|
Geliyor, geliyor...
Badem'in içi geliyor...
Kuyruğunu sallaya...
Altın rengi tüylerini dolunayda bile parlatarak, salına salına
geliyor...
Boynunda bir fular...

Karacabey'de soğan
Karacabey'de tatlı soğan...

Daha çok şey var aslında...
Karacabey'de
Atlar...

Sağda, solda...
Yoldan geçerken yavaşlıyorum...
Daha çok göreyim, görebileyim diye...

Kırkağaç...
Kavun göresim yok hiç...

Dönelim yukarı doğru...

Karacabey'e kadar, çoğu zaman havada leylek...

Leylekler...

At, egoymuş...
Köpek, egoymuş...

Bazen, dünden kalan...
Perşembe'den kalan...

Dinlediği zaman Şewcen, hareketli bir müziği...
Aşka gelip, bir nida patlatınca...

Ha Marje! Ha Marje!

Tüm köpekler eşlik ediyorlarmış...
Egolarımızı almış bir şekilde...

Şewcen, belki demiştir ona Badem...
Tuzlu değil, iç bademdir...
Gidince bir yuvaya, işlenir tuzlanır...

O yüzden belki bir köpek yuvasından ayrılınca, yarası daha çok
acır, belki artık işlenmiş olduğu için, tuzlu olduğu için...

Badem! Badem!...
Neşe veriyor...

Daha başlayamadık hikayeye...

Oysa dört bir koldan yazasım var, heyecanım çok...
Belli değil mi ?

Bu sıcakta bir tas su, egomuz için vermeyen...
Veremeyen...

Mümtaz, dayı ismi...
Dayımın isminin verildiği doktor ismi...

Sadece bu yüzden değil merakım sanırım...

Gelin, kaynana toprağından...
Ya damat...
Doktor adamın, doktor kayınpederi olurmuş...

Doktor Mümtaz Marşan... Damat...
Doktor Vasfi Güsar... Kayınpeder...

Aslında daha karışık olmasın diye, kahramanlarımızın kim olduğunu
baştan söyledim...

Bize şifa olan eller...

Mısır’da ilim kentinin kapısından içeri girenler...

Bir doktor daha var...
Necdet...

Kaymakam'ı...
Tevfik Esenç’i Kafkasya’ya götürebilen tek kişi...

Sadece bu bile, hepimize yeter...
Mazenef, Psefit...
Öncesinde bilinsin bu...

Dönelim, Adana'ya...
Dönelim, Ceyhan'a...

Dedem, anneannem orada...

Doktor Vasfi Güsar orada...
Kızı orada...
Suna...

Kiminin teyzesi...
Kiminin halası...
Kiminin yengesi...
Bilmiyoruz bunları...

Ancak bildiğimiz...
Suna, bir Neşe kaynağı...

Neşe'nin 'Suna Dayısı'...

Kız tarafından kahramanlara ilave...
'Suna Dayı' denmiş, Neşe kaynağı tarafından...
'Sunay Ağabey'in' bahsettiği, ilim kentinin kapısından geçenin
kızı...

Kız tarafına devam...

Suna'nın kuzeni...
Zülfiye... Ama ona biz gözünden dolayı Naşkho diyoruz...

Suna'nın kuzeni
Mesude... Neşe ona anne demiş...

Erkek tarafı...
Doktor Mümtaz demiştik...

Ceyhan'a Çerkez Doktor geldi diye çok sevinmiş, Ceyhanlı
Çerkezler...

Akyazı'ya Çerkez Teğmen geldi diye sevinenler gibi...

Erkek tarafına devam...

Mümtaz’ın kardeşi...
Mahmut Marşan...

Mümtaz’ın kardeşi...
Muzaffer Marşan...

Mümtaz, Mahmut, Muzaffer...
Üç kardeş...

Suna, Naşkho, Mesude...
Üç kuzen...

Önce Mümtaz ile Suna evlenmişler...

Doktor Vasfi Güsar’ın kızı Suna, Doktor Mümtaz Marşan ile
evlenmiş...

Sonra diğer iki kuzen, diğer iki kardeş ile evlenmiş...

Mümtaz ile Suna...
Mahmut ile Naşkho...
Muzaffer ile Mesude...

Adana Ceyhan’da...

Dedemin, ilk kızı doğmuş. Dedemin torunu Ceyhan’da iken, ilk kızı
doğmuş...

Suna Dayı nerden çıktı...

Badem, yokken...
İki kız annesi Neşe...
Daha çocukken...

Mümtaz amca, onda bir sorun yok...
Suna...
Teyze mi ?
Yenge mi ?

Hangisini söylese, kızacak birisi...

En iyisi 'Suna Dayı'...

Suna Dayı...

Doktor Vasfi Güsar'ın kızı...
Doktor Mümtaz Marşan'ın eşi...
Doktor Daruk Marşan'ın annesi...

Son kahramanımız...
Mümtaz ile Suna'nın oğlu...

Badem okuyunca şimdi...
Çok sevinecek...
Eğer bir tas su olabilirse ona, bu sıcakta...

Belki akşamı beklemeden 'imbat' bilecek...

Saklı Ege'de...

Kim bilir, Alanya Kalesi'nde daha neler saklı...

Suna Dayı...
Münih'e giden trenin yolcularından...
Sağ kalanların diğeri... |