|
Eski fotoğraflar arasında çıktı, elde
bir thamga ile.
Aslı ayrıca bulundu, bir mısır koçanına saplı haliyle...
Bir sonrakine kalsın, madem 'müzelik' olacak şeyler var, hemen söz
verdiğimi yazayım 'müzelik' olayım bende, yaşlı ben'den dolayı...
Eğer uygun görülürse tabii ki...

Eski fotoğraflar arasında, birinde genç ben, diğerinde yaşlı ben
var...
Bir kaç kare fotoğraf çektikten sonra, gel bizde seni çekelim
deniyor...
Hayır nasıl diyebilirim...
Sivilcelerim yüzünde pek sevmezdim fotoğraf çektirmeyi, olsa olsa
vesikalık...
Daha çok çekmesini severdim, fakat bu sefer çekilmesini arzu
ettim...

İşte bir genç, bir yaşlı...
İki 'ben' bir arada, birlikteyiz aynı karede...

Ölmeden iki sene önceydi sanırım...
Ölmeden önce ölmek demek, bu demek herhalde...
Her defasında farklı bir anlam çıkarmak, bir başka keyif olsa
gerek...

Haydi bitirelim bir numara hikayesiyle.
Bir ayakkabı numarası hikayesiyle...
Zamanında çok kolay bulunmazmış büyük bedenler...
Şimdi bile, birçok dükkanın camında görülür, 'büyük beden bulunur’
tabelaları.

Hediye almak için girince bir ayakkabı dükkanına, vitrinde yer
alan 39 numarayı isteyememiş, ayak numarası 44 olduğu için...
Herhalde gözüne çok büyük gelmiş. O yüzden 44 numara yerine 43
demiş...
Devamlı müşterisi olduğu için, esnaf 43 değil 44 olması lazım
demiş...
Dikkate alınmayınca, ses çıkarmamış daha fazla...
Sonradan değiştirmişler numarayı 44 ile...

Bahariye’den Adapazarı’na ayakkabı almaya gidilirmiş, sırf esnaf
ne giydiğini çok iyi bildiği için...

Thamgalı atlarla, nalı olan atlarla yol almak bize nasip...
Thamgalı at çalınınca görülmez mi, kime ait olduğu...

Yaşlı ben'den dolayı genç ben, müzeye girebillir miyim acaba...
'Müzeye' girmesek bile, saraya burnumuzu sokmuştuk...

44 dakikayı, belki kırk yıldır birlikte bekliyorduk...
43 dakika olursa hiç şaşırmam...
Belki sıktığı için ayakkabısı, tek ayak üstünde devamlı...

Bindokuzyüzyetmişikiden beri 'CANLI' çalınmamış...
Thick is A Brick...

Tek ayaklı Ian Anderson...
Kantinde, tek ayaklı siyah beyaz bir siluet halindeydi, ilk
girişte karşılardı...
Şimdi bir gece parkta, yetmişikiden beri canlı olmayan, sanki beni
bekliyor...
İki 'ben' birlikte izleyeceğiz, dinleyeceğiz...
 |
|