...................
...................
NART TLEPŞ'İN  ELİNDEN ÇIKMA NEMIRIFO’NUN KILICININ ÖYKÜSÜ  (*)
NEĞUÇ Sepşah
Çeviri: HAPİ Cevdet Yıldız
                         
...................
...................
Nart yiğitlerinden Nemırıfo,  Abın ırmağı vadisinde yaşıyordu. Bir delikanlı eş aramak amacıyla komşu bir köye gidip bir kızla görüşmüştü. Kız, "Şu gün gelirsen sana kaçarım", diye delikanlıya gün vermişti.
 

Geleneğe göre, başlık (уасэ/vase) ödemeden kız alınamazdı. Delikanlının ise başlık verecek yeterli bir varlığı yoktu, kızı kaçırması gerekiyordu. Bu bakımdan kendisinden daha yaşlıca da olsa Nemırıfo'ya başvurma gereği duydu:

- Senin karşına böyle çıkmayı hiç istemezdim ama bu işimi halletmem için senin de benimle birlikte gelmen gerekiyor ve bana yardım edersen çok sevinirim, dedi.

Delikanlı iyi çocuktu, bu nedenle onu kıramadı Nemırıfo.

Gün geldiğinde, genç arkadaşlarına ve Nemırıfo'ya haber saldı delikanlı, hep beraber kızı almaya gittiler. Kız, gece sessizce evinden dışarı çıktı ve yanlarına geldi. Bu gibi durumlarda kız, arabayla değil, at sırtında götürülürdü. Dönüş yolunda, gençlerin kendi aralarında şakalaşmaları ve daha rahat olmaları için Nemırıfo onları biraz geriden izliyordu. İki köy arasında bulunan mezarlığa ulaştıklarında, gençler bir duraksadılar.


Geceleri o mezarlığın içinden geçen yolu izlemekten kaçınırlardı. Bu nedenle birbirlerine sordular:

- Uzun olan dolambaçlı yoldan mı, yoksa mezarlıktan geçen kısa yoldan mı gidelim, diye.

- Mezarlık içinden gitmeyelim, yanımızda kadın var, dedi bazıları, bazıları da buna karşı çıktı. Tartışıp dururlarken, arkadan Nemırıfo da yetişti. Kaçırılan kız:

- Şıhançerıye yanınızdaysa, korkmam, isterseniz kısa yoldan da gidebilirsiniz, dedi.

- Ne duyarsanız duyun, ne görürseniz görün, aldırmayın ve duraklamayın, yolunuza devam edin ve mezarlığı geçip gidin, diyerek Nemırıfo, çocukları yola çıkardı. Kendisi de biraz geride kaldı. Atlı grubu sessizce mezarlığı geçti.


Mezarlığın yarısına gelmişlerdi ki, Nemırıfo korkunç bir bağırtı sesi duydu. Sesin geldiği yöne baktığında, bir ot yığını yüksekliğinde ve sallana sallana gelen bir karaltıyı gördü. Durdu ve bu gelenin kendisine yetişmesini bekledi.


At sırtında olduğu halde gelen şeyin kendisinden de daha yüksek olduğunu gördü. Eğerinin üzengileri üzerinde bir dikilip gelene bir kılıç darbesi indirdi. İlk yağmurun atların ayak seslerini yumuşatışı sırasında görüldüğü gibi, yaralıdan boşanan kan yerleri ıslatıp yumuşacık hale getirmişti. Bir tek vuruşla bu gelen şey, her ne ise sessizce yere yığılıp kalmıştı.

Sabahleyin yaşlılar yanına gelip Nemırıfo’ya sordular.

- Dün gece gençler eski mezarlıkta bir bağırtı sesi duyduklarını, ama ne olduğunu bir türlü anlayamadıklarını söylüyorlar, diyerek sordular ve Nemırıfo'nun yanıtını merakla beklediler.

- Neye vurduğumu bilmiyorum, ama her neyse bu vurduğum yaratıktan çok kan akmış olmalı, dedi.


Yaşlılar mezarlığa gittiler. Kan izlerinin bir mezara doğru gittiğini gördüler.


O günden sonra mezarlıktan asla korkutucu bir ses duyulmadı. İnsanlar geceleri de mezarlığın içinden geçebilir oldular.


Ailesi, Nemırıfo’nun kullandığı bu kılıcı kimseye vermemek için ant içti. Çünkü kılıcı yapan usta Tlepş idi. Tlepş Nartların en usta demircisiydi. Kılıç yaptırmak için her gelene:

- Sallamak için mi, saplamak için mi istersin kılıcı, diye sorardı.

- Sallamak için, dendiğinde ucu delik bir kılıç yapardı. Nereyi hedef alırsan al, o kılıç hedefi biçer geçerdi. Nemırıfo da böylesine ucu delik bir kılıçla vurmuştu zaten o yaratığı.


Saplayacak cinsten olan kılıç ise, her şeyi delip geçen ama biçmeyen ve kesmeyen bir kılıç olurdu.


Tlepş’in yapıp verdiği bu kılıç Nemırıfo’yu kurtarmıştı. Üstüne gelenin büyük bir ejderha (блэгъо) olduğu belliydi ve canından olması işten değildi.



(*) Bu Şapsığ-Aguy teksti Kıyıboyu Shapsughya’nın Aguy köyünde, 8 Ekim 1951’de usta öykü anlatıcısı Sepşah Neğuç (Нэгъуцу Сэпшахь) tarafından  Asker Hadeğal’a yazdırıldı). -HCY