...................
...................
FONETİĞİ YOK SAYILARAK DİLE SÖZCÜK EKLENEBİLİR Mİ?

NOLA Zaur

Çeviri: Ergün Yıldız
Kök ve Gövde Adlı Kitabından

                         
...................
...................
Bu gün dilimizin gelişmesi ve kullandığımız sözcük sayısındaki artış tamamen Rusça sözcüklerle olmaktadır. Diğer dillerden gelen sözcüklerin de dilimize katılması yine Rusça’dan dolayıdır.
 

Zaman içerisinde yeni koşullar ve yeni gelişmelerle birlikte , daha önceleri kullanılmayan ve gerek görülmeyen pek çok sözcüğe gereksinim duyulmakta ve dolayısıyla bu gereksinime yanıt verecek yeni sözcükleri yaratamadığımız için diğer dillerden alarak bunları kendi dilimize monte etmekteyiz. Bu günkü sözlükleri alın bakın; hukuksal, bilimsel belgeleri ve dahası gazete tekstlerini inceleyin, Rusça sözcüklerin ne kadar çok olduğunu göreceksiniz. Bu gibi yeni sözcüklere gereksinim doğan durumlarda dil o yabancı sözcüğü alıp kendi fonetik yapısına göre şekillendirerek bir ayrım yapmaksızın kendi sözcük gurubu içerisine alır. Böylece gerek anlatım, gerek yazım sırasında ortaya çıkan uyumsuzluk ortadan kalkmış olur.

Adige dilinin yazılı dil olmadığı dönemlerden gelip dilimize giren ve Adige fonetiğine uygun olarak söylenegelen Rusça sözcükler söylendiği şekilde yazılmış ve dilimize yerleşmiştir (k|ert|of: Rusça'sı kartoşka, pıçene: Rusça'sı peçene, k|enfet: Rusça'sı kanfet vb). Zaman zaman da pek çok sözcük dilimize olduğu gibi girmiştir ancak bu tür değişmeden gelen sözcükler dilimize ve onun fonetik yapısına uygun düştükleri için halkın dilinde bir değişikliğe uğramadan olduğu gibi kabul görmüştür.

Adige dili 1963 yılına kadar belirttiğim şekilde bir sorun olmaksızın doğal gelişimine devam ederken ve her şey kendi doğal akışı içerisinde gelişirken sonraları dayatılan bazı kurallar nedeni ile sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır.

Çünkü dilimize giren Rusça sözcüklerin Adige dilinde söylenegelen şekli ile yazılmasından vazgeçilerek dilimiz yazıya döküldükten sora eklenen sözcüklerin aynen Rusça'da söylenildiği biçimi ile yazılması düşüncesi benimsenmiştir. İşte sorun burada çıkmaktadır.

Bu gün siz dilinizde olmayan bir Rusça sözcüğü alıp onu kendi dilinizin fonetiğine uyarlayarak kullanamıyorsunuz, kullansanız da redaktörlerden geçiremiyorsunuz ve onlar kullandığınız bu sözcüğün Rusça'da yazıldığı gibi olması gereğini dayatıyorlar size.  Sözcüklerin Adige fonetiğine uygun olarak söylenildiği gibi yazılmasına izin verilmiyor.

Bu yalnız yazın dili olmadan önce dilimize girmiş sözcükler için geçerli bir kural olarak dayatılıyor, dolayısıyla burada sorun daha da karmaşık ve içerisinden çıkılamaz bir duruma dönüşüyor.

Çünkü kelimelerin tek tek hangi dönemde ve hangi tarihte dilimize girdiğini belirleme olanağınız yok, kendi doğal süreci içerisinde bazı sözcükler değişerek,  bir bazı sözcükler hiç değişmeksizin dilimize uygun şekli ile kabul görmüş ve yerleşmiş durumda.

Dilin kendi fonetiğini ve yapısını yok sayarak dilbilgisi kuralı koyabilir misiniz? Kaldı ki bunu yapsanız bile sizce doğru bir iş midir? Zaten bu şekilde alıp dilinize yamadığınız sözcükler iğreti bir şekilde kurduğunuz cümlenin içerisinde sırıtmakta ve yapısını da bozmaktadır. Fonetik uyumsuzluğu nedeni ile bazı Rusça sözcükler Adige dilinde yabancı gibi durmakta ve hiç bir şekilde bu sözcükler dilimize malolmamaktadır.

Eğer bir sözcükler o dilin fonetiği içerisinde biçimlendirip uyarlamamışsanız asla o sözcüğü o dilin yapısına monte edemezsiniz. Eğer ısrarla bunu yapmaya kalkışırsanız zamanla dilinizi dışarıdan aldığınız o yabancı sözcüklerden ibaret hale getirirsiniz ki artık bunun ne kadarı sizin anadilinizdir orasını siz takdir edin. Sözcüklerin Rusça'da olageldiği şekilde yazılması gerektiğinde ısrar edenlere sormak istiyorum: Neden dışarıdan pek çok sözcük almış olan Ruslar kendi dillerine dışarıdan giren sözcükleri büyük bir titizlikle kendi dil yapılarına uygun duruma getiriyorlar?

Onlar bu kadar titiz davranırlarken biz neden diğer hatalı yöntemde ısrar ediyoruz? Bu tür bir yaklaşım pek çok yazarı zor durumda bırakıyor. Çünkü öyle sözcükler var ki bizim sözlüklerimizde yok. Bu alanda çalışanlar oluşan boşluğu dolduramamışlar.

Şimdi o yabancı sözcüğü kullanmak zorunda kaldığınızda eğer o sözcüğü kendi dilinizin yapısına uygun biçimde kullanmaya kalkarsanız engelleniyorsunuz. Alıp o sözcüğü olduğu gibi kullandığınızda dilinize uymadığını, kurduğunuz cümlenin içerisinde bir eklenti gibi sırıttığını görüyor, yaptığınızı yazdığınızı kendiniz bile benimsemiyorsunuz.

Bir dilden sözcük almak ve onu kendi dil yapısına uyarlamak o sözcüğü yaratan dil ve halk için bir hakaret ya da aşağılama anlamı taşımadığına göre, ya da bu işin arkasında bir politik neden olmadığına göre yapılan bu yanlışta neden bu kadar ısrar ediliyor anlayabilmiş değilim. Nedir bu konudaki bu dayatmanın nedeni? Dil bir akarsu gibidir; ne kadar gür ve güçlü ise o halka getireceği iyi şeyler de o kadar çoktur. Dilimizin Rusça'dan gelen sözcükler üzerinde kendi yapısal kurallarını işletmesine, fonetik biçimlendirmesini yapmasına engel olarak bu akarsuyun önünü kesmeye çalışanlar ne yapmak istiyorlar?

Bence artık bu hatalı yöntemden vazgeçelim eğer yeni sözcüklerin yerine biz kendimiz bir şey koyabiliyorsak onu yapalım, eğer bu olmuyorsa sözcüğü eskiden olduğu gibi halkın kabul edip kullandığı biçimi ile kabul edip dilimize alalım. Kaldı ki, bu gün kural haline getirilmek istenen biçimi ile hiç değişmeden Rusça'dan dilimize girmiş pek çok sözcükte vardır, ancak bu sözcükler (tetrad, statya, pioner, futbol, Sovyet, rifme, sosyalizm vb) dilimizin fonetiğine uygun olduğu için halkın dilinde bu şekilde kabul görmüş ve yerleşmiştir. Buna da bir itirazım yok. Yeter ki dayatılmış kurallar içerisine hapsetmeyelim dilimizi.

Eğer tersi yönde ısrar edilir ve yapılan bu yanlışa devam edilirse günün birinde çok büyük bir bölüm Rusça sözcüklerden oluşan bir dili konuşuyor olacağız ki böylesi bir dilin ne kadar "Adige dili" olacağı konusunu sizlerin takdirine bırakıyorum.