...................
...................
KÖTÜ BİR HABER
Okay Gönensin
Vatan Gazetesi, 05.04.2009
                         
...................
 
...................

Kimileri aşağıdaki haberi okuduğunda “Aman giderlerse gitsinler” diyecektir, işte o yüzden bu çok kötü bir haber; böyleleri var olduğu için de durum iyice utanç verici. Son iki ayda İstanbul’da yaşayan Türk vatandaşı yaklaşık 50 aile Türkiye’yi terk etmiş. Terk etmelerinin nedenleri belli. Türkiye’de ırkçı dalganın yükseleceğini ve “Gazze” gibi gerekçelerle kendilerinin tehdit altında kalacağını düşünüyorlar. Bulabildikleri çare Türkiye’den gitmek...

Bu haberle ilgili olarak biraz araştırma yapınca, daha onlarca Yahudi ailenin Türkiye’yi terk etme hazırlığında olduğunu öğrendik.



Müslüman olmayan azınlık vatandaşlarımızla ilgili acı veren siyasetler izlenmiş, azınlıklar Türkiye’den kaçırtılmıştır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanya’sından kaçan Yahudilere destek verilirken, Çanakkale Boğazı, güvenlik gerekçesiyle Yahudilerden “temizleniyordu.”

Bu siyaset, yabancı unsurları ülkeden yollayarak köylülere hayat alanı açma politikası rezaletiyle, 6-7 Eylül’deki utanç verici Vandallıkla devam etti. 1963’te İsmet İnönü, kendi anılarında da açıklamadığı bir nedenle büyük bir kitleyi, Türk vatandaşı Rumları Yunanistan’a gönderdi. Aynı günlerde “vatandaş Türkçe konuş” kampanyalarıyla bu insanlar rahatsız edildi, gitmeye zorlandı.

Amaç hep aynıydı; köy-kasaba kültürü yabancıyı sevmediği gibi onların yerlerine gözlerini dikmişti.

Bu süre boyunca Türkiye, Müslüman olmayan vatandaşlarını hep yurt dışına gönderdi. Kendi vatandaşını kovan bir devlet politikasının en kaba ırkçılık olduğu görmezden gelindi.




1980’li yıllarda yeni bir normalleşme süreci başlarken yıllarını başka ülkelerde geçirmiş birçok Rum ve Yahudi Türk vatandaşı tekrar ülkesine, Türkiye’ye dönmeye başladı. 90’lı yıllarda bu süreç devam etti. Asala krizi bitince başka ülkelerde bulunan Türk vatandaşı Ermeniler de sayısı üç beş de olsa, döndü.

Şimdi, 2009 yılında Türkiye’de yeniden bir ırkçı dalganın yükselmesinden korkanların ülkelerini terk ettiğini görmek gerçekten utanç verici bir durum.

İsrail devletinin politikalarına tepki göstermekle Yahudi düşmanlığını birbirine karıştıranlar ya da Gazze’yi bahane ederek Yahudi düşmanlığını tırmandırmaya çalışanların varlığı ortada. “Sözde solcu” CHP’nin açık ırkçılık yapan bir milletvekilini kınamaktan aciz olması ise hem utanç verici hem de korkutucu.

Sözün burasında kendisini “1960’ların çok-uluslu, çok-dilli, çok kültürlü İstanbul’unun çocuğu” olarak niteleyen Roni Margulies’e kulak verelim:

“(...) Gazze şeridini İsrail havadan ve denizden bombalamaya başladı. O gün ben Yahudi olmaya başladım yine.

Daha doğrusu oldurtulmaya başladım.

İlk Yahudiliğim değildi bu. Aynı şey iki buçuk yıl önce de başıma gelmişti. İsrail’in Lübnan’a saldırısı sonucunda da 34 gün Yahudi olmak zorunda kalmıştım.

Daha doğrusu, kaldırtılmıştım.

(...) İsrail silahlı kuvvetleri harekete geçtiğinde, Yahudi olmak zorunda kalıyorum... İsrail’in yaptıklarından herhangi bir sorumluluk hissettiğim için değil (...) Yahudi olduğum zannedildiği ve hatta olmam beklendiği için.

Bu zan ve beklenti, İsrail devletinin ve bu devletin savaşlarının dünyadaki tüm Yahudilerle ilgili olduğu (...) ve tüm Yahudilerin önce Yahudi olduğu inancından kaynaklanıyor. Sadece Türkiye’de kaynaklanıyor ama.” (Notos öykü, Nisan-Mayıs 2009)

Roni Margulies kendisini “1960’ların çok-uluslu, çok-dilli, çok-kültürlü İstanbul’unun çocuğu” olarak niteliyor.

2009 yılındayız, hâlâ aramızda ırkçılığın iğrenç bir durum olduğunu bilmeyenler, ırkçı olduklarını fark etmeyenler yaşıyor. Ve kimi vatandaşlarımızın onlardan korktukları için Türkiye’den kaçmasının utancıyla yaşamak durumunda kalıyoruz.