...................
...................

KUZGUNCUK

Ağustos 2012

                         
...................
 
...................

Ramazan’da Kuzguncuk güzeldir...

Delisi, kedisi...

Tüm köylüsü iftar yapar...

Caddeden geçeni davet eder esnaf...

Zangoç ile papaz hürmet eder...



Saatlerine...



İcadiye’nin, yıldız biraderlerine sorardım...

Nasılsınız, diye...

Saat gibiyim, derdi büyük olanı...

Tıkır tıkır desene, derdim...

Cevap verirdi yine büyüğü. Sen hiç durmuş saati görmedin o zaman...

Bende altta kalmam bu cevap karşısında, en azından günde iki defa doğrudur durmuş saat bile, derdim...

Böyle sürüp giderdi zangoç muhabbetimiz...



Bir Ramazan’da, yine İcadiye’de...

O devasa cumbalı evdeyken, yapmıştım bir tatlı...

Kemalpaşa Tatlısı...

Sütlü yaparım ben...

Sevildi ama, bir daha yapamadım...



Yolcuydum bir haftadır, yollarda...



Kurdelalı kızı yazdım...



‘Kadaşım’ın Teyzesi’...

Köyümden, ‘en çok sevdiğimin’ kızı...

Oylum’un annesi...



Bir kaç otobüsle gelebildiler...

Köyden, Samsun'a...

Samsun’dan, Yerköy sapağına...

Sapaktan, Yerköy’e...



Bindokuzyüzyetmişsekiz...

Bindokuzyüzyetmişdokuz...

Kapılarda beklenmeyen paketler...



Bir gece vakti, ilk geldiğinde babası vardı yanında...



Uzun kahverengi düz saçları...

Duru yüzü ile...

Evimizin ablası oldu...



‘Kadaşım’ bizi, bilmezden önce...

Çok kıskanırmış...

Kim bunlar diye...

Nerden çıktılar başıma diye...

‘Tembelhane’de’ anlatırmış bizi ona...



Doğum günümde, portakal kabuklarını bıçakla keserek ismimi yazdı, hediye etti bana...



Düştüğüm gün havuza, ilk saatimle...



Doğum günü hediyem olan, o ilk saatimle düşmüştüm havuza, daha yeni takılmıştı koluma oysa...

İçi kırmızı olan uzun bir kutusu vardı saatin, sonradan işe yaramadığı için atılan...



Sonra yenisini getirdi hediye edenler, ancak kurmalı saat olduğu için, bilemediğimden bu sefer kura kura, sonunda direğini kırmıştım...

Üçüncüsü gelmedi...



Sonraları Seiko, Casio markalı ucuz saatlerim çok oldu...

Kısa zaman dayanabildiler bana bu dijital saatler...



Hesap makinesinde L E B L E B I... yazmanın sihir olduğu zamanlar...

Bir şey ile bir şeyi toplayıp çarpınca hesap makinesinde, tersten bakınca L E B L E B I yazardı o dijital ekranlarda...

Bana hediye edilen saati, kuyumcular hediye etmişti...

Kırık cam tezgahlarının üstünde, FACIT yazan daktilo kıvamında hesap makinesi olurdu muhakkak...



Saat gibi, yanındaki kol çevrile çevrile hesap kitap yapılırdı, o hantal makineyle...

Direği yoktu ki kırılsın...

L E B L E B I yazsın...

Facit ile döne döne hesap yapmanın keyfini alamadım bir türlü, sonuca ulaşamadığımdan...



Sadece çevirmece...

Saati çevirdim ama sonunda sonsuzluğa varmadan, var olan direği kırıldı...



O zamandan, aklımda kalan...

Abdallar köyü sakini, kuyumculardan gelen saat...

Köyümden gelenin yaptığı, ismimin yazılı olduğu portakal kabukları...



Annesi en çok sevdiğim, köyümden...

Zaten kimse kalmadı geride...



Çok kalmadı, gece geç vakit gelmesine karşın...

Bir dönemdi belki...

Çabuk geçti...

Bana çok uzun gelmişti oysa...



Bazen ben tatil olunca giderdim onunla, öğretmen olduğu o köy okuluna...



Yeni mezun öğretmen olmasına karşın, soba yakmasını bilirdi...



Şark Çıbanı nedir, bilirdi...



Sonradan, bir oğul, bir kız...

Kıskanmadılar bizi, ‘Kadaşım’ kadar...

Yine Tembelhane’de anlatılanlardan...



Gelir giderken, Samsun Yerköy arasında...

Osmancık Çorum arasında...



Dijital ekranda değil...

Gerçeğini getirirdi, diyarından kavrulmuş LEBLEBI’yi...



Şimdilerde, zamanla işim kalmadı...

Yıldız biraderlerinin büyüğünün dediği gibi...

O yüzden, saatle pek işim yok, günde iki zamanı biliyorum sadece..

Gece onikiyi...

Gündüz onikiyi...



Zamanı bilemesem de, sıcak sobanın üstünde kalan, ismim yazılı portakal kabuklarının kokusu geliyor burnuma...

                         

...........................................................................................................

...........................................................................................................

cc-turkiye@circassiancenter.com

...........................................................................................................

Oubykh'un diğer mektupları

...........................................................................................................