...................
...................
KENDİNİ TANRI ZANNEDEN ARKADAŞ

Ertuğrul Özkök
Hürriyet Gazetesi, 20 Şubat 2014

                         
...................
 
...................

GOOGLE’a girin...

“Ayakkabı kutusundaki paralar” yazın...
2.5 milyon sayfa açılıyor.

“Bakan çocukları” yazın...
12.5 milyon sayfa açılıyor.

“Alo Fatih” yazın...
3.6 milyon sayfa açılıyor.

Gezi olaylarında öldürülen İsmail Korkmaz’ın adını yazın.
5 milyon sayfa açılıyor...



Sen oradaki, yükseklerdeki, kendini Olimpos Dağı’nın tepesinde ölümsüz tanrı zanneden arkadaş...

Sana sesleniyorum...
Bu rakamlar nedir biliyor musun?

Bir dönemin kayıtlarıdır.
Bir dönemin, sonsuza kadar bir “tık”lık mesafede kalacak kanıtlarıdır.

Savcıları değiştirebilirsin.
Hâkimleri sürebilirsin.

Artık dilinin ve baltanın, satırının ucundaki HSYK’ya istediğini yaptırabilirsin.
İnternet yasakları koyabilir, mahkeme kararı olmaksızın herkesi dinleme yetkisi vermeye hazırlandığın MİT’inle ortalığı kasıp kavurabilir, hatta gazetecilere telefon açıp Alaattin Çakıcı raconları kesebilirsin.



Ben biliyorum.
Bazı insanları bir süre için korkutabilir, sindirebilir, susturabilirsin.

Ama sen de bil ki...
Herkesi sonsuza kadar susturamazsın.

Demek istiyorum ki...
Ayakkabı kutularından saçılanlar, bakan oğullarının evlerinden çıkanlar...

Havuzlarda toplanan 630 milyon dolarlar var ya...

Gezi olayları sırasında “benim polisim” deyip de sırtını okşadığın, göğsüne İstiklal Savaşı madalyası taktığın polisinin öldürdüğü o çocuklar var ya...

Bil ki hepsinin hayatı, öldürülüşü, mezarları bir “tık”lık mesafede...

Bugün savcıların yerini değiştirip, her davaya istediğin savcıyı tayin edebilirsin...
Hâkimleri korkutup, sindirip mahkemelerde istediğin kararları çıkarabilirsin...
Meclis’i toplayıp Anayasa’yı iptal eden kanunlar çıkarabilirsin...

Ama bil ki...

Bu yolsuzlukların, bu ölümlerin, bu rüşvetlerin, bu ayakkabı kutularının hesabı bir gün mutlaka sorulacak.

Bugün değilse yarın.
Yarın değilse öbür gün.
Öbür gün değilse bir gün...

O delillerle, şahitlerle, belgelerle dolu milyonlarca sayfa, bir “tık”lık mesafede gününü bekliyor...



Arkadaş bil ki...

Tarihi sen değil, o sayfalar yazacak...

Çünkü onları silmeye gücün hiçbir zaman yetmeyecek...


Yok, bu fantezi yazıları olmadı

EMİNİM, Kabataş olayı Türkiye tarihinin en büyük yalan ve provokasyonlarından biri olarak tarihe geçecek.

Ben hâlâ ve ısrarla aynı yerde duruyorum.

Eğer Gezi’ye katılan insanlar, arabasında çocuğu ile oradan geçen bir kadına saldırıp yerlerde sürüklemiş, dövmüş, tartaklamışsa ve başka şeyler de yapmışsa...

Ve bunun delili de varsa...

Ve o adamlar veya kadınlar bulunup suçlulukları ispatlanırsa, herkesten önce ben suratlarına tükürmeye hazırım.

Gezi’ye katılan çocukların tamamının da benim gibi düşündüğüne eminim.
Ama aradan 8 ay geçti ve hâlâ tek bir delil yok...
Sadece kadının ifadesi var.

O nedenle bu olayı iktidarın bir provokasyonu olarak görenlere ben de hak veriyorum.
Ama hiç hak vermediğim bir şey var.

Genç kadını eleştirirken içine cinsel fantezileri karıştıranlar, yazılarına fantezi başlıkları atanlar var ya...

Onlarla ne aynı taraftayım ne aynı fikirdeyim.

Olay ne olursa olsun bir kadının haysiyeti ile oynamak doğru değil.

Tabii bir erkeğin haysiyeti ile de oynamak yanlış.


Kanunsuz, ahlaksız haysiyetsiz, iffetsiz

İKİ yıl önce Beşiktaş Adliyesi’nde önüme, kendi konuşmalarımın yanında, eşimin evde çalışanlarla yaptığı konuşmalar da konulunca isyan etmiştim.

“Hadi benimkilerini koyuyorsunuz... Benimle konuşan insanları... Eşimi-kızımı niye dinliyorsunuz? Söyleyin Başbakan’a bir gün onun başına da gelebilir bunlar” demiştim.

Dün, Başbakan’ın kızının illegal dinlenmiş bir konuşmasının internete konduğunu okudum.

İçeriğini bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Bana içinde en küçük bir suç unsurunun bulanmadığını söylediler.

Olsa bile, illegal yoldan dinlenmiş bir kaseti dinlemeyi içime sindiremem.

Siyasi mücadelenin bir centilmenler anlaşması, altına inilemeyecek bir haysiyet çizgisinin olması lazım.

Bu mücadelede kanunsuz, ahlaksız, haysiyetsiz işler yapılıyorsa buna hepimizin karşı çıkması gerekir.

Başbakan’a istediğim kadar kızayım, öfkeleneyim.

Bize yaptığı haksızlıklar dağlar kadar büyük olsa da, siyasi mücadelesini, her şeyi çarpıtarak, haksız suçlamalar yaparak yine bizim üzerimizden yürütse de...

Aile üyelerinin, yakınlarının telefonlarının illegal yollardan dinlenip, servise konmasına isyan ediyorum.

Ve açıkça ifade ediyorum.

Bu iş illegaldir, kanunsuzdur, suçtur, ahlaksızdır ve haysiyetsizdir...