...................
...................

FRANSIZCA BİLMEYEN BİR FRANSIZ

Kasım 2012

                         
...................
 
...................

Fransızca bilmeyen bir Fransız görünce şaşırmayacağım...

Fransızca bilmeyen bir Fransız, güzel bir Fransız şarabını sevebilir...



Bir özlem var herhalde...

İsim konmuş, isim verilmiş...



İsmi semada iyi dolaşıyor...

Özlem salonun her yerinde



'Suna Dayı' keşke gelebilseydi gururlanırdı herhalde...



Bağdat caddesinde trafik, Bağdat'ın tersine akıyordu...



Sahnede atılan bir çığlık...

Şam'da duyuldu...

Irak'ta duyuldu...

Savaşın olduğu her yerde duyuldu...



Serap görüyorum zannettim

Hayır gerçekti...

İnci parlaklığındaydı...

Gül gibi kokuyordu...

Birgül gibi kokuyordu..

Bir Emel doğrultusunda

Bir Seda bıraktı bize, o çığlık...

Sanki hepsinin içinde bir özlem vardı...



Seslerimiz çıktı bir ağızdan

Havva başladı önce...

Ayşe, Dilara, Nida, Burcu, Burçak, Melahat devam etti...

Daha çok kadın sesiydi.

Çıkan sesimiz.

Şahin tek başına, uçtu gözlerini kısarak...



Dost eli denilen bir mirasa Selimiye'den bir dost eli uzandı...

Eliyle, çiçeğiyle gelmişti dost eli...



Bağlarbaşı Ruhu’nun temsilcileri, hep birlikte yaşıyordu canlı, kanlı...



Hazırlıklar başlamış...

Dr. Vasfi Güsar...

Önce resmi bulundu...

Kızı, 'Suna Dayı' görse sevinirdi...



Bırfın babası Yaşar'ı görünce...

Setenay babası Keramettin'i görünce...

Nemyisjan babası Kani'yi görünce...

Setenay babası Muammer’i görünce...

Dijan babası Doğan'ı görünce...



Tek tek fotoğraflar çıktı karşımıza

Vasfi Güsar'dan, Rahmi Tuna’ya...

Muammer Tuncel’den, Erhan Şahin'e...



Bindokuzyüzseksenbeş senesinden sonrası...

Biliyorum.

Hazırlıklar başlamış günler öncesinden...

Ankara’dan gelen Melahat.

Bursa’dan gelen Dilara.



Sahne sırası bir liste halinde...

Yamçı, Mazenef ve Ridade...

Solistler ayrı ayrı yazılmış...



Odalar ayrılmış...

Sahnede sanal çizgiler çizilmiş...



Müzik...

Engin, Jankat, Oset, Yusuf,...

Eşlik edebildik...

El çırpabildik...

Bildik tınılarla birlikte...



Doktor Vasfi Güsar'la başladı gece...

Bir başka doktor ile bitti gece...



Dağlar arasından gelen kanımız, canımız...

İki ay için Vasfi Bey’in meslektaşı gözü önünde olacak, dans ederken bile...

Belki bir mumya misali, korunacak sol kolu...

Sol kol, kalp hizasında olacak...

Kalbe yakın duracak...



Bir gece hazırlığı başladı altmış sene önce

Bir gece, bir çırpıda bitti, bir iki saat içinde...

Siyah beyaz fotoğraflardan başladı...

Renkli fotoğraflarla devam etti...



Anlatılanlar renklense dahi...

Yaşananlar renk kaybediyor, daha çok siyah daha çok beyaz kalıyor geriye...



Bir çığlık atan kalıyor geriye...

Görülmeyen ışık tutan çok kişi vardı perde arkasında, sahne gerisinde...

Onlarca isim...

O isimler, dilerim yüzler, binler olur...



Gecenin birinde, ikisinde onlarca isimden birisi eve gelince, uyanıp onunla sohbet edenler bir yana...



Şarap için üzümler renk almaya başladı, yakında toplanır salkım salkım üzümler...



Gece sonunda Yağmur yağdı yüreklere...

İçin için yanan bir ateşi söndürürcesine, yağdı yağmur...



Kelimeler shkepshine'ye, yağmurla yakıştı...
 

                         

...........................................................................................................

...........................................................................................................

cc-turkiye@circassiancenter.com

...........................................................................................................

Oubykh'un diğer mektupları

...........................................................................................................