...................
...................
ALLAH GETİRDİ, DARBE GÖTÜRDÜ... 
Hikmet Çetinkaya
Cumhuriyet
Gazetesi, 6 Temmuz 2013 
                         
...................
 
...................

Bizim yandaş ve candaş kardeşler şaşkın, ne yapacaklarını bilmiyor...

Hüsnü Mübarek’i deviren Mısır halkının başkaldırısı değil miydi?

Tahrir Alanı’nı dolduran yüz binlerce insan ayağa kalkarken candaş ve yandaş kardeşlerimiz yazdıklarını unutmuş.

Şimdi hep birlikte haykırıyor, manşetler atıyor, yorumlar yapıyor, demokrasi ve özgürlükten söz edip, General El Sisi’nin ABD yanlısı olduğunu vurguluyor:
“Mursi sırtından hançerlendi!”

Mübarek, askeri darbeyle devrilirken bizim yandaş ve candaş takımı şöyle diyorlardı:
“Tahrir devrimi!”

Ne Mübarek’in ne de Mursi’nin devrilmesi devrim falan değil askeri darbedir!

Kimse kıvırmasın!

O zaman da aynı şeyi söylemiştim bugün de!

Önce bunda anlaşalım!

İkincisi dört yılda bir sandığa gidip oy kullanmak yani seçimlere gitmek elbet demokrasinin ilk ayağıdır.

Sandıktan çıkan kişi yüzde kaç oranında oy alırsa alsın çoğulculuğu savunur, çoğunluğu değil.

Şimdi AKP’lilere soruyorum:
“Siz Mısır’da ordu ve NATO müdahalesini destekleyip, devrim yapıldığını savunmadınız mı?”

Savundular!

Şimdi Mursi’ye karşı yapılan ABD destekli darbeyi kınıyorlar, seçimle gelenin seçimle gideceğini öne sürüyorlar!

Bunu iki yıl önce Mübarek için de söyleyecektiniz...

Bugün Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin hangisinde demokrasi ve özgürlük var söyler misiniz?



Darbeler ülkeleri ileri götürmez!

Biz toplum olarak bunları yaşadık!

Mısır ordusu ABD’ye göbekten bağlıdır...

İktidara kim gelirse gelsin, genelkurmay başkanı ABD’nin her dediğini yerine getirir.

General Sisi, muhafazakâr bir generaldir diğerleri gibi ve bir yıl önce Mursi tarafından genelkurmay ve milli savunma bakanı olarak atanmıştır.
Mursi’nin amacı, Mısır ordusunun içindeki cuntacı öğeleri kıskaca alıp daha sonra hepsini tasfiye etmekti Sisi’yle birlikte.

Sıradan bir fetva yargıcı olan Adli Mansur da iki ay önce yine Mursi tarafından anayasa mahkemesi başkanlığına getirilmişti.

Mansur da şimdi geçici cumhurbaşkanlığı koltuğunda...

Ortadoğu halkları 100 yıldır darbelerle, gerici iktidarlarla, krallarla, diktatörlerle yönetiliyorlar.

İslamın en katı kuralları bu ülkelerde uygulanıyor...

Kadınlara baskı ve şiddet bu gibi ülkelerde.

Tüm bunlar Ortadoğu halklarının umut rüzgârını engelliyor, yeni gelen kuşaklar bu engellerin kaldırılması için bir arayışa giriyor...

Arap Baharı’nın sevincini yaşayanlar Ortadoğu’da açlığın, yoksulluğun, işsizliğin batağında...

Kaderci ve boynu bükük!

Mısır’da ve diğer Ortadoğu ülkelerinde sokağın ve meydanların dilini anlamayan liderler, dinsel öğelerle halkı avuçlarının içinde tutmaya çalıştılar ama beceremedi.

Bu yüzden bu tür ayaklanmaların bu ülkelerde sonucu bellidir:
“Askeri darbe!”

Bunu Irak, Suriye, Libya gibi ülkelerde yapma olanağınız olmaz.
Olur da, sonunda işler arapsaçına dönüşür tıpkı Irak ve Libya’da olduğu gibi...



Mısır’da darbe Mursi’ye değil halka yapılmıştır. Bir Mursi gider bir Mursi daha gelir.

Acı ama gerçek olan Ortadoğu halklarının geleceğini kendileri değil emperyal güçler belirlemiştir bugüne dek...

ABD yönetimi bu darbeden hoşnuttur, tıpkı kimi AB ülkeleri gibi...
ABD, Mısır’da halk eylemlerini denetlemek, kendi ulusal çıkarlarını korumak, Ortadoğu’da dengeleri sağlamak için darbeyi yaptırmıştır.
Bunun en kestirme yolu orduya “düğmeye bas” demesi yeterlidir...
Demokrasi laiklik temelinde yükselir... Sandık demokrasinin ilk adımıdır. Ondan sonra atılacak adımlar önemlidir.

Askeri darbelere alkış tutulmaz!..

Bir de!

İslamcılıkla demokrasi yaşam biçimi hiç mi hiç olmaz...

Mursi ne demişti cumhurbaşkanı seçildiği gün:
“Beni” bu yüce makama Allah getirdi!

Eee!

Ordu da ABD desteğinde indirdi...