...................
...................
ASİL OLMAK YA DA DAVRANMAK YETERLİ Mİ ACABA?   -2
Sedat Kaya
14 Haziran 2005
                         
...................
 
...................

Resul Nikbay
26.06.2005

Merhaba,

Sedat bey ve Elif hanımın tartışmalarını zevkle okudum. Ikiside kaliteli insanlar, savundukları fikirleri hayata bakış açıları ile tamamen doğru ikisine de oldukça değer veriyorum. Yukarıda savunulan fikirler ne olursa olsun, ekonomik yönden oldukça geri kaldığımız bır gerçek. Önemli mevkilerde olan bireylerimizinde toplumumuza ve kültürümüze katkıları koca bir hiç.

Eğitim durumumuzla ilgili konuya gelecek olursam son 10-15 yıl içinde almış olduğumuz mesafa oldukça büyük. Dilerim bunun devamı artarak gelir. Ayrıca aklıma takılan bir soruda; yıllardır inşaatçılık ve onun türevi olan mesleklerle uğraşan Çerkeslerimizin neden ulusal bazda ihale alabilecek boyutta birkaç olgunlaşmış firması yok hiç düşündünüz mü?

Saygılarımla.


Sedat Kaya
27.06.2005

Murat bey, Elif hanım ve Resul bey,

Aslına bakacak olursanız Elif hanım dışında sahibi olduğum bu konuya pek ilgi gösteren olmadığını düşünüyordum ki, Elif hanımla olan çatışmamızın sessizce izlendiğini farkettim. Gördüm ki, her üçünüzde adımı zikretmişsiniz ve böylece bana tekrar bir kaç cümle söylemem için zemin yaratmışsınız.

Dikkat ederseniz bu sitede yapılan yorumların çoğunda ortak temenni, birlik beraberliğin sağlanmasına yönelik. Ancak birlik beraberliği, kullanılan bu üslup ile mi sağlayacağız?

Murat
t bey nezaket gösterip "keskin ve sivri" tabiri kullandı Elif hanımın üslubuna ama ben iddia ediyorum hala, bazı bölümleri hakaret içeriyordu. Bunu Elif hanıma hatırlatmama rağmen hiç üzerine alınmadı.

Birlik beraberlik sloganları atılan bu siteyi tesadüfen gördüğümde hiç tereddütsüz hemen üye olmuştum. Ancak geçen kısa süre zarfında kendimi sorgulamaya başladım; "acaba doğru yerdemiyim?" diye.

İnsanlarımızın muhabbet etmedeki başarılarından sanırım sözetmeye gerek yok. Yorumlarda kullanılan Türkçe kalitesi son derece yüksek. Ilk yorumumda bu konudaki övgülerimi de yazmıştım. Kültürümüzü bilmeyen, dışarıdan herhangi biri buradaki yorumları okusa, eminim ne kadar dinamik, aktif ve kültürlü bir toplum olduğumuz sonucuna hemen ulaşır.

Benim iddiam ise, Türkiye'de yaşayan bir çok toplum arasında etkinliğimizle pek de ön plana çıkamadığımız. Dürüst, hanımefendi/beyefendi, gururlu gibi yakıştırmaları yeterli bulmuş (bu değerlerin yüceliğini savunmadığım düşünülmesin sakın), bununla yetinmişiz. Türkiye gerçekleriyle yüzleşmekten korkup, bence biraz zamanın gerisinde kalmışız.

Gidişatın iyi yönde olduğunu iddia ettiğim sonucu çıkarılmasın ama hoşumuza gitse de gitmese de bir gerçek var ki; Türkiye ve dünya kendine bir yol bulmuş, o yönde ilerliyor. Hayal kurmayalım, bu gidişatı durdurmak veya istediğimiz formata sokmaya gücümüz yetmez. Dünya ile entegre olmayıp kabuğumuza çekilmeyi düşünemeyeceğimize göre tek çıkar yol kalıyor. Unutmadan, tartışmanın formatını Elif hanım ile kısır çekişme formatına sokmaktaki katkımdan ötürü bu başlık altında yorumları okuyan arkadaşlardan özür diliyorum..

Saygılarla.


Muratt
28.06.2005

Elif Hanım
,

Öncelikle şunu ifade etmem gerekiyor: Size yazdığım cevap redakte edilmiş bir şekilde sayfaya aktarılmış."Savaş uçaklarının birbirlerine yaptıkları" kelimeleri bana ait değil. Sinir katsayınız hakkında tecrübeli redaktör arkadaşlar, "teşbihte kusur olmaz" sözüne rağmen, sizin göstereceğiniz tepkiyi azaltmak için benzetmemi açıklamak gereği hissetmişler.

"
İzleme" mevzusuna gelince; "it dalaşı" izlenir küçük hanım (ya da büyük). Sedat beyle karşılıklı yazışmalarınızı ben böyle değerlendiriyorum. Bu cümleyi "it dalaşınızı anlıyorum" şeklinde değiştirirseniz; anlam düşüklüğüne, anlatım bozukluğuna yol açarsınız. Belki ileriki yıllarda ÖSS sorusu olarak önünüze bile gelebilir bu cümle.

Yani "izlemek" kelimesi yaptığım benzetmeyi tamamlayıcı niteliktedir; Türk kültüründen aldığım bir özellik, acayipleşen tarafım değildir. Insanların anlamadan sadece izleyerek fikir açıklamaları yapamayacağını da biliyorsunuzdur eminim. (Yazımın devamında "anlama" konusuna tekrar döneceğim.)

Ayrıca yapacağım açıklamalarla taraf olmaktan çok nerede durduğumu açıklayacağımı yazının başında belirtmiştim. Yine cevabımı niçin size yazdığımı da ifade ettim ki, bana verdiğiniz cevaba bakarak, size yakıştırdığım sıfatların pekiştiğini yeri gelmişken söylemeliyim.

Muhteva ile ilgili konulara gelince; Sedat beyin Çerkeslerin maddi olanakları ve bunun sonuçları hakkındaki değerlendirmelerine "katılmadığımı", "yazıyı iyi okuyan" herkes anlayacaktır. Çerkeslerin kendi kimliklerini yeterince tanıtamaması nedeniyle "pasif" nitelemesinde bulunduğumu söylemiştim. Çerkeslerin maddi yetersizler yüzünden doğru karar alamadıklarını da kabul edilebilir bir yaklaşım olarak görmediğimi de yazıdan çıkarabilirsiniz. Varlıklı insanlar doğru karar almayı sağlayacak özelliklerle doğmazlar. Aldıkları kararları daha kolay yaşama geçirme olanaklarıyla doğarlar.

Şimdi gelelim sizinle aynı görüşü paylaşmadığım konuya (diğer bir deyişle size cevap yazmamdaki nedene)
sözlerime. Beni hayal kırıklığına uğrattığınızı söyleyerek başlamam gerek maalesef. Sedat beyle atışmanızı (fikir alış-verişi ve "izlemeye" değil "anlamaya" yönelik diyaloglar olarak tanımladığınız beyinsel aktiviteleri) beğenmemdeki temel nedenlerden biri kavrama etkinliğinizin üst düzeyde olduğunu düşünmemdi.

Ancak görünen o ki, Çerkesler ve Kürtler arasındaki karşılaştırmamı yanlış anlamış, yorumlamış ve de yanıltlamış pardon yanıtlamışsınız. Kültürel hak olarak Çerkeslerin isteyebileceği en üst sınır olarak, Çerkesce eğitim veren bir okul olduğunu söylemiş, Kürtlerin bununla yetinmeyip bu okulun önündeki direkte farklı bir bayrağa varan talepleri olabileceğini belirmiştim (belirttiğimi sanmışım). "Sonrası toprak ve bayrak isteği olur" sözlerinizi ben Kürtler için sarf etmiştim.

Diasporada (anavatandan uzakta) yaşayan Çerkeslerin toprak talebinin olamayacağını, aklı olan herkesin görebileceği gibi benim de görebildiğimin altını çizdim. Yazımın devamında yer alan, bu ülkedeki kimliklerin farklı tarihlere sahip oldukları ifadesi, görüşümü destekler doğrultudadır.

Çerkeslerin siyasi yol haritası çizilirken, Kürtleri model alamayacağını yine bu farkı işaret etmek için belirttim. Şimdi benim de aklıma "anlama" konusu ile ilgili Cem Yılmaz'ın birçok esprisi geliyor ama bu esprilerin bu sayfalarda yer alabileceğini sanmıyorum.

Neyse..
.

Özellikle üzerinde durduğum "Çerkes kimliğinin korunması ve tanıtılması" bugünün şartlarında "siyasallaşma"dan daha önceliklidir. Kendi kimliğinizi tanıtamadığınız bir ortamda,başlayacağınız siyasi süreçte sizi zor dönemlerin beklediğini görmek için kahin olmaya gerek yoktur. Insanların kafasında soru işaretleri taşıdığı bir oluşuma sıcak bakmayacağı da aşikardır. Bugün sokaktaki insana Çerkes kimliği ile ilgili yönelteceğiniz soruya "Çerkes tavuğu çok lezzetli" ve "Çerkes kızları çok güzel" dışında üçüncü bir yanıt alamazsınız.

"Kendimizi ifade etmeme ya da edememe" sorununu çözmemiz gerekiyor. Burada başlıca görevlerden biri, sizin de bahsettiğiniz, derneklere düşüyor. Türkiye'de faaliyetlerine devam eden Kafkas dernekleri "dışa dönük" değil, "içe dönük" bir işlevi yürütüyor. Çerkes kimliğini tanıtıcı etkinlikler yerine, üyeleri toplayıp düğün yapmak daha cazip geliyor sanırım. Kültürünüzün kaybolmaması için çaba harcamak güzel bir davranış; ancak unutulmamalıdır ki, derneklerin kuruluş amacı "temsil" görevini yerine getirmektir.

Birkaç gün sonra 5.Uzunyayla Kafkas Kültür Festivali yapılacak Kayseri'de. Bildiğim kadarıyla, katılım oranına göre, Türkiye'deki Çerkeslerin en büyük kültürel etkinliği. Böyle bir festivalden Çerkesler dışında kimsenin haberi yok. Kendi kimliğini "doğru anlatmak" için bundan daha iyi fırsat olabileceğini düşünmüyorum. Aşağı yukarı yapılacak gösterileri hepimiz tahmin edebiliyoruz. Önemli olan bizim dışımızdaki insanlara orada ne yapıldığını anlatmak. Bunun için de tanıtım konusunda adımlar atılmalı(ydı). Mesela açılışı ya da kapanışı Lorena McKennitt konseriyle yapabilirsiniz (Her ne kadar kendini Kelt yani Irlandalı hissettiğini söylese de, Çerkes atalarını inkar etmiyor. Bence bu açıklamaları bile Türkiye'de yaşayan Çerkeslerle paralellik gösteriyor.

"Aidiyet" duygusundaki bu karmaşıklık bizde de var benim kanaatim. Bu konuyu başka zaman ele alırız.) Yine bu çerçevede 21 Mayıslarda derneklerin düzenledikleri toplantılar, kendini ve tarihini anlatmaya yönelik fırsatlar olarak "etkin" bir şekilde kullanılmalı. Toparlarsam, oluşturulacak (ki, daha oluşmamış) kültürel birlik, öncelikle kendini "doğru" ifade ederek ve "tanıtarak" işe başlamalı. Şu an "siyasallaşma" parolasıyla yola çıkarsanız, yapacağınız açıklamalar "halkımızı endişeye sevk etmekten öteye gitmeyecektir". Dün akşam herhangi bir kanalın haber bültenini izlediyseniz yazdıklarımı daha kolay değerlendirirsiniz. Umarım bu kez beni doğru anlamışsınızdır Elif Hanım.

Konu ile alakalı olarak yazdığınız yazıların tümünü okumadığım eleştirinize, yazdığım tek yazının en önemli yerini yanlış anladığınız cevabını vermem sizin için yeterli olacaktır. Biraz daha dikkat.

Lütfen... Lütfen... Lütfen...

Saygılar.


Muratt
28.06.2005

Sedat Bey,

Elif hanıma yazdığım yazının giriş bölümünde değindiğim gibi karşılıklı yazılarınızı büyük bir keyifle okudum, "anladım" ve fikirsel münasebetinizi it dalaşına benzettiğim için "izledim". Çerkeslerin ekonomik şartları dolayısıyla doğru kararları alamadıkları görüşünüze katılmadığımı bir kere daha belirterek, sorunu "kimliksel pasifliğe" bağladığımın altını çiziyorum.

Günümüz Türkiye’sinde yaşayan Çerkeslerle ilgili saptamalarınızın ve görüşlerinizin bir kısmının fikirlerime yakın olduğunu da söyleyebilirim. Konularla ilgili görüşlerimin ayrıntılarını, Elif Hanım'a hitaben yazdığım cevapta aktardım. Başka sayfalarda buluşmak üzere.

Saygılar.


Sedat Kaya
28.06.2005

Muratt Bey,

Muhabbet etmedeki üstün başarımızından söz etmiştim bir önceki yorumumda. Beni teyit edercesine, güzel bir Türkçe ile özellikle Elif hanıma ve kısa da olsa bana muhatap olarak yazmışsınız. Işte genelde bizim insanımızın meziyeti burda bitiyor; çok laf az iş. Devamında ise ekonomik yetersizlik. Ancak sizin sözlerinizin Elif hanımla çok benzeştiğiniz bir özelliği var; kibir dolu (Çerkeslerde yaygın bir özelliktir ama bu kadar pik yapanıyla pek karşılaşmadım), hatta biraz da uk
alalık derecesine varacak kadar itici. Başkalarının akıl veya zeka seviyeleriyle dalga geçecek kadar da küstah. Akıl veya zeka seviyesinin süslü sözcüklerle ölçülmediğini bilmeniz gerekirdi. Sizin yapınızdaki birinin kalkıp da dernekleri eleştirmesinden daha komik bir şey olamaz. Işte yukarıda bahsettiğim ve sizi örnek olarak gösterdiğim yaklaşımlardır insanlarımız arasında samimiyetin olmaması. Derneklerle diyalog içinde olmak gibi bir istek bu yüzden uyanmıyor bende.

Bu arada başka sayfalarda da görüşemeyeceğiz zira CircassianCanada yetkililerinden beni üyelikten silmelerini rica ediyorum.

Saygılar ve iyi sohbetler(!)


CircassianCanada
28.06.2005

Sayın Kaya,

Üyeliğinizi elbette arzunuz üzerine silebiliriz. Ancak bu bir bakıma bize haksızlık olmuyor mu? Biz katılımcı olan her konuğumuzun denetimini yapmaktan artık birazda utanır olduk. Sayın Muratt yazısının ilk satırında bunu da belirtiyor zaten.

Önceden ''din'' konuşulduğu için gerilim oluyor diye düşüncelerini açıklayan katılımcılarımız olmuştu. Görüyorsunuz ki, her konuda aynı gerilim yaşanıyor. Bu sadece burada değil hemen hemen her sitenin forumlarında bu tür keskinleşmeler oluyor.

İşin özünde Haftanın Yorumu'nda da belirttiğimiz gibi Çerkeslikten inanılmaz uzaklaşmışız. Elif hanım, siz, Muratt bey ya da biz; yanlış şeyler yazıyor olabiliriz. Ancak eleştiri ya da düşüncelerimizi belirtirken kullandığımız deyimlere bile özen göstermeliyiz diye düşünüyoruz. Muratt bey bir hanıma yanıt verirken ''It Dalaşı'' teşbihini kullanıyorsa, biz bunu yumuşatmamaıza karşın ısrarla yazmasında; artık biz ne yapabiliriz?

Üyelikten ayrılmanız hiç sorun değil. Ancak ilişkilerimizi kopartarak toplumumuza nasıl katkımız olacak?

Sizden ricamız seviyeli uslubunuzla insanlarımıza düşüncelerinizi aktarmaya devam ediniz. Muratt beyin sizden özür dileyeceğini tahmin ediyoruz, umuyoruz.

Saygılarımızla.


Elif
28.06.2005

Selamlar,

Sayın Kaya
, kendinizi sorgulamaya başlamışsınız buna katkı yaptığım için üzülsem mi sevinsem mi bilmiyorum. Üzülmeme sebep sitede neden olduğunuza dair kaygılarınız. Sevincim ise sorgulanan ne olursa olsun bizi zorlasa da doğru olana yolculuk için ilk adımdır. Benimle ilgili yaptığınız yorumlara gelince çok uzaması ve kişiselleşmesi bakımından hiç birine cevap vermeyeceğim. (...)

Sayın Muratt,

Yöneticilerin saygı kurallarına uymayan cümleleri kestiklerini biliyoruz bunu ben kendi adıma hiç yaşamadım. Fakat sizin yazılarınız kesintiye uğradığına göre kimin sinir katsayısına kurban olup vahim cümleler kullandığı deliliyle ortada. Ki, bu yazınızıda da kesilmesi gereken cümleler olmasına rağmen kesilmemiş, buna sevindim sizi daha net tanımış olduk.

İzleme konusundaki tespitinize gelince it dalaşı izlenir demeniz çok ilginç. Ben şahsen hiç it dalaşı izlemedim. ''Dalaşanları'' izlemek ve bundan zevk almak, nasıl bir psikolojinin eseridir, yorumunu katılımcılara bırakıyorum.

Yaptığınız açıklamalarda taraf olmaktan çok; nerede olduğunuzu belirtmek niyetindeyken, ben nedense bütün niyetlerinizi alt üst ettim değil mi sayın Murattt? Siz değilsiniz ilk yazınızda yöneticilerin düzelttiği cümlenin sahibi. Tarafsız olmak adına hayvanlardan örnek verip ''teşbihte hata olmaz'' kurnazlığıyla manevra yapanda siz değilsiniz değil mi?

Şimdi gelelim benim kavrayamadığımı düşündüğünüz konuya. Ben sizin Çerkes halkını Kürtlere benzettiğinizi iddia etmedim. Sizinde belirttiğiniz gibi kültürümüzü daha özgür ve geniş boyutta yaşamamız için siyasi oluşumu gerekli gördüğümü belirttim. Devamında da eğer ki, bu hakların sınırı olmayacağını bunun daha sonrasının toprak ve bayrak istemeye kadar gideceğini düşünen olursa bu modelin bize uymayacağını belirttim. (Orada nüans hatası var kendi adıma düzeltiyorum.)

Diğer konu Çerkes kimliğinin korunması yaşatılması öncelikli. Tamam, peki bunu bügüne kadar varolan durumlarla gerçekleştiremediğimiz ortada. Bunu sizde inkar etmiyorsunuz. O zaman bizde olmayan ve diğer azınlıklarda olan bir şeyi denemeliyiz. Bizim eksiğimiz siyasi mücadale bana göre. Her birey kendi çıkarları doğrultusunda yaşar ve sadece kendini kişilere etrafına sevdirmeye çalışırsa; işte bu sonuç çıkar orataya. Temiz Çerkes, güzel Çerkes, kimseye dokunmadığımız içinde asil Çerkes. Bu yetiyorsa bizlere buyrun böyle devam edelim!

Sayın Muratt kullandığınız bazı cümleler beni üzmüş olsa da sizinle diyalogta sorun yaşamayacağımızı umuyorum. Inşalah umut ettiğim gibi olur. Zamanım olmadığından şimdilik bu kadar.

Sevgiyle.


Elif
28.06.2005

Merhabalar,

Sayın Kaya'ın ve yetkililerin yazılarını Sayın Muratta verdiğim cevaptan sonra görmüş olmam sebebiyle tekrar yazma gereği duydum. Sayın Kaya sizden kalmanızı rica ediyorum. Sayın Muratt'ın bizlere yaptığı eleştiride haklı olmadığı ortadır. Kendisi bizim seviyemizi kınarken, kınanacak hale düşmüştür.

Saygılarımla.


Ediz Hun
28.06.2005

Tüm katılımcılara merhaba,

Sanal ortamın dışına çıkarak hem tanışmak hemde ekonomik anlamda oluşturulan projeler hakkında konuşmak tartışmak ve çözüme giden yolu saptayıp, çalışmalara başlamak için Çerkeskaraboğaz köyünde toplanmak istiyoruz. Katılımlarınızı canı gönülden istiyoruz. Belki de yeni bir oluşum için ilk adımı atmış olacağız. Bu forum sayfalarındaki tüm katılımcılar ve toplumuza faydalı olmak isteyen herkes: Haydi hep birlikte bu toplantıya katılalım. Bizler her zorluğun altından kalkabilecek nitelikte insanlarız.

Bizler için imkansız bir şey olmamalı. Toplumumuzu değişen ekonomik düzende güzel bir yere taşımanın yollarını arayalım.

Sevgi ve saygılarımla
.


Tayfun Koçak
29.06.2005

Merhaba,

Elif hanıma katkı olması amacıyla yazıyorum. Bulgaristan'da seçimler oldu. Hepiniz haberlerde seyretmişsinizdir. Türkler orada parti kurdular ve mecliste sandalye kazandılar. Şimdi, Türkler ilerde Bulgarlardan toprak mı isteyecekler? Ben de demokratik kurallar içinde siyasal parti kurulmasını ve mecliste temsil edilmemizin doğruluğuna inanıyorum.

Saygılarımla.


Muratt
30.06.2005

Elif Hanım
,

Sözlerime yaptığım şu meşhur benzetmeyi son kez açıklayarak başlıyorum ki, bu açıklamanın muhatapları arasında CircassianCanada yetkilileri de var. "
İt dalaşı" (dog fıght), redaktörlerin de belirttiği gibi, savaş uçaklarının sadece birbirlerinin ateşleme sistemlerini kilitlemek, etkisiz hale getirmek için yaptıkları manevralardır (amaç düşürmek değildir), bir nevi tehlikeli kovalamaca oyunudur. Top Gun filminde bu gibi sahneler bolca mevcuttur. Filmi "anlamaya" çalışsaydınız, bugün "it dalaşı"nı doğru şekilde yorumlardınız. Açıklamaya çalıştığım; benzetmem ne yumuşatılacak, bir bayana hitap edilmeyecek teşbih, ne de kurnazlıkla yapılan bir manevradır. Açıkça görüldüğü gibi izlenilmesi rahatsızlık yaratacak psikoloji ürünü hiç değildir. Sadece biraz bilgiye haiz olan bir beynin seçtiği anlatma türüdür.

Gelelim esas konumuza; Çerkeslerin siyasallaşması ile ilgili görüşlerinizi aktarırken, Çerkesler dışındaki kimliklerde olan siyasi oluşumun bizim içinde gerekli olduğunu savunmuşsunuz. Kürtler dışında siyasallaşmaya ağırlık veren bir kimlik şu an bu ülkede ben göremiyorum. Kürtlerin de siyasallaşmaya, "silah zoruyla"
(...)

CircassianCanada’nın Notu: Sayın Muratt’ın yazısı burada bitiyor. Katılımcılarımızın bilgisine.


Sedat Kaya
30.06.2005

Sayın CircassianCanada yetkilileri ve Elif Hanım...

Öncelikle Muratt beyin (kullandığı üslup, "bey" sözcüğüne ne derece layık olduğu konusunda şüphe uyandırsa da) provokasyon ve hakaret dolu yorumundan sonra, her ne kadar çok sinirlendiğimde önemli karar almak için 24 saat geçmesini beklesem de, beni üyelikten silmenizi istemiştim.

Belki ilk anda yeteri kadar önemsemedim devam etmeyi, belki de çok fazla sinirlenmiştim. Ancak son yazdıklarınızı okuduktan sonra kopmanın doğru bir davranış olmayacağını, her ne kadar zaman zaman pire için yorgan yakıp, çok net kararlar alsam da bu defa ki pire için yakmaya değmeyeceğini (lütfen verdiğim hayvan örneğinin zat-ı muhterem arkadaşımıza misilleme amacıyla kullanıldığı anlaşılmasın), kalitenin düşmemesi için meydanı boş bırakmamak gerektiğini anladım.

Yapıcı yaklaşımınızdan dolayı teşekkür ediyorum sizlere...

Tayfun Bey
,

Bulgaristan’daki gelişmelerle paralellik kurarken, 80'li yıllardaki Todor Jifkov diktatörlüğü ve daha öncesini iyi analiz etmek gerekir. Orda yaşayan Türklerin ne tür baskılara, asimilasyon faaliyetlerine maruz kaldıklarını gözden kaçırmamak gerek. Dahası orda yaşayan Türkler orda misafir değil, asırlardır orda yaşıyor, artık oranın yerlisi konumundalar...

Seçimlerden zaferle çıkan Türklerin kurduğu partinin başarısını örnek gösterirken, buna karşı aşırı Bulgar milliyetçisi partinin başarısı ve söylemlerinden (
''Hasan''ları Hasanov yapma fikri gibi) bahsetmiyorsunuz. Etki tepki prensibi. Meydanı öyle kimseye kolay bırakmazlar.Yarın sizin siyasallaşma hareketinize karşı birileri de karşı söylemlerle yola çıkıp, yürütme ve yasama yetkilerine sahip olursa sonuç ne olur sizce?

Bence doğru bir örnek değil, Bulgaristan örneği...

Saygılarla..
.


Muratt
02.07.2005

Elif Hanım
,

Elimde olmayan teknik nedenlerden dolayı yazımın tamamı CircassianCanada yetkililerinin eline ulaşmamış.

Kısaca tamamlıyorum (30.06.2005 tarihli yazının devamıdır) Kürtlerin de amacı "silah zoruyla" ulaşamadıkları emellere, "bazı dost ve müttefik" ülkelerin akıl hocalığıyla, siyasallaşarak ulaşmaktır. Şu an Çerkeslerin "siyasallaşması" için uygun ortamın Türkiye'de mevcut olmadığını ve ortamı hazırlamakta üzerimize düşeni yapmadığımızı bir kere daha belirtiyorum.

Yazımın devamını "meydanı boş bırakmayan bir beye acil cevap yazma gerekliliği" nedeniyle başka zamana bırakıyorum.

Saygılar..
.

Sedat Bey
,

Meziyetlerimin sınırı ile ilgili kanılara nerden ulaştınız bilmiyorum ama "kişi karşısındakini kendi gibi bilir" sözü aklıma geliyor.

Çok laf, az iş sözü benim için geçerli olsaydı, size hak ettiğiniz cevabı vermem bu kadar gecikmezdi. Hak edene hak ettiği cevabı, kendi uslubuyla vermemi, üçüncü bir şahsın "ukalalık ve hatta küstahlık" olarak değerlendirmesini; bu usluptan son derece müzdarip üçüncü şahıs tarafından yazılanlara bakarak "samimi" bulmuyorum. "Benim yapımdaki birinin dernekleri eleştirmesinden daha komik olanı", beni tanımayan birinin bana desteksiz sıfatları yakıştırarak "kendi çapında" mutlu olma gayretleridir.

Sedat Bey
,

Yazdığım yazılar sonucu "küstüm oynamıyorum" edalarına girmenizi", içinizde yaşattığınız çocuğun gün ışığına çıkmasına bağlayacaktım ki, beni onaylarcasına geri gelmeye karar vermişsiniz. Yaptığım benzetmeyi daha kaç kez açıklarsam, "anlama" emareleri göstermeye başlayacaksınız diye merak etmiyor değilim. Belki bu sayede "beyhude" misilleme çabalarınız son bulur.

Neyse....

Son olarak CircassianCanada,

Şu "meşhur" teşbihi açıklamaya çalışmanız için teşekkür ederim. Ancak gördük ve görüyoruz ki "işe yaramıyor". Ancak Sedat beye(!),
dön çağrısı yaparken yazdıklarınız, açıklamalarınıza sizin de inanmadığınızı gösteriyor. Bir de Sedat bey(!)den özür dilememi ummuşsunuz. Benim de umutlarım var CircassianCanada yetkilileri: Savaşsız bir dünya, yaptığım benzetmelerin "doğru'' anlaşılması...

Saygılar..
.


Janberk
02.07.2005

Merhaba,

Etnik köken veya dini görüş temel alınarak yapılan siyaset; hem o kökene, hemde o dine zarar verir. Demokrasi adına etik olmaz. Irkçılık körüklenir. Siyasetin amacı apayrıdır. Belli bir yaş grubunun altındaki Çerkeslerin dilini bilmemesi; devletin değil, bizim suçumuzdur.

Sorarım size yetersiz bile olsa TRT'de yapılan Çerkesce yayınların ne kadarını izlediniz. Baskı sözkonusu olsa bile, anne babalarımız bu dili biliyor. Demek ki, istenirse oluyormuş. Biz dilimizi öğrenmeyelim diye, devlet kapımıza bekçi mi koydu? Yoksa tembelliğimiz ve boşvermemiz mi söz konusu?

Saygılar.

 
sayfa  1    2    3