|
Düğün Günü Anlatılan Güzel Hikayelerden...
Ellerini, buğday tarlasında, zamansız kaçan çoban'ın
yerine gittiği yaylada pişirmiş, boylu poslu, soğuk rüzgarın
yüzünü çatlattığı koca bir adam olmuştu.
Küçük yaşına çok aldırmadan evlenmişti mızıka çalan güzel
kızla...
Sırasıyla her biri birbirinden güzel,
Sırasıyla her biri birbirinden yaramaz,
Üç güzel kızı olmuştu...
Erken evlenmişti, emsalleri düğün düğün gezerken, büyükler
arasında büyük kabul edilirdi daha evlenmeden önce bile...

Jandarma, yaşı geldiği için, muhtara bile sormaya gerek
duymadan bulmuştu yüzünü rüzgarın çatlattığı, yaşından daha
büyük gösteren üç kızın babasını...
Askere gidişini, üst üste iki defa baba olduğu için biraz
uzatmıştı, bugün yarın giderim diye... Ama daha yeni üçüncü
kızı doğduğu için hasat sonrası giderim diye kendi kafasından
biraz daha uzatmıştı.
Jandarma ile gitti Aziziye...
Mızıka ile uğurlandı...
Kore'ye gidecek demişlerdi önce... Ama O, diğer komşu
köylüleriyle birlikte, 'tahta karınlı'lar dediği kurmay
subayın onları seçmesiyle, Reisicumhur'un koca alayına gitti
Ankara'ya.
Geldiği zaman köyüne...
Büyük iki kızı bilmiş babasını, ama en küçükleri olan Janset
hiç bilmemiş babasını...
'Bu misafir beni neden sevmiyor' deyince, gülme konusu çıkmış
soranlara, babasını uzun süre ''misafir'' diye çağırmış Janset...
'Baba Misafir' kendisini sevmediği için; 'Ne zaman gidecek bu
misafir ?' demiş Janset...
'Misafir nerede yatıyor' diye muzipçe soranlara ise 'Annemle'
diye cevap veriyormuş Janset...
Özlem çekenlerden...

Her şeyin kararı, özlemin bile...
Her şeyin kararında olması için,
Umutla... |