|
Ona çok yakıştığı üzere, ‘Wolehi’
kelimesini aradım ama bulamadım İngilizce nasıl söylendiğini...

Bir postacıya ne denirse, onu dedi...

Keşke her pul öpücük olsa...
Sevgimizi versek, kat be kat geri alsak mektuplarla...
Öfke, kızgınlık hiç olmasa...

Yine, bir dolunay akşamı... Boğaziçi’ne en çok yakışan, dolunay
geceleri...

Puruvanın karanlığında bir ‘Maze Kızı’ sanki...
Kırmızı içinde...
Dolunay mavi değil, kırmızı...

Madem 59/1 denildi...
Belki, kaçırıldığı dönemlerdedir bu tarihler...

Düzce’de, küçük bir kız....
Baskın karakter bir kız, o yaşında bile.

Hadi götür bunu denilince.
Ferit Varol...
Ferit Dayı karakteriyle çıkıyor karşımıza.
Alıyor küçük kızı, ‘kaçırdım’ diyerek götürüyor küçük kızı
evlerine.
Akşam olunca hadi dönelim evine diye söyleyince Ferit Dayı.
Olmaz, sen beni kaçırdın, diyerek pek hoşuna gitmiş küçük kızın.
Zor ikna etmişler, geri dönmek için...

Yaklaşık on sene sonra...
Muhtemeldir, 59/1’den çıkıp gelmiş...
Kapıyı açmış...

Tanımamış, kimsiniz demiş.
Ben seni kaçırdım, kayınvalidemi kayınpederimi görmek istiyorum
demiş kapı eşiğinde.

O kaçırılan kız, dolunay gecesi Boğaziçi’nde ‘Maze Kızı’...

Anlatılacak, daha devam edecek mektubu...
Zarf kapandı, yenisini yazmak üzere... |