|
Bir fotoğrafın hikayesi...
Çok öncesi var...
Babanın izinde, giderken işe...
Olmasa bile, her ada vapurunda nefesini hissetmişti...
Rüzgarla birlikte...

Fethiye’de bir yılanın yuva ettiği yerde...
Bükreş’te...
İstanbul’da...
Almanya’da...

İki kız kardeş evlenirken, ayrılırken yuvadan...
Fark ediyordu ancak, uzaklarda olacaklarını...

Özgür düşüncesi vardı,
Sabit duruşu vardı,
arkasında kocaman bir el...

Dans ederken...
Yüreğine götürmüşken annesinin avucunu...
Sevgiyle atıyordu, kucaklıyordu o küçük henüz kına yakılmış avuç
içini...

Kırmızılı, sevdiği kadın...
Dilek olmuş, göklere çıkmış ateşle...
Her birimizden ayrı ayrı...

Kırmızılı sevdiği,
Yüreği gibi...

Ertesi gün yağmur yağarken, geceden kalmıştı Yağmur’un
gözyaşları...

Şimdi beyaz ceketle...
Yeni ama eski, bir yola giderken oğlu...

Aynı ada vapurunda olduğu gibi Sabit duracak, arkasında...
Bazen görünür, bazen gözükmez bir halde...

Sabit...
Duruşu gözükmese de, hep kalacak babanın arkasında, yeşillerin
arasında bir yerde...

Önümüz deniz...
Açık...
Güneş batsa da, deniz açık...

Dere olur, akar gider kaynağından pınar...
Kavuşabilen deniz olur sonunda... |