...................
...................

BRITISH LIBRARY

Ekim 2012

                         
...................
 
...................

Biraz eğleniyordum sanırım yahut öyle olmasını istiyordum...

44 Maple Street adresindeydim öğleden sonraları...

Bodrum katın girişi, Conway Street üzerindeydi...

Güvercinler merdivenlere pislemesinler diye, iğneli dikenler vardı ziftlenmiş siyah borular üzerinde...

Tuğladan yapılmıştı bina...

Merdivenlerden inince hemen karşıda yer alıyordu. Eşik yüksek olduğu için içeri girerken ayağımı kaldırmam gerekiyordu her defasında, çıkarken yine aynı şekilde...
Tuvalet dışarıda merdivenlerin altındaydı. Isıtma yoktu tuvalette. El yıkarken kullanmasını hiç beceremediğim ayrı ayrı olan soğuk ve sıcak su muslukları da yoktu tuvalette, sadece soğuk su vardı her zaman soğuk olan o tuvalette...



Pencereden yukarı bakınca, gökyüzünü neredeyse tamamen kaplayacak şekilde duran bir kule gözükürdü...

Maple Street’in altına doğru yol alan, kemerler vardı. Her kemerin altında bir dehliz, kulenin altına kadar gidiyordu...



Oradan çıkınca yolun solunu takip ederek Great Russell Street’e gelirdim...

Müze, kütüphane önünde ne satılır...

Antik eşyalar, eski kitaplar...

Sahaflar vardı müze karşısında, ara sokaklarda, sonra tekrar geleceğim sahaflara ama öncesi var.



British Library, British Museum’in içinde yer alırdı...

Bağışla girilirdi müzeye, sizin katkılarınızla ayaktayız derlerdi...



Parthenon, Hitit Tanrıları, Xanthos’dan alınan lahit mezardan parçalar, müze kapandıktan sonra bile dört duvar arasında beklerdi kütüphanenin kitapları, kimi kimi beklerdi bilinmezdi aslında...



Müze kapansa bile, büyük kubbeli salonda sessizlik içinde çalışma devam ederdi, ışıklar yanınca ihtişama ihtişam katılırdı, hemen hemen her gece.



Eldivenli görevliler çantaları tek tek kontrol ederlerdi, girenleri ayrı çıkanları ayrı...

Kurşun kalem dışında kalem girmezdi ‘North Gallery’ denen yere...



Bazen eski çizimleri yeniden çizenler uyurlardı, ellerinde pastel boyalarla çizdikleri beyaz kağıtlara bakarak...



Oturabilir miyim, dedim bir Almanmış meğer...

Duymadı önce, sonra utandı sanırım...



Biliyor musunuz bu masada Karl Marx yaşadı, çalıştı dedi...

Hem bu masayı kullanıyordu, hem de ‘Northern Line’ kullanıyordu, biliyorsunuz en eski hatlardan birisidir Northen Line.

Öldükten sonra, Archway-Highgate arasında bir yerde asillerin olmadığı mezarlıkta mezarı diye ilave etti.

Xanthos’dan lahit mezar kaçırdılar, biz de onun mezarını kaçıralım...



Bir kaç resimli olacak bu mektup, içeride hiç çekmedim fotoğraf...

Bulabildiğimi birlikte gönderiyorum...
 

                         

...........................................................................................................

...........................................................................................................

cc-turkiye@circassiancenter.com

...........................................................................................................

Oubykh'un diğer mektupları

...........................................................................................................