|
İngilizce öğrenmeye ilk
başladığımızda, daha önce hiç çıkarmadığımız seslerin
çıkarılmasını öğretiyorlardı İngilizce öğretmenlerimiz...
Şimdi, bir şekilde anlaşıyorum İngilizce ile, buna karşın bazı
kelimeleri hala iyi telaffuz edemem...

Daha önce bahsettiğim üzere, İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt Ana
Kapısı hep etkilemiştir beni...
Beyazıt Meydanı, Sahaflar Çarşısı, Nuruosmaniye, Kapalıçarşı, Bab-ı
Ali, Sirkeci, vapur ile karşıya geçmek...

Sur içini gündüzleri, dışını geceleri severdim. Şimdiyse ayrım
yapmıyorum...

O zamanlar Rus Pazarları kurulurdu, Türkiye’nin bir çok yerinde...
Mercan yokuşuna varmadan da bir Rus Pazarı vardı...
Rus malı, Zenith marka bir fotoğraf makinesi almıştım bu pazardan.
Makinemle bazen siyah beyaz, bazen renkli fotoğraf çekmeye
çalışıyordum...
İFSAK’ın düzenlediği fotoğrafçılık kursuna gitmiş ve 51. dönem
kursiyeri olmuştum, şimdi aynı kursun 183. dönemini düzenliyorlar.
Hala iyi fotoğraf çekemiyorum, bazen ‘net’ çıkmıyor fotoğraflar...

İngilizce bazı kelimeleri iyi telaffuz edemesem de, çektiğim
fotoğrafların bazıları ‘net’ çıkmasa da, kendimi şanslı hissettim
hep...

Bir çok ‘olağanüstü insanla’ tanışma imkanım oldu, bazısıyla çok
iyi anlaşamasam da, bazısının fotoğrafını çok iyi çekemesem de hep
bu duyguyu yaşadım.
Tanıdığım herkes için geçerli bu olağanüstü olma durumu. O yüzden
değil mi, bir çok tanıdığıma özel mektup gidiyor, gidecek sanırım
endişe ettiğim gibi bitmeyecek mektuplar...
Bazısı bu dünyada, bazısı diğer dünyada olan tanıdıklarıma gidiyor
şahsi bir çok mektup...

Bir gün bir haber geldi...
Tevfik Esenç, İstanbul’a gelecekmiş...

Tevfik Esenç, Manyas Hacıosman Köy’den... Bandırma’ya...
Bandırma’dan vapurla Sarayburnu’na gelecekmiş...

Kızında kalacak, ertesi gün Kafkasya’ya gidecek, diye haber
geldi...

Duymuştum...
İzlemiştim...
Ubıh lisanı üzerine yaptığı çalışmaları...

Bu olağanüstü insanla karşılaştım...

Yanında bir doktor vardı...
Hasta olduğundan değil, güvende hissettiğinden, yanında bir doktor
ile gitmek istedi.
Sanırım tek bir neden bu değildi onu seçmesi için...
Necdet Hatam, doktor olmasaydı da yine onunla giderdi herhalde...

Olağanüstü çok insan vardı...
Hadagatle Asker, Yasin Çelikkıran, Cevdet Hapi, Ali Çurey...

Net olmayan bir kaç fotoğraf çektim...

Önde bizi iyi duyamayan, gülen yüzüyle Tevfik Esenç ile, bir gölge
gibi arkasında duran Necdet Hatam vardı çekilen bu fotoğrafta...

Hakikaten Tevfik Esenç bir insandı, bir lisandan dolayı...
 |
|