|
Hiç niyet edilmemiş bir mektup bu...

Biraz önce, ajansta havadisleri dinlerken öğrendim...

Geçen sezon...
Daha prömiyeri henüz yapılmış bir oyuna gidiyorum...
Bir tiyatroya gidiyorum...

Harp okulundan mezun olanlar çoktan göçmüş bu dünyadan...
Semtin adı kalmış, Harbiye...
‘Mehteran’ alayı dışında hepsi zimmetli...

Aşk Mektupları...

Kadriye Kenter...
Müşfik Kenter...

Radyoda bir ses...

Birazdan yapacağım canlandırmaya sizinde eşlik etmenizi
istiyorum...
Şimdi derin bir nefes alın...
Aldığınız nefesi vermeden, biraz daha nefes alın...

Reklamlardan bildiğimiz sesler...
Ali Poyrazoğlu, Haluk Bilginer, Metin Serezli...
Ve...
Müşfik Kenter...

Bir çok, bildiğimiz reklamın seslendirmesini yapan tiyatrocular...

Kardeşi ile Kent’i kurdular...
‘Ben Anadolu’ diyen, Anadolu’nun Kibele’siyim diyen, Yıldız Kenter
ile...
Yıldız Hoca...
Müşfik Hoca...

İki kardeş...

Yıldız'ın, Şükran’ı gitti önce...
Kadriye'nin, Müşfik’i gitti şimdi...

Tiyatro koltuklarının üzerinde isimler yazılı...

İlk giderken tiyatroya ayakkabım kötü diye, yenisini alıyoruz
sabah vapurdan inince...

Tüm gün Kabataş’ta denizi seyretmek...
Akşam Harbiye...
Oyunda Ayhan Kavas var...

Hava’nın arkadaşı Ayhan Kavas...
Ataman’ın arkadaşı Ayhan Kavas...

Bir ‘Bahariye’ gecesinde görüyorum, seneler sonra...

Çıkarken tiyatrodan, teyzem ağlıyor...
Kent Oyuncuları...

Seneler sonra...
‘Masal’ yeniden başlıyor...
Geri döndük adamıza, adalarımıza....
İğneada... Adakaleh...

Biraz daha yukarı çıkınca İğneada’dan...
Tuna boylarına varınca...

Bir zamanlar kimin olduğu unutulduğu için, Türk toprağı sayılan...
Bir ada...
Gerçek bir ada, İğneada gibi değil bu ada...

Tuna üzerinde...
Romanya ile Sırbistan arasında...
‘Demirkapı’ civarında...

Hasankeyf misali...
Gömülecek dedikleri...

Ada, gömülecek dedikleri ada...
Adakaleh...

Çeçen Adası batmadı daha...
Göl üstünde çünkü...
Akdamar gibi...

Gömülecek dedikleri ada için, Bükreş’e denizi getireceğim diyen...
Belgesi olsun demiş...
Belgeselini yaptırmış...

Adakaleh belgeseli...
Türklerin yaşadığı Adakaleh, kayıtlara geçmiş...
Biriken sular kaplamış her yerini Adakaleh’in, köyün...

Kartpostalları servet olmuş...
Buldukça almıştım. Onların bilmediği zamandan, benim bildiğim
zamandan....

Dimitri Kantemir’in notaları kadar ünlü değildi, o zaman...

Belgeseli şimdi arşivlerde...

Bir belgesel daha çekilmiş...
Çeken, İsmet Arasan...
Adakaleh’i çekmiş...

Bir belgesel daha çekmiş İsmet Arasan...

Benim belgeselimi çekmiş...
Bizim belgeselimizi çekmiş...
Son Sesler...

Kaymakam Tevfik var belgeselde...
Georges Charachidze var belgeselde...
Çizemuğ Meral var belgeselde...
Ben varım...
Sen varsın...

Biz varız...
Siz varsınız...

Bir balık var...
Avlanan bir balık var, balık avlanması ile başlıyor belgesel...

Sekseniki harfin belgeseli...

Bir ses...
Seksenlik, Müşfik Kenter...

O seslendiriyor, hem Türkçe hem İngilizce...

İsmet Arasan , belgeselci...
Kaybolan bir adayı belgelemiş... Adakaleh...
Kaybolan bir lisanı belgelemiş... Son Sesler...

Adakaleh lokumları, dantelleri...
Unutulmamış...

Adakaleh, cami minaresi gözükmüyor...
Halfeti ise şanslı, görelim diye gidiyoruz minareyi...
Ruhani bir sessizlik olsun diye, müzik kapatılıyor, Halfeti’de
teknede...

Bu Ada senin, bu Ada benim...

İsmet Arasan bir belgesel daha çekmiş...

İyi ki çekmiş o belgeseli...

Müşfik Kenter...
Alf ile bildiğimiz...

Seslendirmiş
‘Son Sesler’i
İki lisanda...

Geçen sezon gittim...
Harbiye’de...
Kentin tam ortasında, Kent Oyuncuları’nda ...
Oyun, karı kocanın birbirlerine yazdığı mektuplardı...

Karı kocanın birbirlerine yazdığı mektupları, karı koca ‘rol
yapmadan’ okudu, oynadı...

Oubykh Mektupları’nı okusaydı keşke Müşfik Kenter...
Aşk Mektupları’nı okuduğu gibi...

Müşfik, hata yaptı okurken, Aşk Mektubu’nu...
Kadriye izin vermedi hatanın sürmesine...

Gittiğim en son tiyatroydu Aşk Mektupları...
Kadriye, hata yapmasına izin vermedi, ‘Mektupları’ okurken...

Seksen yaşında Müşfik, sekseniki harfi seslendirdi...

Herkes onu ‘Bir Garip’ bilsin.
Biz, sekseniki harfin sesi olduğunu... |