|
Binüçyüzyirmibir doğumluyum derdi...
Ailede kimsenin hatırlamadığı ayrıntıları hatırlardı.
Bir önceki kuyruklu yıldız, yetmişbeş sene önce geçti dünyanın
yanıbaşından, diyen haber için; 'Ne olacak, ben onu gördüm'
diyordu...
Başbakan Karamanlis, diye başlayan habere yaptığı yorum ise daha
çok şaşırtmıştı...
'Bunun babası benim avukatımdı...'

İster, Yunanistan'a giden Abhazlardan ol...
İster, komşu köyün, Avşar köyü olmuş...
İster, köyünün adı, 'İlk kurşun' olsun...
İster, Karlı'ya nispet Güneşli olsun...
İster, Reyhaniye'de Türkmenlerle, Araplarla komşu ol...
İster, 'son konuşanı' o köyde ölsün...

Benzer yaşandı bir çok şey, bir çok yerde...

Milenyum denen, ikibin yılında...
Ağustos ayında...
'Eline kalem al' dedi kız torununa, ilk defa.
Yazdırdı sonra...

Anlatılan, dile gelen, yazıya döküldü, hafızadan teker teker...

Önce Padişah şiiri, sonra Atatürk şiiri...

Halley kuyruklu yıldızını bir daha görebileceklere...

Aynı toprakta, iki kuyruklu yıldız görenin, hafızasından...

İkibinaltmışbir yılında, yine gözükecek Halley...
Birilerinin 'Beytlehem' dedikleri yıldız...

Padişahı biz ne için o kadar çok severiz
Onun ismi anıldıkça niye şişer kalbimiz
Geçtiği yer, bayram yeri gibi olur. Nedendir
Çünkü O dur peygamberin halifesi, vekili
Yeryüzünde üçyüz milyon müslümanın delili
Ondadır hep ecdadının tahtı, şerefi, şanı
Türkistan'dan altıyüz evvel gelen
Muzaffer, aslı temiz, kanı temiz, kalbi temiz, bu Türkler
Dört yüz çadır halkıyla bu devleti kurdular
Yaşasın Padişahımız...

Kuyruklu Yıldız geçer bu dünyadan, defalarca...

Atatürk, ne için kalbimizde yaşıyor
Çünkü O dur Anadolu'yu, İstanbul'u düşmanlardan kurtaran
Tarihimize leke koydurmayan
Ordumuzun gözdesi
Kahraman Atatürk
Tahtı, şerefi, şanı kumandan
Ebediyen yaşayacaktır
Kalbimizde Atatürk

Ay tutulacak...
Güneş tutulacak...
Dünya kıskanacak, bende tutulayım diye...

Ölmez sağ kalırsak, bir sonraki geçişte yine burdayız...
Akıl tutulmamız olmazsa... |