MENÜ





 

.

.

KARDAN KÜÇÜK KIZ 
(ОСЫ ПШЪЭШЪЭЖЪЫЕР)

Anonim
Çeviri: HAPİ Cevdet Yıldız

.

.

Bir zamanlar, köyün birinde yaşlı bir adamla yaşlı bir kadın varmış, çocukları yokmuş, hiç olmamış.

Bir kış günü baş başa oturup dururlarken kar yağmaya başlamış. Kısa bir sürede ortalık bembeyaz karlarla kaplanmış.
.....

Çocuklar sokağa dökülüp kızak kaymaya, kartopu oynamaya, ardından da kardan bir adam yapmaya başlamışlar.

Yaşlı adamın çocukluk günleri birden aklına gelmiş, "hey!" diye seslenmiş karısına, "ne dersin? Bahçeye çıkıp bir kartopu oynasak mı? Ardından kardan küçük bir kız da yaparız” demiş. ”Olur” diye yanıt vermiş yaşlı karısı da.

Bahçeye çıkmışlar, önce biraz kar topu oynamışlar, ardından küçük bir kardan kız yapmaya başlamışlar, gövdesini, ayaklarını, kollarını tamamlamışlar. Sonra başını yapıp havuçtan burnunu da takmışlar, kaşlarını, gözlerini kömürle siyaha boyamışlar. Ardından karşısına geçip “Ne kadar da güzel bir ‘Kardan Küçük Kız’ olmuş bu böyle!” demişler.

Sevinç içinde kardan küçük kıza bakıp dururlarken bir de ne görseler ki?Kardan Küçük Kız’ın gözleri oynamasın mı?. . Derken başı, kolları, ayakları, her tarafı kımıldamaya başlamasın mı... Kardan Küçük Kız öne doğru bir adım atmış, yaşlı kadına dönüp “Anne!” demiş incecik bir sesle, bir adım daha atıp “Baba!” demiş yaşlı adama dönerek.

Kardan Küçük Kız doğruca evin kapısına yönelmiş.

Karı koca küçük kızı nereye koyacaklarını şaşırmışlar sevinçlerinden…

Kardan Küçük Kız, gün bir yana, saat saat büyüyor, o oranda da akıllı bir çocuk oluyormuş. Anne ile baba pazara koşup kızları için renkli kurdeleler, giysiler, ayakkabılar almışlar…

Derken, günler günleri kovalamış, soğuk kış günlerinin yerini ılık bahar günleri almaya başlamış…

Herkes, bütün bir doğa gelen baharın coşkusu içindeymiş, bir tek Kardan Küçük Kız dışında. Kardan Küçük Kız, evin en kuytu köşelerine çekilip için için düşünüyor, ılgıt ılgıt gözyaşları akıtıyormuş. Kızlarının bu üzgün durumuna bir türlü anlam veremiyorlarmış annesi ile babası:

“Kardan Küçük Kız/Vesı Pş’eş’ejıye” niye böyle üzgünsün hep? Bir istediğin mi var yoksa ?” diye de sık sık soruyorlarmış.

O da “Yok” diye yanıt veriyormuş her sorulduğunda.

Kardan Küçük Kız’ın pek az karşılaşılan mutlu anları ise, hava kara bulutlarla kaplandığında, gök gürüldeyip biraz soğuk bastırdığında oluyormuş. O gibi durumlarda evden çıktığı,  bahçede gezindiği de görülüyormuş.

Artık soğuk günlerin yerini güneşli günler almaya başlamıştı. Ortalık yemyeşil çimenler, renk renk çiçeklerle donanmıştı. Çocuklar artık çiçek toplamak, oyun oynamak, uçurtma uçurmak için kırlara açılmaya başlamışlardı.

O gün güneşli bir bahar sabahı imiş. Komşu çocuklar çiçek toplamaya, oynamaya kıra çıkmak üzereymişler. Kardan Küçük Kıza da seslenmişler,
“Kardan Küçük Kız, sen de bizimle gel!” diyerek.

“Gelemem” demiş Kardan Küçük Kız, ”Güneş başıma vurur”.

“Başını bir şeyle örtersen vurmaz” demişler arkadaşları.

Konuşmaları duyan kızın anası ile babası çok üzülmüşler bu duruma:

“Kızım” demiş annesi, ”Evde böyle boyuna oturup durman bizi de üzüyor. Hadi git, katıl arkadaşlarına”.

Annesiyle babası üzülmesin diye “Olur” demiş Kardan Küçük Kız.

Başına beyaz örtüler örtüp yollamışlar onu arkadaşlarıyla birlikte koruya.

Çocuklar gün boyunca çiçek toplayıp dizmişler, oyunlar oynamışlar. Kardan Küçük Kız ise, bütün bir gün süresince dere boyundaki bir ağacın serin gölgesinde, ayaklarını soğuk suya daldırmış halde oturmuş. Sadece çocukları izlemekle yetinmiş.

Akşam üzeri olmuş, hava da hafif bir kararmaya başlamış, çocuklar küçük bir ateş yakıp etrafında dönmeye, ardından sırayla ateşin üzerinden atlamaya başlamışlar. Sıra Kardan Küçük Kız’a gelmiş:

“Kardan Küçük Kız, sıra sende, hadi gel de atla” demişler.

Kardan Küçük Kız kımıldamamış. Bunun üzerine bir çocuk:

“Kardan Küçük Kız, korkuyor musun yoksa” demiş.

‘Korkuyor musun?’ denmesi Kardan Küçük Kız’a işlemiş,  kaldıramamış bu sözü, yerinden doğrulmuş,  ateşe doğru yürümüş, üzerinden atlamış.

Atlamış ama bir de ne görülse ki? Ateşin bulunduğu yerde kalın bir duman parçacığı oluşmuş. Duman dolana dolana yükselmeğe başlamış…

Yükselmiş, yükselmiş küçük bir bulut olmuş. Kardan Küçük Kız öbür bulutlara karışıp gitmiş.



Not: Bu masalın Adigece’den ilk çevirisini  rahmetli Gülten Çiçek tarafından yayınlanan “Size aktüel dergi”de yayınlamıştım (1985,  sayı 135).  Şimdi yeniden elden geçirmiş bulunuyorum.  Bu vesileyle genç yaşta yaşama gözlerini yuman sevgili arkadaşımı rahmetle anar,  toprağının bol olmasını dilerim.  -HCY

.

.

.