...................
...................
AKİF BEKİ O SÖZLERİ AĞZINA ALMAMALIDIR
Haber Merkezi
Oda Tv Gazetesi, 09 Ekim 2012
                         
...................
 
...................

Yeniden yayına başlayan Medya Mahallesi programında ikinci gün de Soner Yalçın ve Odatv tartışması yaşandı. Hükümete yakın görüşleri ile bilinen Akif Beki, Odatv ‘yi “haysiyet cellatlığı” yapmakla “belden aşağı vurmakla” suçladı.

Elbette bu sözlerin mucidi Akif Beki değil. Beki, yandaş medyada ne zaman Odatv davası konu edilse söylenen bir ezberi tekrar ediyor.
Peki Odatv bunları yaptı mı? Haysiyet cellatlığı ya da belden aşağı vurmanın peşinden gitti mi?

Bakınız, Türkiye’de son 10 yılda medyada da büyük bir değişim yaşandı. Hükümet ve cemaat medyası günden güne büyürken bağımsız medya küçüldü. Eleştirel gazeteciler işsiz kaldı, sansürlendi, tutuklandı.

Peki bu süreçte haysiyet cellatlığını bir tarz haline dönüştüren kimlerdi?

Yasadışı dinlemeler sistematik şekilde önce internette ardından hükümet ve cemaat medyasında yayınlanmadı mı? Bu dinlemeleri yayınlayan medya Akif Beki’nin gönül bağı olan medya değil miydi?

İnsanların özel hayatı önce hükümet ve cemaat medyasına, sonra savcılık iddianamelerine girmedi mi? Bu özel hayat bilgilerini yayınlayan, günlerce manşetlerde tutan, bir kampanyaya dönüştüren Akif Beki’nin yanında yer aldığı medya değil miydi?


YATAK ODASINA KAMERA

Yatak odasına yerleştirilen kameralar nasıl siyasetin konusu oldu? Hayati Yazıcı adına gönderilen bir maili gönderen kişi birkaç saat sonra tespit edilip baskın yapılırken, evlere gizli kamera yerleştirip yüksek teknolojili araçlarla kaydedenler nasıl bulunamadı? Diyeceksiniz ki; güçleri yetmedi! Peki bu videoları haberleştirenler, kampanyalaştıranlar kimlerdi? Baykal videosunu Akit yayınlamadı mı? O Akit her daim Erdoğan’ın uçağında Başbakan’ın en yakınında yer almadı mı? Başbakan basına “benim partimde olsa atardım” demedi mi? Konuşmalarında kaseti siyaset malzemesi yapmadı mı? Akif Beki, Erdoğan’ın eski basın sözcüsü olarak bunları bilmiyor mu?

Seçim sürecinde MHP’li 10 yöneticiyi birden istifa ettiren seks kasetlerinin internete düşmesiyle manşetlerine taşıyanlar kimlerdi? Seks kasetlerine gönderme yaparak istifa çağrılarında bulunanlar kimlerdi? Akif Beki’nin bir dönem çalıştığı, yoldaşlık yaptığı o gazeteler değil mi?

Albay Berk Erden’in karısının komutanıyla ilişkisi olduğunu iddia eden görüntüleri servis ederek Erden’in intiharına neden olanlar, Abdulkerim Kırcı’nın bir itirafçıyla aşk yaşadığını manşet yaparak intihara sürükleyenler, Ali Tatar’ın onurunu inciterek intihar ettirenler Akif Beki’nin çalışma arkadaşları değil miydi? Tatar’ın intiharının ardından “mermiye kafa attı” diye dalga geçenler de Akif Beki’nin dostları değil miydi?

Hepsini geçtik, Türkiye’de son yıllarda haysiyet cellatlığının sihirli kelimeleri “Ergenekoncu” ya da “darbeci” değil mi? Manşetlerle darağacı kuranlar Akif Beki’nin dava arkadaşları değil mi?

Uzatmayalım…


ODATV KAZANMIŞTIR

Odatv doğrularıyla yanlışlarıyla, günahlarıyla sevaplarıyla bu rüzgarın karşısında yer almıştır. Odatv’nin ahlaktan anladığı satırlar değil duruştur. Kimi zaman “yanlış yazdık”, “hata yaptık” demiş özür dilemiş ama duruşundan vazgeçmemiştir.

Odatv sadece internette değil mahkemelerdeki duruşuyla da şimdiden tarihe geçmiştir. Odatv yandaş medyanın uydurmalarıyla, ürettiği yalanlarla şişirdiği balonları elindeki iğnesiyle patlatmıştır. Odatv’nin iğnesi belgedir, yazıdır, kalemdir. Odatv bu sayede kara propaganda üretmek bir yana kara propagandayla mücadele etmiştir. Bu nedenledir ki duruşmalarda suçlamaya konu olan bütün haberlerinin doğruluğunu belgeleriyle ortaya koymuştur. Savcılara, hakimlere “gelin bu haberlerden hangisi yalan ortaya çıkaralım” çağrısı yapmıştır. Bunun karşısında en çok duyduğu kelime “sehven” olmuştur.

Bu özgüvenle “bir tane gizli kayıt yayınladık mı bulun” diye meydan okumuştur. Mahkemeye “gizli kayıtları haberleştirmiyoruz” açıklamalarını sunmuştur. Sadece iki tanesini buraya alalım…

http://www.odatv.com/n.php?n=odatv-bu-telefon-gorusmesini-yayinlamayacak--0609091200

http://www.odatv.com/n.php?n=odatv-o-ses-kaydini-yayinlamayacak-0802101200

Nihayetinde karar ne olur bilmeyiz ama duruşma salonlarında kazanan Odatv olmuştur.

Uzatmayalım dedik ama uzattık…


ZARA İÇİN NE YAZILMIŞTI

Dediğimiz gibi Odatv’nin gücü belgeciliğinde, olguculuğunda, gerçeğe bakışındadır.

Akif Beki’ye binlerce haber sunmak yerine sadece bir tane haber sunalım.
Bir dönem çalıştığı Yeni Şafak’tan. 30 Mart 2009 tarihli bir haber.
Haberin öznesi Akif Beki’nin sevgili eşi, Odatv’nin de sanatçı duruşundan hep saygıyla söz ettiği Zara.

Haberin başlığı “Darbe gecesi Meclis'te Zara konseri”.

Haberde Ergenekon klasörlerine giren telefon konuşmalarıyla Zara’nın Ergenekon Örgütü’nün darbe yapması durumunda Meclis’te şarkı söyleyeceği anlatılıyor. Tabii haber klasik olduğu gibi Ergenekon’la başlıyor, Devrimci Karargah ile devam ediyor.

http://yenisafak.com.tr/Gundem/?t=30.03.2009&i=178016

Aynı haber gazete gazete dolaşıyor. Zara’ya linçe dönüşüyor.

Her şey ortada değil mi? Akif Beki’yi utandırmak istemezdik ama mesele çok açık değil mi?

Akif Beki bizce medya hakemliği yapmadan önce özeleştiri yapmalıdır. “Haysiyet cellatlığı” “bel altı” gibi kendisini utandıracak sözleri söylememelidir. Türkiye’nin son 10 yılında hükümeti, cemaati, polisi, savcıları arkasına alarak yapılan gazeteciliğin günahlarıyla hesaplaşmaya çalışmalıdır. Onu “Medya Mahallesi’nin aykırı seslerini dengelemekle görevli komiseri” olarak değil, bir rengi olarak görmekten mutlu oluruz.