|
En çok İzmit’i severim...
İçinden tren geçen, Adliye Köyü...
Yerköy...
Trenle gittiğim en uzak şehir...
Kurtalan...

Kars'a gidemedim. Belki trenle gidemesem bile, bir gün kaz yemeye
gideceğim muhakkak...
Siirt'te 'Perde Pilavını', yün eğiren kadınlardan yiyemedim hiç...
Soğuk kış gecelerinde yanmasa bile ateşimiz, Siirt battaniyesi
ısıttı bizi o soğuk gecelerde...

İçinden trenin geçtiği şehirlerden birisi, Yerköy.
Aşı yapıldı unutmadım o aşıyı. Hala kolumda izi var aşının...
Şimdi yapılmıyor aşı, izi yok yapılmayan aşının...

Daha önce Nizip'te, efsun...
Akrep görüyorum, başkaları görmezken...
Akrep sokunca bilmiştim acısını...
Sonra iğne yaptılar, sağ avucuma...
Şimdi kıpırdamasa bile görüyorum, siyah akrebi sarı akrebi...

Kurt dişi izi olan at bilir, o yüzden makbuldür...

Bombalar patlayan ülkede, en çok çocuklar ölecek, her gün yeniden
ölecekler...

Ayrılmadan bir gece önce...
Kamyona yerleştirilmiş tüm eşyalar.
Önce ben çıkıyorum, evin merdivenlerinden...
Henüz söktüğüm için okumayı, takılmış göğsüme kırmızı. Göğsüm
kabarık dolaşıyorum...
İşte o kadar küçüğüm, işte o kadar büyüğüm...

Merdivenin bitiminde, kapı önünde...
Bir paket...
Gazeteden bir paket...
Bir kısmı yanmış...
Soba tutuşturulmak için yakılmış, gazete kağıdı gibi gözüküyor
bana...
Daha odun yanmadan sönmüş gazete kağıdı sanki...

Bir fitil var, gazeteden yapılmış paketten çıkan...
Ne kadarı yanmış bilmiyorum...
Doğum günlerinde yanan maytaplar gibi en fazla...
1979 yılı...
Dünya çocuk yılı denen, 1979 yılı...

Bomba, diyorum...

Ömer Seyfettin’in Bomba kitabı, güzel bir kitap...
O sene önce kendisini gördüm...
Bir kaç ay sonra, bir sene sonra, 1980 yılında doğum günümde beş
tane geldi, aynı kitaptan...

İçinden tren geçen şehirlerden, geçmeyi çok seviyorum...

Bir Rus treninde ise seyahat etmeyi seviyorum...
Yaşayan şehir gibi Rus treni...
İçinde çay...
İçinde yatak...
İçinde yemek var...
Daha bizim yokken, vardı o trenlerde, cam bardaklı çay...

Soğuk trenlerde seyahat ederken, camlara taş atan çocuklar bomba
biliyorlar...
Gazete hiç görmemiş çocuklar, sobayı çırayla yakıyorlar...

Ben bombayı istemeden bildim...
Akrep...
Arı balıyla arı zehrini, ikisini ayrı ayrı bildim...
Bir başka mektupta olsun, deli bal ile akıllı zehir... |