|
Janserey sormuş...
Orta çağ ne zaman oldu...
Ne zaman başladı, ne zaman bitti bilemiyorum ama hala kafalarında
o çağı bitiremeyenleri biliyorum...
Bilmem anlatabildim mi...

Şarap sosunda dinlendirilmiş bir et, menüde vardı...
Bir de alengirli bir sos vardı üstünde. Üstü pişmiş ancak tırtıklı
et bıçağıyla kesince içi kanlı et menüde yer alıyordu...
Et, çiğ et gibiydi...
Sabah şerifleri hayrola, dedik...
Böyle olduğunu bilseydik istemezdik, dedik...
Garsonu çağırdım...
Bunu biraz daha pişirebilir misiniz...
Et mahvolur ama...
Yiyemiyorum ne yapayım.
Müşteri haklıdır diyen garson, mecbur kalıp tabağı alıp götürdü...

Tartar steak istemiştim...
Önüme gelince peşinden annem mi gelecek diye düşündüm...
Bildiğimiz çiğ kıyma, üstüne yine bir çiğ yumurta kırılmış,
tabağın geri kalanında ise öbek halinde farklı farklı
baharatlar...
Ya bunu pişirip köfte olarak getirin, ya da ben bunu geri
gönderiyorum dedim...

Etin iyi pişenini sever hale gelmişiz...
Hatta bazen, en çok kömür kıvamında ki etin tadını bilmişiz.

Koyun eti girmeyen mutfakta, kokan eti biliyoruz artık...

Oysa Arjantin usulü kesilen, mangalda az pişen ‘lokum kıvamında’
etleri yemek için kuyruğa girenler var...

Kurbanın gerdanından tatlı yapan Tunuslular var...
Sakatat seven millet Ermenilerin yaptığı dalak dolması var...
Dalak dolması piştiği zaman çikolata gibi kokarmış.

Yoklukta kurban daha da anlamlı
Sıfırın olduğu yerde, çok kurban varmış...
Dolu işkembe, kan için açılan çukura gitmiyor...
İşkembe temizleniyor...
Barsak temizleniyor...
Paça, Kelle...
Kemikte yer alan ilik...

Kurban alırken...
Eller karşılıklı sıkı sıkıya sallanıyor...
...
Allah kabul etsin diyenin, elinden bilen alıyor kurbanı, pazarlık
ederek...

Gelenek ne zamandır devam ediyor...
Orta çağ çok yeni bir tarih ama...
Kurban çok eski, kadim bir gelenek...

Kasımda anmalar var, gelenek haline gelen...
Elin adamı, toptan aristokratları uçuracağım demiş.
Barut dolu fıçılarla...

Meşe fıçısı, viskiye daha çok gider oysa, bilmiyordu ki York’lu...

Kasımda anmalar var, gelenek haline gelen...
Cihan savaşı bitti diye anmalar var.

Bizim anmalarımız var.
Kasım ayında andığımız iki kişi var...
İki genç erkek...
Kasımda anıyoruz ikisini bir kaç gün arayla...

1606 yılından kalan anma, artık şenliğe dönmüş...
1918 yılından kalan anma, anma olarak kalmış, şimdilik ama...

Garson eti getiriyor kömür olmuş halde...
Hah, şimdi oldu diyorum...
Buyrun, çifte kavrulmuş diyor, biraz dalga geçerek...
Efendim diyorum garsona.
Cevap vermeden, afiyet olsun beyefendi diyor...

Eti alırken nasıl alacağımı biliyorum, ne kadar çok et çıkarsa o
kurbandan o kadar iyi...

Kurbandan akan kanın önemi yok...
Günlerdir bekleniyor kurban kanı...
Kasım ayında...

Orta çağ ne zaman oldu...
Kurban kanı aktığı için, akacağı için, o çağ devam ediyor hala
kafalarda...
Ekin arasında, kırmızı kırmızı rüzgara karşı duruyor...
Poyraz çok sert esiyor gece gece, yağmur getirmiş...
Ekin üstüne...
O ekinlerden yiyecek kurbanlıklar...
Ekinler kuruduktan sonra.
 |
|