|
Görmeden arkadaşın olabiliyormuş demek
ki... Görmediğin arkadaşınla bir 'pakh' üzerinden on beş yıl
arkadaşlık yapabiliyormuşsun demek ki...
Görmediğin arkadaşınla görüşünce, bir iki saatte acısı çıkarmış
demek ki görüşmediğin o yıllar...

Bir söz daha verildi...
Sol yanımda saklanacak...
Çalınan bir kalp düğmesi gibi, sol yanımda kalacak...
Belki zamanı gelir, sol yanımdan dile gelir, dökülür bir iki damla
kan...
Üzüm rengini alan bir kadeh yardımcı olur belki...
Belki bir tahta üzerinde...
Üç ayak misali.
İkram edilen çok sevilen ceviz, çok sevilen üzüm...
Hepsi kurutulmuş, kalmış sol yanımda...

Fransa’da...
İçinde R harfi geçen aylarda istiridye yenirmiş sadece...
Diğer aylarda yemezmiş istiridyeyi sevenler...
Belki bir 'İnci' bulurlar diye Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos
aylarında kabuğuna bırakırlarmış, istiridyeyi limonla çiğ
yiyenler...
Bize de çiğ yemek düşmüş, o kocaman kocaman yazan, alnımızda ki
kaderi.

Yıl bindokuzyüzyetmişdört...
Şişli’de bir apartıman...
Lüküs Hayat opereti sözlerindeki gibi...

Çok ‘lüküs’ bir dil...
Dünyanın sessizleri en zengin lisan...
Seksen bir yanda...

Bindokuzyüzotuzüç...
'Rey Kardeşler' can veriyor, Lüküs Hayat'a...
Nazım, nesir iç içe geçen operete can veriyorlar...
Seksen 'koca kış' geçiyor neredeyse üstünden...
Lüküs Hayat hala devam ediyor...

Şişli’de bir apartıman
Yoksa halin eğer yaman

Hey
Lüküs Hayat, Lüküs Hayat
Bak keyfine yan gel de yat
Ne güzel şey,
Oh ne rahat
Yoktur eşin Lüküs Hayat

Hatırlanınca, melodisiyle okunan...

Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza Zobu, Hazım Körmükçü...
Suna Pekuysal, Zihni Göktay, Sezai Alptekin...

Oyun seksen yıldır oynanıyor...
Perdeye yansıyan isimler...
Perdeye yansıyan resimler...

Yeni oyuncuların, eski oyuncuları perdede göstererek sahne
aldıkları an...
Alkışların koptuğu an...

Roller aynı, oyuncular farklı...

Seksen sene sonra...
Lüküs Hayat yaşıyor...

Şişli'de bir apartıman...
İçinde, en zengin sessiz harflere sahip lisanı bilen bir kaymakam
oturuyor o evde...
Hacısı olmayan bir köyden gelmiş o eve...

Ziyaretçiyi ziyaret eden var...
Bir ziyaretçisi var...
New York değil sadece York’tan gelen...

Birlikte bir resim çektiriyorlar...

Dünyanın en zengin sessizlerine sahip lisanına biraz ilgi var o
tarihlerde...
Kaç sene geçti, lisan ne kadar 'lüküs'...

Tiyatroda roller aynı, oyuncular farklıydı...
Sahneden rolünü oynayanlar, yerine birini bularak ayrılmışlar o
sahneden...

Körmükçü gitmiş yerine Göktay gelmiş...

Lisanı farklı...
Uyurken, uyanıkken farklı...

Kaymakam gitmiş buradan sessizce...
York’tan gelen gibi nicesi gelmiş onu ziyarete, hacısı olmayan
köye...
Paris’ten gelenler, en çok ziyaret edenler olmuş...

Bir meşe ağacı altında uykuya kalmışken...
Rüyasında görmüştür...
Ne yaşamıştır ‘Lüküs Hayat’ı...
Şişli’de, bir apartımanda değil, hacısı olmayan bu köyde ‘Lüküs
Hayat’ yaşadık, diye rüyasında görmüş...
Seksensekiz kış, Lüküs Hayat gibi yaşadık köyde...
Şişli’de bir apartımanda değil lüküs hayatımız...
Dört duvar arasında değil, uçsuz bucaksız yeşillerin arasında yer
alan meşe ormanında, meşelerin gölgesinde yaşadık ‘Lüküs
Hayat’ı...

Şimdi istiridye zamanı...
R harfi geçiyor içinde, Aralık ayının
R harfi geçiyor içinde, Kasım ayının...
R harfi geçiyor içinde, Ekim ayının...

Ekim ayında gitti kaymakam...
Rolünü alamadı, kapamadı kimse...
Kasım'ın son günlerindeyiz...
Aralık ayında, onun ‘Lüküs Hayat’ yaşadığını gören bir York’lu
geliyor yanımıza...
Onun sesini, yetmişli yıllarda duyan bir York’lu, şimdi bir damat
olarak geliyor yanımıza...

Bir kahve içer belki, sohbet ederken.
Kum saati eşlik ederken...
Pirinçten bir değirmende öğütülen bir kahveyi içer...
Kum bulamasak bile...
İnci buluruz, kumun üstünde yatan istiridyede...
Aralık ayında ruhumuz, coşkulu akan bir deniz olur...
O temiz deniz zemininde, her bir kum tanesi her biri bir İnci
kadar değerlidir bizim için...

Rol kapmak için çabalayan her bir kum tanesi değerlidir bizim
için... |