...................
...................

BİR LİSAN BİR İNSAN,
İKİ LİSAN İKİ İNSAN, DEMİŞLER 

Eylül 2012

                         
...................
 
...................

İngilizce öğrenmeye ilk başladığımızda, daha önce hiç çıkarmadığımız seslerin çıkarılmasını öğretiyorlardı İngilizce öğretmenlerimiz...

Şimdi, bir şekilde anlaşıyorum İngilizce ile, buna karşın bazı kelimeleri hala iyi telaffuz edemem...



Daha önce bahsettiğim üzere, İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt Ana Kapısı hep etkilemiştir beni...

Beyazıt Meydanı, Sahaflar Çarşısı, Nuruosmaniye, Kapalıçarşı, Bab-ı Ali, Sirkeci, vapur ile karşıya geçmek...



Sur içini gündüzleri, dışını geceleri severdim. Şimdiyse ayrım yapmıyorum...



O zamanlar Rus Pazarları kurulurdu, Türkiye’nin bir çok yerinde...

Mercan yokuşuna varmadan da bir Rus Pazarı vardı...

Rus malı, Zenith marka bir fotoğraf makinesi almıştım bu pazardan. Makinemle bazen siyah beyaz, bazen renkli fotoğraf çekmeye çalışıyordum...

İFSAK’ın düzenlediği fotoğrafçılık kursuna gitmiş ve 51. dönem kursiyeri olmuştum, şimdi aynı kursun 183. dönemini düzenliyorlar.

Hala iyi fotoğraf çekemiyorum, bazen ‘net’ çıkmıyor fotoğraflar...



İngilizce bazı kelimeleri iyi telaffuz edemesem de, çektiğim fotoğrafların bazıları ‘net’ çıkmasa da, kendimi şanslı hissettim hep...



Bir çok ‘olağanüstü insanla’ tanışma imkanım oldu, bazısıyla çok iyi anlaşamasam da, bazısının fotoğrafını çok iyi çekemesem de hep bu duyguyu yaşadım.

Tanıdığım herkes için geçerli bu olağanüstü olma durumu. O yüzden değil mi, bir çok tanıdığıma özel mektup gidiyor, gidecek sanırım endişe ettiğim gibi bitmeyecek mektuplar...

Bazısı bu dünyada, bazısı diğer dünyada olan tanıdıklarıma gidiyor şahsi bir çok mektup...



Bir gün bir haber geldi...

Tevfik Esenç, İstanbul’a gelecekmiş...



Tevfik Esenç, Manyas Hacıosman Köy’den... Bandırma’ya...

Bandırma’dan vapurla Sarayburnu’na gelecekmiş...



Kızında kalacak, ertesi gün Kafkasya’ya gidecek, diye haber geldi...



Duymuştum...

İzlemiştim...

Ubıh lisanı üzerine yaptığı çalışmaları...



Bu olağanüstü insanla karşılaştım...



Yanında bir doktor vardı...

Hasta olduğundan değil, güvende hissettiğinden, yanında bir doktor ile gitmek istedi.

Sanırım tek bir neden bu değildi onu seçmesi için...

Necdet Hatam, doktor olmasaydı da yine onunla giderdi herhalde...



Olağanüstü çok insan vardı...

Hadagatle Asker, Yasin Çelikkıran, Cevdet Hapi, Ali Çurey...



Net olmayan bir kaç fotoğraf çektim...



Önde bizi iyi duyamayan, gülen yüzüyle Tevfik Esenç ile, bir gölge gibi arkasında duran Necdet Hatam vardı çekilen bu fotoğrafta...



Hakikaten Tevfik Esenç bir insandı, bir lisandan dolayı...

 

                         

...........................................................................................................

...........................................................................................................

cc-turkiye@circassiancenter.com

...........................................................................................................

Oubykh'un diğer mektupları

...........................................................................................................