|
Çok istek olup olmamasını bilemiyorum
ama ben hazır uykudan uyanmışken...

Janberd, Jankat, Berkok, Sabahat, Özlem, Sinejan, Nemyisjan, İnci
Seminay, Turan, Alhas, Ergün’ler...

Uyur idik uyardılar,
Diriye saydılar bizi,

Oğullarından, babaları...
Kızlarından, babaları...
Gelin, oğulları ve kızları geçti...

Hikayede burada başlıyor...
Cumhuriyetle birlikte, köylü milletin efendisi olduğu dönemde,
memur oluyorlar, asker oluyorlar köyde yaşayanlar...
İstanbul’da, Akaretler’de oturanlar ise çoktan uyku
dönemindeler...
Seyin’in kızları, annelerinin büyük bir valiz dolusu kitapla evden
gittiğini biliyorlar...

O dönem, başı açık hangi kadının resmini çizebilirdi ki,
İtalya’dan gelen...

Aslında hikaye, daha eskiye gider ama yazılı değil, bellek hiç
yok....
Akaretler dönemini bilebilen kim vardı ki, kim kaldı ki...

Çermoy’un, Narmanlı Han dönemini bilebilen...

O yüzden hikayenin büyük kısmı bu dönem başlıyor...

Meserret Kahvehanesi’ne giden ‘büyük vazifeli’ nin ruhu, keşke
bize o zamanları anlatabilse, gayreti değildi hiç...

Köyünden çıkan çocuk, leyli okuyabilme hakkını kazanır,
sultanların mektebinde...
Çocukken Çerkesce, Türkçe biliyor olması mı, yoksa mektebin
bahçesini bile göremeyecek kadar çok çalışması mı bilinmez, söker
Fransızcayı da...

Mümtaz şahsiyet, Orly’i savunduğu olduğu zaman, hafiften gururla
bahseder, mektepten arkadaşım diye...

1969 yılında Çemenzar yolunda, küçük bir daireye yerleşirler...
O zamanlar daha apartman isimleri pek yoktur... Hilmi Beylerin
Köşkü, Atiye Hanım Köşkü diye geçer bir çoğu...

Kimseye sormadan cam üstüne sarı yaldızla yazdırarak kondurur
apartman girişine...

Çoğu sesini çıkarmaz... Ses çıkaran bir ikisi olduysa da sorun
olmaz, komşular arasında...

İki çocuklu asker üst kat komşularını da öğrenmişler kim olduğunu,
bu vesileyle...

Samimi olmuşlar Recai Bey ile...

1974 yılında karartma oldu olacak, Edirne’den girdi girecekler
denirken...

Temmuz ayında, ansızın gelmiş. Hadi beni geçir yola kadar, demiş
Recai Bey...

Hadi seni geçireyim yola kadar, demiş...

Eğer bana bir şey olursa, çocuklar sana emanet köye gönderirsin,
demiş...

Çocuklar köye gitmemiş, apartmanın adı değilmemiş hiç... |