|
Çok borcum birikti...
Nasıl öderim bilmiyorum...
Borçları yazmaktan kalem tükendi...

Papapha Mahinur’a beş çayı borcum var...
Keyifle içeceğimiz...

Köy çiçeği solmuyor, dalından koparılsa bile...

Nalçik’ten gelen Şelale’nin suyu
Hiç eksik değil, Elbruz besliyor...

Adaşımın, dedesi
Serkisof Saatleri...

İster istemez topluyor bizi Elbruz, eteklerine...
Kış günü kar toplayan güneş gibi...
Ayşe, Derya, Betül, Erol, Atila, Ufuk...
Kırk kişiydik birbirimizi bilirdik...

Yavaş yavaş toplanıyoruz...
Saklamamak için, paylaşmak için

Bir kahramanlık hikayesi...
Yattığı yatakta iyi gelir umuduyla...
‘Son Ubıh’ romanı ile tanışmıştım...
O zamanlar sakallıydı...

Sonra mesleğine devam

Bir gün, geçerken karşıdan karşıya

Vapur ismi varsın, Turan Emeksiz olsun...
‘Altın Saat’ dedi K’eref’lerin her zaman genç kalan kızı...
Eski, bizim sesimiz...
Gözü kalmış aslında,
Altın Post...
Gideceğim diye ‘Altın Post’ diyarına...
Geçer gibi yapıyormuş, bir yakadan diğer yakaya doğru...

Bosphorus...
Onun hikayesine hiç girmeyeceğim...
Biraz karışık...
Derdi, alemlerden alemlere geçmekmiş...

Turan Emeksiz’e geri dönelim...

Gitti adı, yadigar kaldı

Boğaziçi’nde Vapur oldu...
Cağaloğlu’nda Büst oldu...
Malatya’da Okul oldu...
Beyazıt’ta Yemekhane oldu...

Bugün Perşembe
K’eref’lerin kızı iyi bilir, Perşembe Cemaatini...
Her Perşembe toplanırlarmış, ağaçlı üniversitenin bahçesinde
Sonradan, Turan Emeksiz...
Yemekhanesine, teneke tepsilerde yemek...
Her perşembe...

İlk kitap ile ün yaptı...
‘Tüm Zamanlar’ın, en çok satılan kitabı oldu...

Gösterdim, Yunanistan’a giden Abhaz’a...
Zor okuyordu, günlük gazetesini doksanına geldiğinde...

Görür görmez bildi, bu resim yanlış diyerek...

Bilmeyen birisi olsa gerek, ters basmış kapak resmini...
Fotoğrafın negatifi ters basılmış...

Bildi giden Abhaz, az gören gözüyle...
Unutmuşum onun saat markasını, vardı elbet, fakat kırk yıl
kullanıldığı için izi kalmamış...

Kadiköy’de ‘Çiya’ henüz açılmamış...

Yan odada, yine okuyan yazan...

Giden önce bir oda sonra diğer odaya uğruyor...
Sefer Aymergen, Sefer Berzeg, İskender Doğan, Erol Yıldır, F.
gelen gidenler arasında...
Akşam saatlerinde ise nikahında kitap veren...

Gitti bir depodan...
Depocu ölünce tüm matbuat, bir el arabasıyla dolaşan hurdacıya
bedelsiz gitti...

Gelelim tekrar, saate
Altın Saat...
Altın Post...

Tam Kız Kulesi geçilmiş, Sarayburnu’na yön vermiş Turan Emeksiz’in
kaptanı...

Denizden bir cığlık...
Elinde çanta, emanet ediyor...
Vapurun tüm can simitleri boğaza atılıyor...

İşe yaramıyor can simitleri...
Martılar bayram ediyor onlar için zannederek...

Bu diyardan gitmek isteyene, izin vermiyor kahramanımız...

Kahraman olmak için değil tabii ki yaptığı...
Ancak gitmek isteyene saygı duymuyor

Ver elini Bosphorus
Kıtalararası yüzmenin, adı konmamış henüz...
Hezarfen bir geçmiş tek başına, üstünden sadece...

Demek zamanı değilmiş..
Cana, can geliyor

Çanta, eski yerinde yok...

Postun sahibi...

İşte sonradan dağları, böcekleri, çiçekleri gönderiyor...

Evim diye bahsediyor, Altın Post adresinden...

Bitmedi
Kutumu açın

Cenk Koray

Bir pazar günü sanırım...
Biri sizi itmiş olmasın...

‘Ben atladım diye biliyorum, birisi ben ittim diyene kadar, ben
atladım diyeceğim...’

Kahraman oldu...

Pasaparola...
Bu sefer, K’eref’lerin oğlu
İzleyin diyor...

A’dan...
Z’ye kadar...

Tüm cevaplar doğru
Önceden bilerek pas dese dahi...

Biliyor cevapları...
İlk alan

Şimdi evinin çatısı kapanmışken...

Diyor ki anlatacaklarım var...

Gideceğim, eğer Lıhnı şarabı hazırsa

Su verdiğim için, daha yaşarken ‘aziz’ olmayayım...

Öncesinde, Nemrut’a gideceğim...
Tanrılara günaydın,
Tanrılara iyi geceler,
Diyeceğim...

Eğer o zamana kadar borçları yazmaktan bitmez ise kalem, belki bir
kara kalem anım kalacak... |