...................
...................

BİRAZ ÖNCE KARAR VERDİM...

Eylül 2012

                         
...................
 
...................

Biraz tehlikeliyim...



Sabah erkenden tramvay başlıyor çalışmaya, vatman tek başına olsa bile...

987 önünden, meydanda büyük bir daire yaparak binanın çevresinde dolaşıyor tramvay...

Daha kimseler yok iken, tramvay çalışmaya başlıyor...

Barut kulesi içinde patlayacak bir şey yok, kalmamış...

Astronomik saatin akrebi yelkovanı yok...

Heykellerden saat...

Heykellerden köprü...

Heykellerden kule...

Heykellerden şehir...

Zamanın durduğu şehir...



Heykellerde...

Taş olabildiği kadar işlenmiş...

9

8

7

Hepsi senfoni...

Hepsi Dvorak’ın

987 bir olmuş, bir meydana bakan binada...

Taş olmuş...

Tramvay büyük bir açıyla dönmüş çevresinde...



Yeni bir dünya düzeni olmuş...

Bu düzen içinde almışız görev...



Sabah erkenden çalışmaya başlıyor tramvay...

Kulaklarınızla duyuyorsunuz önce...

Gözlerinizle görüyorsunuz sonra...

Kalbinizle hissediyorsunuz sonunda...



Peynirle yapılan ve çay unutulmadı tabii ki...

Öyle başladık, o yüzden güzel bir simge oldu, şimdi onu yemesek bile, unutulmaz sohbetin lezzeti...

Biraz önce dedim, biraz tehlikeliyim sadece...



Kuklalar bile gülüyorlar, Pinokyo henüz canlanmadı diye...

Bir tek benim burnum canlı, uzun kaldı...



Ben tehlikeli değilim, tehlikeli olmaya çalışıyorum...

O yüzden dedim, biraz tehlikeliyim...



Esas tehlikeyi yaratan...

Benim karadan, onun denizden gördüğü

O şehirleri bilen...

Adalar hariç hepsini önce denizden görebilen...

İki direkliden aşağı olmayan gemilerde olan bir denizci...

Nemli sayfalardan akan, gidenleri paylaşan...

Haftada bir, şimdilik...

Eğer tehlikeliysem evet kandırdım onu, biraz tehlikeli oldum...

Poyraz eserken, poyraza kapılıp kelimelerle birlikte seyreden denizci kadar tehlikeli değilim...

Eğer bir daha yeniden ‘kutsal zirvenin eteklerinde, paylaşmak için buluşanlar’ çıkarsa ortaya, Elbruz’un eteklerinde...

Denizde dolaşan, koca bir buz dağı gibi Elbruz...

Erimeyecek, sıcağa karşı koyacak bu buz dağı.

Göründüğünden daha fazlası denizin içinde olacak.

Asıl o zaman, ne kadar tehlikeli olduğumu göreceksiniz...



Saat farkı olmayacak, saatler akrepsiz yelkovansız.

Tek Elbruz saati olacak...

Kim ne zaman görmek isterse Elbruz’u.

Akreple yelkovanı olmayan Elbruz saatinde, harfler olacak, kelimeler olacak.

Zamanı gösteren cümleler olacak...



Sabah erkenden tramvay başlıyor çalışmaya...

Saatini bilmiyoruz...

Güneşin doğuşundan, sabah olduğunu biliyoruz sadece...

Meydanı büyük bir açıyla dolaşırken tramvay, güneşin ışıkları tam tepeden vuruyor parlatıyor büyük açı yapan tramvay raylarını.



Sıfatlara ne denebilir ki...

Sıfatlar, pek mektupları tarif etmiyor...



Pinokyo canlanmamış, kuklalar gülüyor buna.

Ama tüm heykeller canlıymış...

Geri sayım başladı...

9

8

7



Onun şehrinde dolaşırken...

Kafka’dan bahsetmemek hiç olmazdı...

Biraz, ...vari bir durum.

Biraz, tehlikeli bir durum.

                         

...........................................................................................................

...........................................................................................................

cc-turkiye@circassiancenter.com

...........................................................................................................

Oubykh'un diğer mektupları

...........................................................................................................