...................
...................
DÜNYANIN SÜPER GÜCÜ TÜRKİYE
Fatih Altaylı
HaberTürk Gazetesi, 25 Aralık 2011
                         
...................
 
...................
TÜRKİYE'nin "dünya gücü" olduğunu söylüyor bazıları.

Türlü örnekle.

Emin olun, aşağılık kompleksine sahip falan değilim ama bunu söyleyenlere gülüyorum sürekli olarak.

Aklıma "öküze benzemek isteyen kurbağanın" hikâyesi geliyor, belki ondandır.

Ben dünya gücü olmayı lafta aramam.
Çünkü lafta bulamazsınız.
Yapılana bakmak lazım.

Geçen gün birisi geldi yanıma bu teraneyle.
"Şöyle olduk, böyle olduk" diye anlatıyordu.

Basit bir soru sordum.

Çok basit:
"Ulan anlatıp duruyorsun. Sana küçük bir soru sorayım. Diyelim ki, Dünya'ya yaklaşan bir göktaşı var. Dünya'ya çarpacak ve sonunu getirecek. Bu göktaşını Dünya'ya çarptırmamak için yapılması gerekenler konusunda Türkiye'ye mi güvenirsin? Türkiye, dünyaya dönüp 'Merak etmeyin biz halledebiliriz' derse inanır mısın? Hadi sen inanırsın. Dünya inanır mı?"

Salak salak suratıma baktı.
"Ne alakası var abi" dedi.

Döndü çıktı.

Rüyasını bozmuştum galiba. Ya da uyurken açıkta kalan kıçını örtmüştüm.
Türkiye çağ atlamış!

Türkiye'nin biraz daha hızlı geliştiğini, Türkiye'de işlerin eskisine göre daha iyi gittiğini söylemek başka bir şey, Türkiye'nin "süper güç" haline gelmekte olduğunu, hatta geldiğini söylemek başka bir şey.

Bakın siz de böyle rüyalar görenlerdenseniz Allah aşkına açın Discovery Channel'ı seyredin ya da National Geographic'i.

Adamlar "Jüpiter'in uydusunda nasıl sondaj yaparız" diye proje üretiyorlar en basitinden.

Evrenin dibini görmeye çalışıyorlar. Uzaya yolladıkları teleskoplarla. Evrenin derken aslında zamanın.

Mars'a yolculuk hesapları yapıyorlar.

Uzayı dinliyorlar binlerce radyoteleskopla, oralarda yaşam var mı diye.
Bunlar çok mu yukarıda.

Peki yere inelim o zaman.

Tanrı parçacığını arıyorlar mesela.

Kutuplardaki buzların erimesini inceliyorlar. Ozonu gözlüyorlar sürekli.

Bütün hayvanları inceliyorlar mesela, belki insanlığa faydalı bir şey buluruz diye.

Genleri çözüyorlar.

Asabınız bozuldu mu yeterince, yoksa daha sayayım mı?

Biz neredeyiz peki?

İcadının üzerinden 150 yıl geçtikten sonra "Yerli otomobil yapabilir miyiz" diye hesap yapmaya başladık misal.

Deprem ülkesiyiz ama denizlerimizi inceleyecek sismik araç gereci yapmayı bıraktım, yapandan satın almaktan aciziz. Kızdığımız Fransızların gemisi çıkarıyor fay haritamızı.

Bu yüzden gülüyorum dünya gücü olduk diyenlere.

Kış geldi, havalar iyice soğudu.

Bu arkadaşlara daha kalın bir yorgan tavsiye ediyorum.

İyice örtünmeleri için.



Tunus hızlı toparlandı çünkü...

ARAP ülkelerini yakından tanıyan bir dostum Tunus'tan döndü geçenlerde.
İzlenimlerini anlattı.

Etkileyiciydi.

Biliyorsunuz, Arap Baharı denilen olay Tunus'ta başladı.

Diğerleri yalancı baharda kaldı ama Tunus epey bir mesafe kat etmiş anlaşılan.

Tunus'ta seçimler yapıldı. 217 sandalyeli parlamento oluştu.
9 parti meclise girmeye hak kazandı.

6 da bağımsız vekil.

İslamcı olarak bilinen Gannuşi'nin Ennahda Partisi 89 milletvekili çıkardı.
Ve İslamcı partinin 89 milletvekilinin 42'si kadın.

Neredeyse yarı yarıya.

41'inin başı örtülü.

3 parti şimdi bir koalisyon hükümeti kuracak.

İslamcı Ennahda, sol Tekatül ve liberal Mugtemer bir araya geldi. 24 bakanlığı paylaştılar. İki bakan da bağımsızlardan olacak.

Bu parlamento ve bu kabine yeni anayasayı hazırlayacak ve 1 yıl içinde yeniden seçime gidilecek.

Dostum çok etkilenmiş.

"Hiç diğer Arap ülkeleri gibi değil. Bin Ali gitti ve hemen düzen kuruldu. Kurumlar tıkır tıkır çalışıyor. Hiçbir kargaşa yok. Hiçbir başıbozukluk yok. Hemen normale döndüler" dedi.

"Niye biliyor musun?" diye sordum.

"Niye?" dedi.

"Çünkü Tunus kurulurken Türkiye'yi, Türkiye Cumhuriyeti'ni örnek almıştı. Atatürk'ün yaptıklarını taklit etmişlerdi. Tamam bir dönem diktatörlük geldi ama geçti gitti. Ama Türkiye Cumhuriyeti örnek alınarak kurulan devlet düzeni ayakta kaldı. Şimdi onun üzerine gerçek demokrasiyi kuracaklar da ondan" dedim.



Örnek bakan

TRT Genel Müdürü, Rojin'e "aşüfte" dedi.

Herkes gereken tepkiyi gösterdi.

Üzerine koyacak lafım yok.

Tepkiyi gösterenin ağzına, eline, kalemine sağlık.

Ancak tepki gösterenlerden birini anlayamadım.

O biri, Bülent Arınç.

Yani TRT'den de sorumlu olan bakan.

Hatırladığım kadarıyla Bülent Arınç da seçimlerden önce çeşitli kasetler medyaya sızdırılırken, aynı "tanımı" kullanmış, ve o kasetlerde görüntüleri bulunan kadınlar için "aşüfteler" demişti.

Bülent Arınç, şimdi TRT Genel Müdürü'ne kızmış.

İyi de adam, bağlı olduğu bakanı örnek almış belli ki.

Aynı jargon, aynı kelime.



NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Aşağılık adamların gücünün, başkalarının asla onlar kadar aşağılık olamayacağını bilmelerinden kaynaklandığını anladığımız zaman.