|
Alkol ikindisi gülüşler, yanaklardan
belli iken...
İkindi yağmuruyla başladı gece...
Bitmedi devam etti, devam ediyor, edecek sabaha kadar ikindi
yağmurları...

Boylu boyunca geleni geçeni var, Boğaziçi’nden...

Boğaziçi’nin İnci’si...
Ortaköy’de...
Kocaman bir nazarlık olmuş, Nâzım yüzünden...

Daha ‘Haggis’ yememiş bir İngilize, nasıl ‘Kokoreç’
yedirirsiniz?..
Nohçi Refik, bana paramla yediremezsiniz, demiş...
Duyduklarımın, diyenlerin yalancısıyım...

Yemiş ama...
Sevdiği kadın sayesinde...
Sevdiği kadın yüzünden...

Sızbal, Ahulçapa...
Yanında bir kadeh Çegem belki...

Çegem’e gelince, davete icabet etmek ‘düşer’...

Cemre ile...
Cemre ilk düşüşte, birlikte Çegem Kafe’de, birkaç kahve içeriz...
Cemre ikinci düşüşte, birlikte Çegem Şarap içeriz...

Pedal, döndürüyorsa bir-iki defa bisikletin tekerleğini...
Demek ki yoldayız, doğru yolda olduğumuzu ise ancak varınca
anlayabileceğiz...

Daha düşmeden, düşler diyarına...

Birkaç on yıl, dinlenmiş...
Meşe fıçı içinde...
Birkaç on yıl dinlenen ne varsa, ondan içmek istiyorum...

Cemre düşerken, düşler çıkar karşımıza...
Cemre, bir tarih ile düştü bu gece...

Unutulmayacak bir gece, unutulmayacak bir sohbet düştü, düşler
diyarına...

Tarih düşüldü, cemre düşerken bu tarihi geceye...

Bodrum’da kale ayakta...
Sohum’da yıkık kale duvarı, yeşillikler arasında kaybolmuş...

İlim, 'İrfan' sayesinde, öğrendik mağaralarda ne var ne yok
diye...
Cemre düşerken, hep birlikte gördük...
Umudu, geleceği...

İkindi yağmuru bitti...

Yanaklardan belli, gülüş en belli olanı... |