|
Çocuklar sokağa dökülüp kızak
kaymaya, kartopu oynamaya, ardından da kardan bir adam yapmaya
başlamışlar.
Yaşlı adamın çocukluk günleri birden aklına gelmiş, "hey!" diye
seslenmiş karısına, "ne dersin? Bahçeye çıkıp bir kartopu oynasak
mı? Ardından kardan küçük bir kız da yaparız” demiş. ”Olur” diye
yanıt vermiş yaşlı karısı da.
Bahçeye çıkmışlar, önce biraz kar topu oynamışlar, ardından küçük
bir kardan kız yapmaya başlamışlar, gövdesini, ayaklarını,
kollarını tamamlamışlar. Sonra başını yapıp havuçtan burnunu da
takmışlar, kaşlarını, gözlerini kömürle siyaha boyamışlar.
Ardından karşısına geçip “Ne kadar da güzel bir ‘Kardan Küçük Kız’
olmuş bu böyle!” demişler.
Sevinç içinde kardan küçük kıza bakıp dururlarken bir de ne
görseler ki?Kardan Küçük Kız’ın gözleri oynamasın mı?. . Derken
başı, kolları, ayakları, her tarafı kımıldamaya başlamasın mı...
Kardan Küçük Kız öne doğru bir adım atmış, yaşlı kadına dönüp
“Anne!” demiş incecik bir sesle, bir adım daha atıp “Baba!” demiş
yaşlı adama dönerek.
Kardan Küçük Kız doğruca evin kapısına yönelmiş.
Karı koca küçük kızı nereye koyacaklarını şaşırmışlar
sevinçlerinden…
Kardan Küçük Kız, gün bir yana, saat saat büyüyor, o oranda da
akıllı bir çocuk oluyormuş. Anne ile baba pazara koşup kızları
için renkli kurdeleler, giysiler, ayakkabılar almışlar…
Derken, günler günleri kovalamış, soğuk kış günlerinin yerini ılık
bahar günleri almaya başlamış…
Herkes, bütün bir doğa gelen baharın coşkusu içindeymiş, bir tek
Kardan Küçük Kız dışında. Kardan Küçük Kız, evin en kuytu
köşelerine çekilip için için düşünüyor, ılgıt ılgıt gözyaşları
akıtıyormuş. Kızlarının bu üzgün durumuna bir türlü anlam
veremiyorlarmış annesi ile babası:
“Kardan Küçük Kız/Vesı Pş’eş’ejıye” niye böyle üzgünsün hep? Bir
istediğin mi var yoksa ?” diye de sık sık soruyorlarmış.
O da “Yok” diye yanıt veriyormuş her sorulduğunda.
Kardan Küçük Kız’ın pek az karşılaşılan mutlu anları ise, hava
kara bulutlarla kaplandığında, gök gürüldeyip biraz soğuk
bastırdığında oluyormuş. O gibi durumlarda evden çıktığı,
bahçede gezindiği de görülüyormuş.
Artık soğuk günlerin yerini güneşli günler almaya başlamıştı.
Ortalık yemyeşil çimenler, renk renk çiçeklerle donanmıştı.
Çocuklar artık çiçek toplamak, oyun oynamak, uçurtma uçurmak için
kırlara açılmaya başlamışlardı.
O gün güneşli bir bahar sabahı imiş. Komşu çocuklar çiçek
toplamaya, oynamaya kıra çıkmak üzereymişler. Kardan Küçük Kıza da
seslenmişler,
“Kardan Küçük Kız, sen de bizimle gel!” diyerek.
“Gelemem” demiş Kardan Küçük Kız, ”Güneş başıma vurur”.
“Başını bir şeyle örtersen vurmaz” demişler arkadaşları.
Konuşmaları duyan kızın anası ile babası çok üzülmüşler bu duruma:
“Kızım” demiş annesi, ”Evde böyle boyuna oturup durman bizi de
üzüyor. Hadi git, katıl arkadaşlarına”.
Annesiyle babası üzülmesin diye “Olur” demiş Kardan Küçük Kız.
Başına beyaz örtüler örtüp yollamışlar onu arkadaşlarıyla birlikte
koruya.
Çocuklar gün boyunca çiçek toplayıp dizmişler, oyunlar oynamışlar.
Kardan Küçük Kız ise, bütün bir gün süresince dere boyundaki bir
ağacın serin gölgesinde, ayaklarını soğuk suya daldırmış halde
oturmuş. Sadece çocukları izlemekle yetinmiş.
Akşam üzeri olmuş, hava da hafif bir kararmaya başlamış, çocuklar
küçük bir ateş yakıp etrafında dönmeye, ardından sırayla ateşin
üzerinden atlamaya başlamışlar. Sıra Kardan Küçük Kız’a gelmiş:
“Kardan Küçük Kız, sıra sende, hadi gel de atla” demişler.
Kardan Küçük Kız kımıldamamış. Bunun üzerine bir çocuk:
“Kardan Küçük Kız, korkuyor musun yoksa” demiş.
‘Korkuyor musun?’ denmesi Kardan Küçük Kız’a işlemiş,
kaldıramamış bu sözü, yerinden doğrulmuş, ateşe doğru
yürümüş, üzerinden atlamış.
Atlamış ama bir de ne görülse ki? Ateşin bulunduğu yerde kalın bir
duman parçacığı oluşmuş. Duman dolana dolana yükselmeğe başlamış…
Yükselmiş, yükselmiş küçük bir bulut olmuş. Kardan Küçük
Kız öbür bulutlara karışıp gitmiş.
Not:
Bu masalın Adigece’den ilk çevirisini rahmetli Gülten Çiçek
tarafından yayınlanan “Size aktüel dergi”de yayınlamıştım
(1985, sayı 135). Şimdi yeniden elden geçirmiş bulunuyorum. Bu
vesileyle genç yaşta yaşama gözlerini yuman sevgili arkadaşımı
rahmetle anar, toprağının bol olmasını dilerim. -HCY
|