|
Ucu yarı kırık bir kalemle yazılmış
mektubun, bir ucu açık kaldı...
Bir ucu yanık...

Çığlık, nasıl denecek bilemiyorum, keşke bilebilsem.
Ses nasıl çıkacak, sesimiz nasıl çıkacak...

Bir gizli oda var, o koca otelin içinde...
Bir anahtarı varmış odanın, kapı dışında açabildiği...
Çift delikli, ipi sararmış anahtarın açabildiği çok şey varmış.

Janserey sorduğunu öğrendi herhalde, beğenmiş...
Beşiktaş’ta başı eğik...
Mektuplarda başı dik...

Yedi çapraz gidildi... Bir es vererek yedi çapraz gelindi
geriye...
Üç defa çapraz gidip geldikten sonra...
Yer değiştirdi çift delikli anahtar ile çift oluklu kama...
Şifresi dökülecek elbet, hiç bir kapı dayanamadı çift delikli
anahtar karşısında...
Hiç bir yüreğin çift oluklu kama karşısında dayanamadığı gibi.

Gün bitmeden gönderilen oluyor, gün doğmadan okunan olacağı
gibi...

Bir yanım eksik kalıyor, çift delikli anahtar ile açılamadığı
için...

Çift oluklu kama üstünde kalmasın diye...
Damlıyor, yarı soğumuş kan.
Kar zemin üstünde, izi kalacak.
Yarı soğumuş kan, kar eriyene kadar kuruyacak...

Karla kaplanan, kaybolduğu sanılan anahtar bulunacak, kar
eriyince...
Kan hep kuru kalacak...

Gün doğmadan okunan mektup olacak...
Güneş doğunca parlayacak.
Sararmış ipi kuru kalan anahtar, oluğunda iz kalmayan kama... |