...................
...................
ULAN N'APTIN, SEN BAŞBAKANSIN BE!

Hakan Aksay
T24 Gazetesi, 01 Aralık 2013

                         
...................
 
...................

Takdir-i ilahi!..

54 kişi Hakk'ın rahmetine kavuştu.

Ne diyelim, Allah rahmet eylesin.

Eee?..

Yas ilan et, bayrakları yarıya indir, cenaze marşı falan...

Felaket yerine birkaç bakan gönder. Hatta bizzat git.

Ulusa sesleniş konuşması yap.

Duygulandığını göster. Sesini titret. Daha olmazsa ağla...

Onu da biz mi söyleyeceğiz sana!

Ya sen ne yaptın?

Tuttun istifa ettin.

Böyle başbakanlık mı olur be?..

Liderlik mi bu ya?..

Millet seni seçmiş. Görev defalarca sana verilmiş.

Üç yıl önceki son seçimlerde de parlamentodaki 100 koltuğun 33'ünü almışsın.

Dahası Yunanistan falan kıvranırken, sen küçücük ülkende dev adımlar atarak finans krizini çözme noktasında başarılar kazanmışsın.

Herkes senden memnun.

Dünya senin genç ve başarılı bir yönetici olduğundan bahsediyor.

Eee?...

E gençsin ya işte, ondan anlamıyorsun herhalde.

42 yaşındasın ve daha toysun.

Gerçi ben senin yaşındayken Büyükşehir Belediye Başkanı'ydım.

Maalesef senin yerel yönetim tecrüben yok.

Bu iş öyle Almanya'da ve Amerika'da yaşamış olmakla, 4-5 dil bilmekle, kitap yazıp entel-dantel konuşmakla falan olmaz, kardeşim...

Halkın nabzını tutacaksın.

Onlardan biri olacaksın.

Mağdurluğundan utanmayacaksın. Tersine bu durumdan zafer çıkarmasını bileceksin.

Ve iktidara bir geldin mi... her seçimde oyunu arttırmak için elinden geleni yapacaksın.

Ayrıca morali yüksek tutma noktasında hiçbir şeye aldırmayacaksın.

Sen ne yaptın?

Riga'da bir süpermarket çöküp de altında kalan 54 kişi ölünce...

Yani tabii, Allah rahmet eylesin de...

Takdir-i ilahi, haliyle...

Sen tuttun istifa ettin.

Ya olur mu bu ya!..

Ulan sen koskoca Başbakan'sın be!..

Birkaç kişi Hakk'ın rahmetine kavuştu diye sorumluluktan kaçılır mı hiç!..

Halka hizmete adamışsın kendini. Geceni gündüzüne katıyorsun. Ne tatil, ne bi şey...

Sen mi diktin o süpermarketi, kardeşim?

Yapanı at içeri! Ya da, ne bileyim, o gün nöbetteki polisleri bekçileri falan cezalandır.

Olmadı, Riga Belediye Başkanı Nils Usakovs'u görevinden al.

Üstelik bir ay sonra devletin Euro Bölgesi'ne girdiğinde başarının sahibi yine sen olacaksın, millet seni kutlayacak.

Ya biraz dur! Biraz sabret be!

Sen kendi işine bak!

Ortalığı karıştırma!

Dünya alemin aklını bulandırma!

Ertesi gün de başka bir gündem yarat!

Mesela, Letonya'daki evlilik dışı ilişkileri falan tartışmaya aç!

Şimdi sana bizim, Uludere'yi, Reyhanlı'yı, Gezi'yi, iş kazalarını ve daha yüzlerce badireyi nasıl atlattığımızı bir anlatsam şaşarsın... Aklın durur...

Ya zaten bu yabancılar yok mu! Görevden kaçmak, istifayı basıp gitmek noktasında hep bahane ararlar.

Hatırlıyor musunuz, komşu Bulgaristan'da geçen Şubat ayında polis elektrik faturalarının yüksek gelmesini protesto eden göstericileri hırpaladı diye Başbakan Boyko Borisov istifa etmişti.

Hey Allahım... Biraz sopa yediler diye incileri mi döküldü sanki...

2011 yazındaki deprem ve tsunamiden sonra Japonya Başbakanı Naoto Kan görevi bırakmıştı.

Ya deprem olmuş! Allah'ın felaketi ya! Sen Tanrı mısın be!..

Birileri fi tarihindeki bir olayla ilgili yolsuzluk iddiası ortaya attı diye Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff da tuttu 2012 Şubatı'nda istifa etti.

Yine o sıralarda, aynı şekilde Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Schmitt de görevi bıraktı. Hem de neden? Güya yıllar önce yazdığı doktora tezinde başka kaynaklardan çalınma bölümler varmış.

Bunlar hizmetten kaçmanın gerekçesi olabilir mi! Bu ne dirayetsizliktir!..

Hatta 2 yıl önce Güney Kore'de elektrikler aniden kesilivermiş de, Bilgi Ekonomisi Bakanı Choi Joong-kyung istifa etmişti.

Tövbe tövbe!

Ya Papa 16. Benedikt bile 9 ay önce turp gibiyken bıraktı gitti be!..

Şimdi de...

Eyy, Valdis Dombrovskis!

Bi market krizini bile yönetemedin, yazıklar olsun!

Tuttun istifa ettin.

Sen n'aptın ya!

Başbakanız biz be!..