...................
...................
BATIRBIY BIRSIR: ÜNLÜ ADİGE DİL BİLGİNİ
Doç. Dr. Mir Vınereko
Adige tarihi ve Kültürü Kürsüsü Öğretim Üyesi
Adige Mak, 08 Nisan 2009
Çeviri: HAPİ Cevdet Yıldız
                         
...................
 
...................

Batırbıy Bırsır tanınmış bir dil bilgini, dilbilimleri uzmanı, profesör, pedagoji ve sosyal bilimler üzerine Rusya Akademisi ve AMAN (AMAH) akademisyenidir. Kendisine  “Halk eğitimcisi”, Adigey ve Kuban yöreleri kıdemli bilim emekçisi unvanları da verildi.
 

1966 yılından 2008 yılına değin  Adigey Devlet Üniversitesi’nde (önceleri öğretmen enstitüsü idi) öğretim üyesi olarak çalıştı. 1992-1996 yılları arasında AC Bilim ve Eğitim Bakanlığını yaptı. Dilbilimi üzerine 50’yi aşkın çalışması vardır ve bu çalışmaları yayınlanmıştır. Orta ve yüksek eğitim okulları Adigece ders kitaplarını da yazdığı gibi, dilbilimi üzerine birçok öğrenciyi de mastır düzeyinde eğitmiştir. Bu öğrencilerin birçoğu dilbilimleri uzmanı olmuş ve bilimsel unvana hak kazanmıştır. AC Devlet Başkanı Başkanlığında oluşturulan Adige Dil Kurumu’nun Başkan yardımcısıdır. Adigey Devlet Üniversitesi (ADÜ) ile Kabardey-Balkarya Devlet Üniversitesi’nin (KBDÜ) dilbilimi tezlerini kabul etme kurulu üyesidir. Şu sıralar AC Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü (SBAE) müdürüdür.
 

 

Sözünü ettiğimiz bu kişi yetkin bir Adige’dir. Bu kişi Batırbıy Bırsır’dır (Бырсыр Батырбый). Bilim ve eğitimle ilgili olup da, Adige toprağında   Batırbıy Bırsır’ı tanımayan yoktur. Kişinin yaşı, sadece geçirdiği yıllarla ölçülmez. Yüz yılı aşkın yaşamış olan, ama “yediği kaçmak  ve gördüğü gökle” (пIастэ ыгъэшъоу,  уашъо ылъэгъумэ) yetinen çok kişi de vardır.

 

Kişinin değeri ortaya koyduğu çalışma ürünleri ile ölçülür. Batırbıy Bırsır, bir dilbilimci, filoloji doktoru, ADܒnde profesör ve SBAE müdürüdür. Adige dilbilimini ve Adige ulusunu akılcı  ve bilimsel bir çizgide bilinçlendirmeye, korumaya ilişkin çok sayıda çalışması olan biridir. Bu nedenle ülke boyutunda ünlenmiş olan Batırbıy Bırsır’a verilmiş çok sayıda başarı belgesi de vardır.

  

Daha çocukluk yıllarında, dünya kütürünün en üst değerlerine ulaşmayı hedeflemiş biriydi Bırsır, bu da onu  ulusal konulara daha duyarlı yapmıştı. Adige Devlet Öğretmen Enstitüsü’nde (ADÖE) henüz bir yıllık öğrenci iken Zeyneb K’eraş’ın desteğiyle, dil eğitimi almak üzere Batırbıy Bırsır,  Nuh Ğış ile birlikte Tiflis Üniversitesi Kafkas Dilleri Bölümü’ne gönderildi. Bu ikisi orada beş yıl içinde 11 dil öğrendiler:Eski yazılı dillerden Latince, Arapça, şimdiki Avrupa dillerinden Almanca, Rusça, Kafkas dillerinden Adigece, Abhazca, Wubıh dili, Dağıstan dilleri, Gürcüce vb.

 

Üç Çerkes genci -Batırbıy Bırsır, Açerdan Abreg, Nuh Ğış- bir grup halinde özel bir eğitim aldılar ve Gürcistan’ın en yetkin biliminsanlarından eksiksiz bir yardım alma olanağına kavuştular. Akademisyen Arnold Çikobava dünya dillerini öğrenme konusunda kendine özgü bir yol çizmiş bir biliminsanıydı, 8 cilt tutarındaki Gürcüce ansiklopedik sözlüğün de baş redaktörü idi, Kafkas dilbilimi ve dünya dilbilimi (Genel dilbilim) üzerine 2 cilt monografisi ve diğer alanlarda çalışmaları bulunuyordu.  

 

Çikobava, beş yıl süresince,  öğrencisini dilbilimi üzerine derinlemesine eğitti, ayrıca Adige ulusunun tarihi ile kültürünü, Bırsır ile birlikte belirli bir sisteme/temele oturtmaya çalıştı. Çikobava, Adige gençlerinin bakış açılarını geliştiriyor, onlara özgür bir ulusal bakış açısı sunuyor ve dünya kültürüne daha yetkin yaklaşımlarda bulunmalarına yardımcı oluyordu, gençler de aklı ve bilimi kullanarak yeteneklerini geliştirmiş ve ortaya koymuş oluyorlardı.

 

ADÖE’nde birkaç yıllık öğretmen iken, uzmanlığını geliştirmek için dört ay eğitim görmek üzere ikinci kez Tiflis’e gitti. Bu dört ay boyunca Arnold Çikobava, her hafta dört saat genel dilbilimi üzerine, teke tek Batırbıy Bırsır’a  ders verdi. Bu dört ay içinde bu biliminsanı ile bilime daha yetkin bir adım atmış olan bu genç adam, hocası ve kendisi, birbirlerinin danışmanları, yardımcıları ve sırdaşları oldular. Bu çalışmalar sonucu çizmiş oldukları bilim yolu, izleyen yirmi yılda da (Bakan iken, Adige Ulusal Fakültesi dekanı iken, bugün de) “Genel dilbilimi” (Общэ языкознание) kuralları gereğince  sürdürülmüş, ek olarak Rus Filoloji Fakültesi’nde de sürdürülmektedir.

 

Dünya dilbilimi anlayışı ile Kafkas dilbilimi anlayışı konularında Arnold Çikobava , Batırbıy Bırsır’a hocalık yaptı, ancak kendisini Adige dilbilimi alanında derinleştiren kişi de Prof. Georgiy Rogava oldu. Rogava’nın insanlığı, ince eleyip sık dokuması, öğrendiği her şeyi öğrencileriyle paylaşması, öğrencileri tarafından sürekli anlatılır.

 

Adige dilbilimci Zeyneb K’eraş da, ilk Adigece dil eğitimini bir başına Porf. G. Rogava’dan almıştı. Zeyneb anlatırdı: “Bazan Grigoriy Vassarionoviç Rogava, okuma salonuna benden önce gittiğinde, başucumda iman tazelerdi: “Zeyneb, bağışla beni, bugün bilmeden senden önce dershaneye gelmiş oldum” derdi. Yapmacık bir davranışı değildi bu davranışı. Bu, G. Rogava’nın bir inceliği, bir tür özür dileme biçimi olurdu. O denli yoğun bir çalışma ve öğrenci topluluğu içinde, birçok Adige genci de bilmedikleri bir bilim dalında eğitim alıyor ve yetişiyorlardı. Batırbıy Bırsır da o öğrencilerden biriydi.

 

G. Rogava’dan aldıkları bilimsel tat, Adige gençlerinin de ruhuna yansıdı, Tiflis Üniversitesi’nde görmüş oldukları  eğitim, bu gençlerin gücüne güç kattı. Bırsır’ın yorulmadan, usanmadan ve koşuşturarak  Adigece’nin temel kurallarını önemli bir boyutta geliştirmiş olması, almış olduğu bu yoğun eğitimden kaynaklanmaktadır. Bırsır, hocası G. Rogava’dan söz ederken, “Onun yardımları olmasaydı, biz Adige dilbilimcileri, yüzyıl uğraşsak bile, Adigece’nin derinliğine böylesine ulaşamazdık” diyor sık sık.

 

Arnold Çikobava ve Georgiy Rogava ile birlikte, aynı doğrultuda düşünce dünyalarını ve dilbilimini geliştiriyor, ünlü Abhazca uzmanı Ketevan Lomtatidze ve dil teorisi alanında önde biliminsanlarından olan Tinatin Şaradzenidze’den yardımlar alıyorlardı. Bu son iki bilgin kadın, Batırbıy Bırsır’ın  Kafkas dilbilimi ve  dünya dilbilimi ile tanışmalarında yol gösterici roller  üstlendiler. Bu kişiler sayesinde Batırbıy Bırsır fiil köklerini görme, tanıma, belirleme ve onları bir bilimsel kurala bağlama  olanağına erişti.

 

Bilim, insan aklını geliştiren bir olgudur. Sizi bilgilendirici yanları  olan bir insanla, özellikle bilime susamış öğrenciler eğitmiş ve onları yetiştirmiş olan biri ile karşılaşmak bir mutluluk kaynağı özelliği taşır .

 

Batırbıy Bırsır, Adige fiili üzerine dilbilimi çalışmasıyla doktorasını verdi ve Adige fiili (eylemi) konusunda derinleşti.

 

«Структура и история глагольной осно­вы адыгских языков» (Adige dillerinin  fiil yapısının kuruluşu) adlı çalışması/kitabı Adige fiilinin (глагол) bir türküsü/müziği (пщыналъ) değerindedir. Bu kitabı okurken ve bu arada fiillerin kök kuruluşunu yazarla birlikte incelemeye alırken, büyük bir şiirle bezenmiş bir bilimsel oluşumla karşılaşılıyor, şimdiye değin insan düşüncesinin erişmemiş olduğu birçok gizi, saklı şeyi farkında olmadan kavramaya başlıyorsun (*).

 

Batırbıy Bırsır’ın kitabı, dili düşüncenin bir öğesi olarak sunmakla yetinmiyor, dili ölçüyor, sarsıyor, fiil köklerini diğer Kafkas dillerindeki fiil kökleriyle karşılaştırıyor, ölçüyor, benzeyen ya da aykırı düşen yanlarını gösteriyor. Bir insana değer verir gibi, ulusunun düşüncesini, dünyaya bakış biçimini ve olup biten her şeyi anlatan ve bir dil sözcüğü olan fiilin özelliklerini bir dizgiye göre sıralanmış olarak kitapta buluyorsun. Doğurulmuş (ЛъфыгъэмкIэ) sözcüğünden ana-babaların varlığının  algılanabilmesi gibi, fiil kuruluşu ile de ulusun derin dünyasına bir dalış yapıyorsun ve böylece ulus bilgisi daha bir anlaşılır oluyor, ulusun geçirdiği aşamaların anahtarları da insanın eline geçmiş oluyor.

 

Bu konuda bir örnek. Adigece ve Abhazca fiil kökleri bir fonem (ses) farklılığı gösterir, bu farklılığa Bırsır’ın çalışmasında birkaç yerde rastlanır. Bu tür farklı sesli sözcüklere de örnekler veriliyor. Sözgelişi, Adige fiilindeki  “d” [д] karşılığı olarak Abhazca’da “dz”’nin [дз] kullanılması gibi. Bu farklı ses özelliğine, ulus adı “zih” (зих) sözcüğü de bir örnektir ve bir Abhaz sözcüğü olan “adzıh’e” (адзыхэ) söylenişinin bir varyantı olarak eski Grekçeye de geçmiştir, bu Abhaz sözcüğü  “adige” (адыгэ) biçiminde yeni bir  ulus adına dönüşmüştür:Adigece- a-dı-ge (а-ды-гэ), Abhazca –a-dz-ıh’e (а-дз-ыхэ), Eski Grekçe- z-ih’ (з-их).

 

Bırsır’ın çalışmalarında, bilimsel açıklaması yapılmamış tek bir fiil, tek bir sözcük yoktur, ayrıca tek bir sözcüğün olsun, gereksiz kullanıldığına ilişkin tek bir örnek bile bulunmamaktadır. Batırbıy Bırsır, dilbilimi üzerine çalışmalarında beklentinin çok daha fazlasını sunmayı başarmıştır, hiçbir şeyi yapmamış olsa bile, fiil üzerine çalışması bile bir başına,ünlenmek için yeterli olurdu. Ulusal bilim ve ulusal kültür içinde fiilin köklerinin kaybolmaması ve fiilin belirlenmesi için, o, gerekli yolu açma, her bir fiil kökünün açıklamasını sunarak, ona bir düzen verme, bunu bilim dünyasına ve ulusuna bir armağan olarak bırakma onuruna erişmiş bir kişidir Bırsır.

 

Bundan başka B. Bırsır’ın daha birçok çalışması, bir inci gibi dizilmiş olarak Adige dilbilimi içerisindeki yerini almıştır. Bunlar arasında Adigece’nin ses dizgesi içindeki lateral seslerden “l” [л],  “tl” [лъ],  “l’” [лI] seslerinin Kafkas dillerindeki dönüşüm biçimleri üzerine çalışmaları da vardır.

 

Bunun gibi, dilbiliminin dönemeç noktalarında, hala yeterince çözümlenememiş, kesinlik kazandırılamamış, ancak arkeolojik kazılarda, kazı örneklerine bakılarak, kazı yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gibi, Batırbıy Bırsır’ın gidilecek yola ilişkin olarak ışık tuttuğu daha  birçok örnek çalışması vardır. Bu kazanımların bundan sonrası için yapılacak dil çalışmalarında birer örnek, birer dayanak ve birer çıkış yeri oluşturmalarını umuyor ve diliyoruz.

 

(*) Dostum Ali Çurey’in kulakları çınlasın. -HCY