...................
...................
ANAVATANDAKİ DİL ÇALIŞMALARI   -1

Dr. MEŞFEŞŞÜ Necdet Hatam

                         
...................
 
...................

CC sitemizde anadili ile yazmak, yazışmak, anadili korumak geliştirmek çabalarını karşısında coşku, mutluluk duyuyorum. Tabi ki, başarı için en birincil ilke tek bir alfabede karar kılmaktır. Benim de Latin alfabesi ile yazılmış okuduğum ilk kitap K’ube Şaban alfabesi ile yazılmıştı. Ancak anavatanda yaşar dil çalışmalarını daha yakından izleyebilir hale gelince, Kiril asıllı alfabenin kimi yetersizliklerinin bu alfabeye de yansıtıldığını gördüm.  Diasporadakiler için Latin alfabesi temelli bir Adige alfabesinin gerekliliğine kesinlikle inanıyorum.

Bu, diasporada dilin unutulmasını geciktireceği gibi anavatandaki akrabaları dostları ile anadilde yazışabilmeyi de birlikte getirecektir. Bu konudaki düşüncelerimi Nart dergisi 35. sayısında yayımlamıştım.

Yine hatırlayacaksınız daha önce bu konuda Türkiye’de çok ciddi tartışmalar, çalışmalar da yapıldı. CC sitemizde ortak bir alfabeye gidilebileceğinin zemini oluştuğu inancı ile Nart’taki yazımı anımsatmak istiyorum. Alfabe önerisini bunu izleyecek yazıya bırakıyorum. 

____________________

Nart’ın Dil Sayısı için benden istenen “anavatandaki dil çalışmalarını” bütün boyutları ile irdeleyebilmek çok güç. Ancak var olan ana yaklaşımları şöyle sıralamak mümkün:

İlk sözü edilmesi gereken perestroikadan hemen sonra alevlenen Latin temelli alfabeye geçilmesi görüşü. Bu konuda  bilimsel olmaktan uzak  denebilecek çok sayıda proje sunulmakta bunların çoğunun  kendi iç mantığı bile bulunmamaktadır. Her sese bir harf ilkesi ön planda tutulduğu için bugün kullanımda olmayan, bilgisayar programlarında yer almayan işaretlerden oluşmuş spekülatif projeler çoğunluğu teşkil etmektedir. Giderek, alfabenin mutlaka kendimize özgü olması gerektiği düşüncesinden hareketle aile tamğhalarının (arma) harf olarak benimsendiği bir alfabe de oluşturulmuştur. Ancak takdir edilebileceği gibi bunun da pratik değeri yoktur.

Ancak hemen belirtilmesi gereken, Latin temelli bilimsel ve gerçekten dilimize uygun alfabe düzenlenebilse bile günümüzde bunun anavatanda uygulama şansının olmadığıdır. Bunun birincil nedeni, yönetimlerimizin üyesi bulunduğu Rusya Federasyonu’nun konuya karşı duyarlığıdır. Rusya Federasyonu böylesi çalışmaları neredeyse ayrılıkçı  hareket olarak algılamaktadır. Nitekim Rusya Federasyonu Devlet Duması Federasyon içinde Kiril dışı alfabe uygulamasına geçilemeyeceği yasasını kabul edilmiştir.

Yukarıdaki açıklamadan sonra, anavatanda  Latin kökenli alfabe uygulaması önündeki diğer engeller önemini yitirmiş sayılabilirse  de çoğu dilcilerimizin, bilim adamlarımızın, yazarlarımızın böyle bir uygulamayı zaten yanlış bulduğunu vurgulamak gereğine inanıyorum. Yani Rusya Federasyonu engeli olmasaydı bile Latin kökenli alfabeye geçilemeyecekti.

Ben, kendimin de aktif olarak katkıda bulunmaya çalıştığım DÇB ve destekçilerinin Adige dili ve alfabesi sorununa yaklaşımını, soruna çözüm bulma çabalarını daha yararlı ve gerçekçi buluyorum.

Peki nedir bu yaklaşımın önerileri:

1) Adigey ve Kabardey lehçeleri için tek alfabeye geçilmesi.
2) Tek bir yazı diline geçilmesi.
3) Diasporadakiler için Latin temelli alfabe düzenlenmesi.



1) Adigey ve Kabardey lehçeleri için tek alfabeye geçilmesi:

Bilindiği gibi günümüz Adigey ve Kabardey alfabelerinde kimi ortak sesler farklı, kimileri de karşıt harflerle gösterilmiştir. DÇB ilk kurulduğu günden bu yana tek alfabeye geçilmesi çalışmalarını stimüle (canlandırma) etmiş, dilcilerimizle birçok toplantı yapmış, Dünya Adige Akademisi ile konuya yaklaşımda görüş birliği sağlanmıştır. Bu görüş birliğinden sonra çalışmalar daha sonuç alıcı olmuş, Prof. Dr. Kxhumaxue Muhiddin’in projesi üzerinde anlaşma sağlanmıştır. Alfabenin uygulanır hale gelmesi yasama organlarının gerekli yasaları kabulünden sonra mümkün olacaktır. Bu konuda da ilk adım atılmış Kabardey-Balkat Parlamentosu ortak alfabeye geçilmesi için gerekli yasal düzenlemeyi yapmıştır. Adigey Parlamentosu’nun da benzer yasayı kabulünden sonra belirlenecek süre içerisinde uygulamaya geçilecektir.  


2) Tek bir yazı diline geçilmesi:

Tek dile geçilmesi,  elbetteki tek alfabeye geçilmesi gibi kolay olmayacaktır. Ancak DÇB kurulduğu günden bu yana bu görüşü savuna gelmiştir. Dilcilerimiz, yazarlarımızın çoğunun bunun olanaksız olduğu görüşünde olmalarına karşın DÇB kendi yaklaşımını savunmayı sürdürmektedir. Bu çalışmaların uzun erimli bir süreç olduğunun da  bilincindedir. Ancak tek dil dendiğinde hep, günümüzde yazın dili olan iki lehçeden birinin diğerine tercih edildiği, yada edilebileceğinin savunulduğu sanılmaktadır. Bu yanlış sanı özellikle DÇB görüşünün karşısında olanlarca yaygınlaştırılmaktadır. DÇB’de günümüz politik-kültürel ortamında bunun, yani yazın dillerinden birinin ortak dil olarak kabulünün, hayata geçirilmesinin mümkün olmadığının  ayrımındadır. Savunduğu da iletişim olanaklarından en üst düzeyde yararlanılması, çok uzun olmayacağını umduğumuz bir sürede, bir Adige’nin konuştuğunu diğerinin anlar hale gelmesidir. Radyo, tv, gazete, kitap, tiyatro, okul programları vb. sayılabilecek daha birçok kanalla iletişimin yoğunlaştırılmasıyla tek dile gidilebileceğine inanmakta ve bu konularda çaba göstermektedir.

Ancak son yıllarda, alfabenin düzenlendiği yıllarda dilbilimcilerimizin yeterli olmadığı, dil bilgisi kurallarına temel olacak Adigece metinlerin çok az olduğu, bunların sonucunda da alfabenin düzenlenmesinde olsun, dilbilgisi kurallarının belirlenmesinde olsun hatalar yapıldığı görüşü de dile getirilir olmuştur. Kişisel olarak bu görüşün gittikçe ağırlık kazanacağını, alfabenin yine Kiril temelli olarak yeniden düzenleneceğini, dilimizin dil bilgisi kurallarının da günümüz dilbilimi verilerinin yol göstericiliğinde yeniden belirleneceğini umuyorum. Bu arada, DÇB’nin Ağustos ayı içerisinde Nalçik’te gerçekleştireceği Dünya Gençlik Olimpiyatı ve  Altıncı Genel Kurul öncesi, çok önemsediği iki konuda daha toplantı düzenleyeceğini anmakta yarar görüyorum. İlgili bütün tarafların katılımının beklendiği “Anavatana Dönüş Sorunları” konulu ilk toplantı, 17 Mayıs 2003’de Maykop’ta, “Dilimiz” konulu ikinci toplantı ise 7 Haziran’da Çerkessk’te gerçekleştirilecektir. Bu ikinci toplantıda yukarıda sözünü ettiğim yeniden yapılandırma çalışmalarının daha yüksek sesle dile getirilebileceğini de söyleyebilirim.

Çerkessk’te gerçekleştirilecek “Dilimiz” konulu toplantının gündem maddelerinden biri de tüm Adigeler için Adige Dili günü belirlemek. Aslında bu konuda Adigey’de uygulama zaten başlamış bulunuyor. Dönemin Adigey devlet başkanı Carım’ın kararnamesi ile Bersey Wımar’ın hazırlamış olduğu bilinen ilk alfabemizin, 1853 yılı 14 Martı’nda yayımlanmış olması nedeniyle  14 Mart 2000 yılından beri Adige Dili günü olarak kutlanmaktadır.

Ayrıca okullardaki ders saatleri yetersizliğinin getirdiği olumsuzluklar en iyi dil öğretmeni, en iyi öğrenci, çeşitli konularda açılan kompozisyon yarışmaları gibi etkinliklerle  giderilmeye çalışılmaktadır. Kabardey-Balkar’da Adige Psalhe gazetesinin başlatmış olduğu sonradan Xase ve Eğitim-Bilim Bakanlığı’nın da katıldığı Si bze, si pse, si dunay (dilim, ruhum, dünyam) adlı en iyi dil öğretmeni yarışmaları dört yıldır sürmekte gittikçe daha önemsenir hale gelmektedir.


3) Diasporadakiler için Latin temelli alfabe düzenlenmesi:
Ben DÇB’nin Latin temelli Adige alfabesi’nin anavatandakiler için değil, sadece muhacerettekiler için oluşturulması, yaklaşımının daha gerçekçi buluyor bu konudaki çalışmalara da katkıda bulunuyorum. DÇB genel sekreterliğim sırasında, sürgünün 132. yılı nedeniyle Ankara’da yapılan “Dil Konferansında” bu konuyu da gündemimize almıştık. Konuyu yönetimlerimizin de gündemine taşımak için konferansa Adigey’den dönemin Eğitim Bilim Bakanı Bırsır Batırbi’nin, Kabardey-Balkar’dan da Eğitim Bilim Bakanı adına Oşhamaxue dergisi genel yayın yönetmeni Wıttıj Boris’in katılımını sağlamıştık. Katılmış olanların hatırlayabileceği gibi konferansa katılanlar adına yönetimlerimizden diasporadakiler için Latin temelli Adige Alfabesi oluşturulması dileğinde bulunulmuştu.

Ünlü dilbilimcimiz ǒeraşe Zeyneb adına iki yılda bir düzenlenen dil konferanslarından ilkine -ki, 27-29 Mayıs 1998’de gerçekleştirilmiştir- Fahri Huvaj ile birlikte sunduğumuz öneriyi son dönemlerin bu konudaki en ciddi girişimi  olarak değerlendiriyorum. Konferans özetlerinin  sunulduğu kitapçıktan, diasporadaki Adigeler için Latin temelli alfabenin neden gerekli olduğu savunmamızı aktarmadan önce bu gerekliliği fark etmekte geciktiğimizi itiraf etmeliyim. Uzun bir süre Türkiye’de Latin temelli alfabeyi savunanların başında gelen Sefer Berzeg’e karşı çıkmıştık. Doğrusu, ben daha Adigey’e dönüş yapmadan önce kimi arkadaşlarımızın karşı çıkmasına karşın Fahri Huvaj ile çalışmaları başlatmıştık. Benim dönüşümden sonra Fahri teknik çalışmaları ilerletirken ben de alfabenin tartışılabilir, benimsenir zeminini hazırlama çabası içindeydim. Fahri Huvaj’ın Adigey’de kaldığı sürede de çalışmaları sonlandırıp taslağımızı aşağıda okuyacağınız savunma ile Adige Devlet Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu yukarıda sözü edilen konferansa sunduk. 

Diasporadaki Adigelerin anadilini kaybetmemesi için Latin temelli Adige alfabesi gereklidir.

F.M. XHUAJ  Adigey Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü
H.X.MEŞFEŞ’U Çocuk Hastalıkları Hastanesi Doktor


1)
Bilindiği gibi günümüzde  Adigelerin büyük çoğunluğu ( 2/3 ten daha çok) Türkiye’de yaşamaktadır. Ancak üzücüdür ki Adige dilini bilenlerin sayısı gittikçe azalmaktadır.

2)
Türkiye’deki Adigelerin kiril temelli alfabeyi öğrenebilmeleri çok güçtür. Altmışlı yıllardan beri bu alfabenin öğrenilmesi çalışmaları yapılmış olmasına karşın başarılı olunamamıştır. Bundan sonra da öğrenilebileceğine inanılmamaktadır. Bunun çeşitli nedenleri yanında,  kendilerinin Latin harflerini kullanıyor oluşunu,  günümüz Adige alfabelerinin Kiril temelli olması ve bu alfabelerin düzeninin güç anlaşılır olmasını da sayabiliriz.

3)
Türkiye ve diğer muhaceret ülkelerindeki Adigeler Latin harflerini iyi tanımaktadır. Ayrıca Türkiye dışı diğer muhaceret ülke Adigeleri de Latin harfli Türkçe alfabeye aşinadırlar.

4)
Muhaceretteki Adigelerin, özellikle Türkiye’dekilerin anadillerini unutmamaları için kolay öğrenilebilecek, hemen uygulanabilecek Latin temelli Adige alfabesi gereklidir.

5)
Zaten bugünkü uygulamada, Türkiye’de yayımlanan kitaplarda geçen Adigece sözcükler Latin harfleri ile yazılmaktadır. Ancak benimsenmiş ortak bir alfabe olmadığı için, çoğunlukla farklı alfabelerle yazılmaktadır. (bu konuda çok sayıda örnek sunabiliriz) Öyle olunca da sözcükler rahat okunamamakta, anlaşılamamakta, bu da Adigece okuyup yazma isteğini azaltmaktadır.

6)
Bugün sizlere sunduğumuz Latin temelli alfabe benimsenir ve Türkiye’deki Adigelere ulaştırılırsa dili bilen herkes, öğreticiye gerek kalmadan bir günde okur yazar olabilecektir. (bunu da örneklendirmek mümkün)

7)
Muhaceret Adigeleri bu kadar kısa sürede okur-yazar olduğunda benimsenen alfabe ile basılacak kitapların tirajının da bugüne göre çok daha fazla olacağı açıktır. (Adigece kitap yayımının yasak olduğu ülkelerde bu alfabe, yasağı aşmada da  yardımcı olabilecektir.)

8)
Sunduğumuz Latin temelli alfabe ile her iki diyalektimiz de rahatça okunup yazılabilecektir.

9)
Sürgünün 132. yılı nedeni ile Türkiye-Ankara’da düzenlenen dil konferansında katılanlarca, anavatandakilerin Latin temelli ortak alfabe benimsenmesi konusunda muhacerettekilere yardımcı olunması dileğinde bulunulmuştur. Sözü edilen konferansa Eğitim-Bilim bakanımız Bırsır Batırbi ile Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nden Eğitim-Bilim Bakanı adına “Oşhamaxue” dergisi genel yayın yönetmeni ünlü yazar Wıt’ıj Boris de katılmışlardı.

10)
Latin harfleri dünyanın her ülkesinde kolayca bulunabilmektedir. Dolayısı ile Latin temelli Adige alfabesiyle yazmak da kitap yayımlamak da daha sorunsuzdur. Her yerde bulunacak daktilo ve bilgisayarlarla, değişikliğe gerek duyulmadan yazmak, yazılanları sorunsuz olarak çoğaltmak mümkündür.

Dolayısı ile sunduğumuz Latin temelli bu alfabe için hiç olmazsa “denenmesi uygundur” kararı alınabilirse hem Adige diline hem de Adige halkına yararlı olunacağı inancındayız.

Konferanstan istenen sonucun alındığını söylenemez. Geçen sürede konu gündemden düşmemiş sözü edilen alfabenin ulusal varlığımız için ne kadar gerekli olduğu daha belirgin hale gelmiştir. Ancak alfabenin teknik sorunlarının Türkiye’de çözümleneceğine inanıyorum. Seçilecek alfabenin diasporanın ve diaspora ilişkilerinin ortak alfabesi olması konusunda DÇB’nin desteği sağlanmalıdır. Konferansa sunduğumuz alfabenin büyük değişiklik gerektirmeyecek iyi bir örnek olduğunu umuyorum.

 
Anavatandaki Dil Çalışmaları -1
Anavatandaki Dil Çalışmaları -2
Anavatandaki Dil Çalışmaları -3