
kurumlarının
konsolidasyonu; ortak bir Avrupa ekonomik ve sosyal alanına84
Rusya’nın da entegre edilmesi; Avrupa ve civarında istikrarın
ve güvenliğin
tesisi; Avrupa kıtasındaki ortak sorunlar.
Rusya Federasyonu’nun AB Hakkında Orta Vadede Stratejisi
Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi
sonrasında
Rusya-AB ilişkilerinin on yıllık periyodunu (2000-2010)
belirleyen bu
strateji belgesinde 5, Rusya’nın Avrupa ve AB’ye dair dış
politikasının
genel hatları ele alınmıştır. Orta vadeli strateji belgesi
Ortaklık ve İşbirliği
Antlaşması’nın Rusya tarafından ne şekilde uygulanacağının da
göstergesi olmuştur. Bir anlamda Rusya’nın AB ile
ilişkilerdeki samimiyetini gösteren bir iyi niyet beyanıdır.
Rusya’nın AB’ye ilişkin orta vadeli stratejileri on iki
başlık altında
verilmiştir.
• Rusya-AB ortaklığının stratejik karakteri
• Rusya ve AB arasında politik diyalogun mahiyeti ve
geliştirilmesi
• Karşılıklı ticaretin ve yatırımların geliştirilmesi
• Finansal alanlarda işbirliği
• Genişleyen AB’de Rusya’nın çıkarlarının korunması
• Pan-Avrupa altyapı işbirliğinin geliştirilmesi
• Entellektüel ve fikri hakların korunması, bilim ve teknoloji
alanlarında
işbirliği
• Sınır aşan/sınır ötesi işbirlikleri
• İşbirliğinin hukuki zemininin geliştirilmesi
• Kanuni yaptırım alanında işbirliği
• İşbirliğinin geliştirilmesinde iş aleminin rolü
• Stratejinin Rusya’da uygulanmasının sağlanması
Mayıs 2010 RUSYA’NIN BÖLGESEL VE ULUSLARARASI POLİTİKALARI
AB-Rusya Federasyonu Enerji Diyalogu
Fransa’nın AB Dönem Başkanı oluğu dönemde AB ile RF arasında
enerji alanında görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerde enerjiyle
alakalı
bütün sorunlar, enerji kaynaklarının araştırılması, üretimi ve
taşınması
gibi konular ele alınmıştır. Görüşmelerin en önemli sonucu
Rusya’nın
1994’de imzaladığı ancak askıda tutup onaylamadığı Enerji
Şartı
Antlaşması’nı (Energy Charter Treaty) 6 onaylamaya razı
olmasıdır.
Bu antlaşmayı onaylaması ile Gazprom’un faaliyetlerinin şeffaf
olması
sağlanacaktı.
Dört Ortak Alan (Four Common Spaces)
Rusya ve AB arasında gerçekleştirilen zirvelerden St.
Petersburg
Zirvesi’nde (31 Mayıs 2003) 7 iki ülke arasındaki yasal
ilişkilerin zeminini
oluşturan Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması’nın hükümlerine
bağlı
kalınarak, iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek
amacıyla, uzun
vadeli uygulama alanlarını kapsayan dört ana başlıkta ortak
alanlar
oluşturulmuştur.
“Dört Ortak Alan” (Four Common Spaces) olarak tanımlanan bu
alanlar şunlardır: Ortak ekonomik alan (the common economic
space),
özgürlük, güvenlik ve adalet ortak alanı (the common space on
freedom, security and justice), dış güvenlik ortak alanı (the
common
space on external security), araştırma, eğitim ve kültür ortak
alanı (the
common space on research, education and culture). 2003 St.
Petersburg
Zirvesi’nde kararlaştırılan “Dört Ortak Alana” ilişkin yol
haritası ise
2005 Moskova Zirvesi’nde belirlenmiştir.
8 Mayıs 2010 RUSYA’NIN BÖLGESEL VE ULUSLARARASI
POLİTİKALARI
Ortak Ekonomik Alan: Amacı Rusya ile AB arasında açık ve
entegre
olmuş bir pazar oluşturmaktır. Bunun için ticareti ve yatırımı
kısıtlayan
engellerin kaldırılması, reformların ve rekabetin teşvik
edilmesi, şeffaflığın,
ayrımcılık yapmamanın ve iyi yönetimin sağlanması
gerekmektedir.
Telekomünikasyon, taşımacılık, enerji, uzay ve çevre konuları
da
ortak ekonomik alan kapsamında değerlendirilmiştir.
Özgürlük, Güvenlik ve Adalet Ortak Alanı: Bu ortak alanda
özellikle
demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı, hukukun
üstünlüğü,
bağımsız yargı sisteminin temel değerlerinin etkin
uygulanması,
özgür ve bağımsız medya gibi konular ele alınmıştır. Bu alanda
yakın
zamanda antlaşmalarla vize işlemlerinde kolaylık sağlanması,
böylece
Rus vatandaşları ve AB üyesi devletlerin vatandaşlarının
karşılıklı olarak
iş, gezi ve turizm seyahatlerinde kolaylıklar sağlanması
amaçlanmıştır.
Ayrıca bu ortak alan kapsamında terör, organize suç,
uyuşturucu
kaçakçılığı ve yolsuzlukla mücadele de ele alınmıştır.
Dış Güvenlik Ortak Alanı: Temel amaç uluslararası barışın
tesisi olarak
tanımlanmıştır. Bu amaçla taraflar uluslararası sorunlarda
BM’nin
etkin bir biçimde müdahil olmasını önceleyeceklerini, ardından
AGİT
ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası örgütler nezdinde
uluslararası konuları
değerlendireceklerini ve bu alanlarda işbirliği yapacaklarını
belirtmiştir.
İşbirliği yapılacak alanlar şöyle sıralanmıştır: güvenlik ve
kriz yönetiminde diyalog kurulması, küresel ve bölgesel
tehditlere karşı
ortak tutum geliştirilmesi, terörizm, kitle imha silahlarının
yayılması
ve yerel krizlerle ortak mücadele. Ayrıca Transnistria (Moldova),
Abhazya,
Güney Osetya ve Dağlık Karabağ gibi sorunların BM ve AGİT
çatısı altında çözüme kavuşması yolunda iki taraf arasında
mutabakata
varılmıştır.
Araştırma, Eğitim ve Kültür Ortak Alanı: Taraflar arasında
uyumun
sağlanması, karşılıklı olarak vatandaşlar arasında iyi niyetin
tesis edilmesi
açısından oldukça önemli görülen bu ortak alanda, kıta
Avrupası
ile Rus kültürel ve entelektüel miraslarının bir arada
değerlendirilmesi,
böylece taraflar arasında kültürel bağların güçlendirilmesinin
sağlanması
amaçlanmaktadır. Bu amaçla taraflar arasında ortak eğitim
programları,
öğrenci değişimleri, ders müfredatlarında uyum gibi konular
ele alınmış, Moskova’da bir Avrupa enstitüsü kurulmuştur.
AB’nin Rusya Hakkındaki Ülke Strateji Belgesi (2007-2013)
Bu belgede AB’nin Rusya ile ilişkilerde önem verdiği temel
unsurlar
sıralanmıştır. Ayrıca Rusya’nın politik ajandasında demokrasi,
insan
hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı gibi temel
konuların ne
şekilde yer aldığı, Rus dış politikasının ve bölgesel
konulardaki tutumu,
ekonomi politikasını Avrupa ekonomi modeline uyumlaştırmaya
yönelik
projeleri, sosyal politikalar ve çevre politikası ele alınarak
analiz
edilmiştir. Sonuç olarak Rusya’nın “ortak alanların”
uygulanması konusunda yavaş davrandığı, ancak ajandasına
koyduğu önlemlerle ortak
alanlara ilişkin girişimlerini hızlandırabileceği sonucuna
varılmıştır.
Rusya’nın politik ve ekonomik istikrarı, istikrarlı bir
şekilde enerji tedarikinin sağlanması, adalet ve içişleri,
çevre ve nükleer güvenlik alanlarında ileri düzeyde işbirliği
AB’nin öncelikli gördüğü alanlar olarak
tanımlanmıştır. Bu amaçla 2003 St. Petersburg Zirvesi’nde
kabul edilen
ve 2005 Moskova Zirvesi’nde “yol haritası” deklare edilen
“dört ortak
alan”ın önemine değinilmiştir.
Sektörel Antlaşmalar
Rusya ve AB arasında Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması ile
başlayan “karşılıklı sorumluluklar” her iki tarafın hazırlamış
olduğu strateji belgeleriyle gelişmiş, “ortak alanların”
kabulü ve “yol haritasının” yürürlüğe
konulmasıyla işler kılınmıştır. Ancak taraflar arasındaki
ilişkileri geliştiren
belgeler yalnızca Ortaklık ve İşbirliği Antlaşması ve
devamında
yayınlanan dokümanlar olmayıp, sektörel bazlı antlaşmalar da
işbirliğinin
gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Bu sektörel antlaşmalara
konu
olan alanlar ve antlaşma tarihleri şöyledir: tekstil (1998),
enerji (1999),
suçla mücadele (2000), silahsızlanma ve silahların yayılmaması
(1999,
2001), bilim ve teknoloji (1999, 2003), çelik (1997, 2002,
2004, 2007),
bölgesel politika (2007), uyuşturucu trafiğinin kontrolü
(2007).
Rusya Federasyonu-AB İlişkilerinin Geleceği Sovyetler
Birliği’nin dağıldığı, Rusya’nın iç karışıklıklar nedeniyle
siyasi açıdan zayıfladığı ve ekonomik olarak yeniden yapılanma
sorunlarıyla uğraştığı bir dönemde tesis edilen RF ve AB
ilişkileri 2000’li yıllarda Rusya’nın yeniden güçlenmeye
başlaması ile sorun yaşamaya başlamıştır. Bunun temelinde
Putin yönetiminin AB’yi ve Batı'yı Rusya’nın zayıfladığı bir
dönemde kendilerine karşı haksız bir şekilde davranıldığı ve
hatta Soğuk Savaş döneminin rövanşı alındığı algılaması
vardır. Rusya kendisini AB’nin değil ancak Avrupa
medeniyetinin temel bir kurucu unsuru olarak tanımlamaktadır.
Tam da bu nedenle kendi kimliğini Doğu Avrupa siyasi
kimliğinin taşıyıcısı olarak görmekte ve Batı Avrupa’ya
entegre olmaktan ziyade, doğu Avrupa’nın lideri olarak eşit
bir diyalog ve işbirliği zemininde bir ortaklık tesisini
savunmaktadır.
Bu nedenle 2004 yılında AB’nin on üyeyi alarak Baltık ülkeleri
vasıtasıyla Rusya sınırına dayanmasını AB’nin Rusya’nın doğal
etki ve
çıkar alanına bir müdahalesi olarak algılamıştır. Benzer
şekilde doğrudan
ilgili olmasa da NATO’nun doğuya doğru genişlemesini ve AB’nin
iyi “komşuluk politikası” çerçevesinde altı ülkeyle
geliştirdiği Doğu
Ortaklığı platformu (Ermenistan, Azerbaycan, Belarus,
Gürcistan, Moldova
and Ukrayna) Rusya’yı memnun etmemektedir.
Aradaki gerginliğe rağmen Moskova ve Brüksel’in ilişkileri
koparacak
adımlar atmama konusunda oldukça ihtiyatlı davrandıkları,
birbirlerinin
stratejik çıkarlarını gözettikleri de gözlenmektedir. Burada
iki büyük küresel aktör arasındaki artan ticaret bağlarının
önemli bir
yumuşatıcı işlev gördüğü söylenebilir. Zira Rusya ve AB
birbirlerinin
doğal ticaret ortağıdırlar. Rusya AB’nin, ABD ve Çin’den sonra
üçüncü
büyük ticaret ortağıdır. 27 üyeli AB’nin dış ticareti içinde
Rusya toplam
ihracatında yüzde 6.2, ithalatında ise 10.4’lük bir yer
tutmaktadır. AB
ise Rusya’nın en büyük ticaret ortağı olup toplam dış ticareti
içinde
yüzde 54’lük pay oluşturmaktadır.10 Bireysel düzeyde AB
ülkeleri ele
alındığında ise Almanya Rusya’nın en önemli ticaret ortağıdır.
Dolayısıyla
RF-AB arasında son yıllarda derinleşen güven bunalımına,
siyasi
ilişkilerdeki gerginliklere rağmen, ticari ilişkilerin giderek
yoğunlaştığı
ve derinleştiği gözlenmektedir. Bu ilişkiler ağının zamanla
iki aktör
arasındaki siyasi ilişkileri de yumuşatması beklenmelidir.
AB açısından en önemli sorun Rusya ile ilişkilerinde mahpuslar
ikilemine
yakalanmasıdır. AB ülkelerinin bireysel ulusal çıkarları
uğruna,
AB’nin ortaklık ruhundan uzaklaşmaları Rusya’ya karşı en büyük
pazarlık
gücü olan birliğin tek sesli olmasını engellemektedir.11 Öte
yandan
RF ve AB ilişkilerinin geleceği daha genel anlamda dünya
ekonomi
politikasındaki güç dengelerindeki değişmelerden, özellikle
ABD ve
AB arasındaki ilişkiler ve NATO gibi güvenlik yapılanmalarının
nasıl
evirileceği ile de yakından ilgilidir. |
|
. |
|
. |
|
.
|
|
 |