...................
...................
BİZDE İSTERİZ

Fehmi Koru
Yeni şafak

f.koru@yenisafak.com.tr

                         
...................
...................

Neyse, muhalefet sonunda Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile ilgilenmeye başladı ya, ters yönden de olsa, bu da bir şey. Yoksa, hükümetin bugüne kadar sergilediği 'özgürlükçü' tavra zıt olan TMK tasarısı, muhalefetin de göz yummasıyla, apar topar Meclis'ten geçecekti. CHP'nin, "Bununla Abdullah Öcalan'ı affedecekler" itirazı tartışmaya kapı aralamış oldu. Bakarsınız, ana muhalefet partisi, o kapıyı kullanarak, tasarının hak ve özgürlükleri daraltan, keyfi davranışları teşvik eden diğer maddelerine de karşı çıkar...

Tasarının özgürlüklerinin bir bölümünü geriye almaya hazırlandığı kesimlerin başında medya geliyor. Ak Parti tarafından çıkarılmış Basın Kanunu gazeteciler için hapis cezasını kaldırmıştı; TMK basına yeniden hapis cezası getiriyor. Gazete sahiplerine 1 trilyon TL'ye varan yüksek para cezaları da cabası. Tasarıyla 'terör' kapsamı genişletildiği ve 'terörün amacına hizmet' gibi esnek bir tanım da getirildiği için, TMK yürürlüğe girdiği andan itibaren yüzlerce basın dâvâsı açıldığını görebileceğiz. Bir savcının kararıyla gazete kapatılan eski devirlere geri dönülüyor...

'CIA işkence uçakları' şu sırada bütün dünyada tartışılıyor. Meğer Amerika, 'terör suçlusu' saydığı yabancıları oradan oraya gezdirerek işkence uygulamış... TMK tasarısıyla 'yetkili makam izniyle' böyle uygulamalar bizde de mümkün kılınıyor. 'İşkenceye sıfır tolerans' diye yola çıkılıp bu noktaya gelinmesini akıl gerçekten kolay almıyor.

Uzun yıllar TMK'nın 'propaganda suçu' ile ilgili 8. maddesini tartışmış ve fikir özgürlüğünü kısıtlayan bu maddeyi ancak AB uyum yasaları içinde kaldırabilmiş bir ülkeyiz. Eldeki tasarıda, fillî olarak aynı sonucu doğuracak maddeler bulunuyor. Bir defa terör suçu için 'cebir ve şiddet' şartı aranmasından vazgeçiliyor. Yalnızca 'terör örgütünün propagandasını' yasaklamakla kalmıyor yeni TMK, her yöne çekilebilecek 'amacının propagandasını yapmak' cümleciğiyle temel hak ve özgürlüklerin savunulmasını da yasaklamış oluyor.

Çocukları eyleme karışan anne-babalar cezalandırılıyor, sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları kolayca cezalandırılabilir hale getiriliyor... Gözaltına alınan sanıkların CMUK ile verilmiş haklarının çoğu kaldırılıyor yeni TMK ile; gözaltına alınanların yalnızca bir yakınına haber veriliyor, savunması tek avukatla sınırlanıyor, avukatın dosyayı görmesi kısıtlanıyor... Terör bahanesi kullanılabildiği taktirde, herkesin telefonları ve bulundukları mekânların dinlenmesi mümkün artık...

"Güvenlik güçlerinin terörle mücadelede elleri kolları bağlı" gerekçesinin tasarıyı hazırlayanlar üzerinde çok etkili olduğu anlaşılıyor. Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından "Hukuk dışı eylemlerin devlet tarafından hoş görüldüğü izlenimi bırakabilir" gerekçesiyle iptal edilen 'tutuksuz yargılama' uygulaması bile geri getiriliyor.

Soruşturma safhasında savunma hakkının kısıtlandığı, güvenlik güçlerinin aşırı şiddet kullandığı, işkence uygulandığı gibi iddialara muhatap edilirdi Türkiye; bu yüzden de, AB organları tarafından şiddetli eleştirilere muhatap edilmiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce (AİHM) yüklü para cezalarına çarptırılmıştı. Meclis gündemine girmiş TMK tasarısı, ihtiva ettiği maddelerle, Türkiye'yi yeniden AB'nin hedefi haline getirecek, AİHM'ndeki dâvâ yoğunluğu da yeniden artacaktır.

CHP keşke itirazını tek maddeyle sınırlamayıp hak ve özgürlükleri hedef alan kısıtlamalarda da sesini yükseltseydi. CHP'nin itiraz ettiği tek madde askerden tepki çekince tasarıdan ayıklandı çünkü. Peki de, hak ve özgürlüklerimizin siyasî sahibi yok mu bu ülkede?

Meclis, titiz hazırlanmadığı son gelişmeyle ortaya çıkan bu tasarıyı bütünüyle gündeminden çıkarmalıdır.