...................
...................

ALDIĞIMA SATTIM

Eylül 2012

                         
...................
 
...................

Sana bir bardak ikram edeyim gör bak, sonra nasıl çaldığımı anlatırım diyen birisi çıktı karşıma. Yüzünü bilmediğim birisi, bundan sonraysa hiç bilemeyeceğim birisi.



Kurt dişi, kurt pençesi olan at daha makbuldür demişti...

Misafirleri geldiği zaman, ilk o karşılıyordu, misafirleri giderken gönderdiği gibi...



Aldığıma sattım, demiş...

Aldığının değerini bilmeden alan, kaybeder kolayca...



Diş izi, pençe izi olan at daha makbuldür, değerini bilen için...

Atın kaşı var mı, yok mu öğrenedim bir türlü...

At kuyruğundan, keman teli yapanlar oldu...

Peruk yapanlar olduğu gibi...



At ile bağ kurmamızı sağlayan, üstünde olduğumuz...

Hikayesini bir gün bulacağız hep birlikte...



Hattutaş'ta yaşayan...

Paris'te yaşayan...



Ruhu dolanıyor...

Gitti, bir genç olarak...

Olmak isteyenleri 'Tiley' yaptı...



F. o güzel yazısıyla Natho’ya yazdığı mektup gibi, keşke bir çok mektup yazsaydı Sımha’ya...

Neler çıkardı kimbilir...



Atlar ölmedi, çoğu özgürce dolaşıyor dağlar arasında...

İçinde olduğumuza ‘eyer’ vurabilen varsa, çıkacak karşımıza...

Kimsenin bilmediği yazıldı, ‘kayıp bir metin’...



Kimsenin bilmediği, kimde varsa.



Açımız değişmez...

O yüzden ayaklarımızı yerden kesecek, yol arkadaşımıza eşlik edelim, değiştirmek için...

Çok...

Üstüne eyer vurarak...

Birlikte görmediklerimize, unuttuklarımıza...



Bir mektup daha gidecek.

Gördüm, sevindim. Oysa böyle söylememişti. Sevindim, zira adresine gitmeyen bir mektup hiç yazılmıyor...

İlk evlerine gittiğimizde, duvarda bir tablo vardı...

Kazasker’de bir taksi durağı önündeydi evleri...

Bir bayram günüydü ziyaretimiz...

Duvarda tabloda, yağ tenekesinde sardunyalar vardı...



Son ziyaretimde yine sardunyalar vardı, yol boyunca sıralanmışlardı....

Gerçek sardunyalar...



İncirler henüz olmamıştı, bilmeden koparınca sütü olan incirler...

Oysa dut koparılmadan görünüyor, ne kadar olmuş olduğu...

Pekmez yapılırken, hepsi olmuşlardan oluyor...

Silkelendiği için...



Çok hoşuma gidiyor...

Kirazın, peşimden dut gelmeseydi hepinizi sapıma çevirirdim, demesi çok hoşuma gidiyor...

Eğer yağış yeterli olursa...



Şimdi toplantı için, bir masaya ‘beyaz örtü’ seriyorsam, onun sayesinde...



Eğer bineceksem bir gün ata, üstüne eyer vurarak...

Eğer seçebileceksem binmek için....

Diş izi olanı, pençe izi olanı...



Sadece bir bardağa kanmayacağım...

                         

...........................................................................................................

...........................................................................................................

cc-turkiye@circassiancenter.com

...........................................................................................................

Oubykh'un diğer mektupları

...........................................................................................................