...................
...................

SLAVA ile BULUŞMA

Mart 2012

                         
...................
 
...................

Sonra, Slava ile buluşacağız, yeni dönmüş Hollanda’dan...

Ritsa Oteli yakınlarında buluşuyoruz, Novy Afon’a gideceğim diyorum...



Birlikte gidiyoruz, sonradan bakan olacak arkadaşımla...



Arıyorum tebrik için, bakan olduktan sonra, çifte mutluluk diyor, bir defa daha baba oldum diyor, o gün...



Aramızda kalsın yıllarca bisiklet kullanılan ülkeden geldiği için, çok iyi araç kullanamıyor, umarım duymaz...



Daha sonra, Keriman Halis öldüğünde mesaj gönderdi...



Birlikte gidiyoruz, Novy Afon’a...

Kapıda karşılıyor Ab bizi...

Sohbet ediyoruz, idari binanın içi dışarıdan çok ihtişamlı...

Duvarda bir tablo var, bazı yerleri kazınmış... Yüzlerin olduğu yerler diyorum, beğenilmediği için tekrar yapılacak deniyor.



Sonra diyor ki Slava, kaleye çıkalım... İstesem bu kadar olurdu...



Araçla bir müddet gittikten sonra, patika yola varıyoruz...

Bundan sonra, sadece yürüyerek çıkacağız kuleye kadar...



O kadar zorlu bir yermiş ki, aylarca zapt edilememiş...



Atlarla çıkanlar var...

Yürüyerek tırmananlar daha fazla...



Zig zag yaparak patika yol ilerliyor...



Sonunda bir düzlüğe geliyoruz... Buradan Novy Afon tüm heybetiyle karşımızda...

Çok gerilerde Sohum gözükiyor, Gudauta, Gagra neredeyse Soçi, Adler görülecek, hava biraz daha iyi olsa...

Bu kale ile ilgili söylenceye göre, aylarca kuşatılmış dört yandan, giren çıkan olmamış kaleye...

Alay edercesine, kuşatanlara taze balık atarlarmış kalenin içinden, surların ardından...

Suriçini sevenler, burayı da sevecekler muhakkak...



Kuleye tadilat yapılmış, bir bira firmasının büyük bir şemşiyesi var, en üstte...

Eski Abhaz bayrakları her bir köşede, dikdörtgen kulenin...



Arkada bir köy var... Yeşilin arasında...

Şelale görülüyor biraz...

Soluklanıyoruz...

İçinde balık görselleri olan bir kilise var, ayazma suyu var, soğuk...



Dönüyoruz, Sohum’a...

Akşam...

Son akşam...

Neycan ve Atilla ile birlikte başka bir Patska’ya gidiyoruz Gulripsh yolu üzerinde...



Gece son bir defa sahili selamlama...



Hareeee Krishnaaa....

Hare Krishnaa......

Krishhna, Haree....



Bir bunlar eksikti. Herkes bana, yeter bu kadar dini motiflerden bahsettikten sonra, bir de bunları nereden çıkardın diye belki ama, şansıma karşıma çıktılar yine, Abhazya’da...

Rengarenk kıyafetlerle ellerinde bir kaç çalgı tören geçişi yapıyor, çiçek çocuklar...
Hiç tadından haz etmediğim helvadan ikram ediyorlar... Sanki körili helva gibi geliyor o kokulu helva bana...

İşte belki de bu kadar toleransı yüksek bir halka, yine bir bilinmezi olanlar geliyor, dolaşıyorlar ortalıklarda... Çocuklar peşlerinden koştura koştura gidiyorlar, çocukları köpekler takip ediyor bir şeyler var gibi heyecanlı heyecanlı...

Hare Krishnaaaaa....



Kimsenin umurunda değil, geldikleri gibi gidiyorlar...



Gelenin, kalıcı olması dileğiyle...



Allahtan dokuz gün kaldım Abhazya’da... O yüzden bu kadar kısa sürdü... Eğer çok istek varsa, birde bedelli yaptığım, kısacık dönemli, yirmialtı günlük, askerlik anılarımı yazayım...

                         

...........................................................................................................

...........................................................................................................

cc-turkiye@circassiancenter.com

...........................................................................................................

Oubykh'un diğer mektupları

...........................................................................................................