...................
...................

ABHAZYA İÇİN ÖNERİLER

Sezai Babakuş

Marje

                         
 
...................
 
 

Tarihin, yüzyılı aşkın bir aradan sonra Abhazlara ve anayurtları Abhazya’ya sunduğu “kimlik/varlık olma“ fırsatı, elimizden kaçmak üzere. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile başlayan ve Abhazya-Gürcistan Savaşı ile dünyaya malolan bu şans süreci, gerilemeye ve sönmeye başladı. Abhazya’nın yükselen iç dinamikleri, başta Türkiye olmak üzere Abhaz diasporasındaki uyanış, Çerkes dünyasının açık desteği ve dünyadaki olumlu konjonktür ve sempati, savaş sırasında ve sonrasında Gürcistan’a karşı elde edilen stratejik-siyasi-diplomatik üstünlükler tek tek kaybedilmekte.

 

Savaşın bitiminden buyana geçen 7 yıllık sürede Abhazya-Gürcistan sorununda kalıcı bir çözüm bulunamaması, Abhazya’nın statüsü ile ilgili belirsizlikler, Rusya öncülüğünde BDT’nun Abhazya’ya uyguladığı ambargo ve Gürcistan’ın uluslararası düzeyde yürüttüğü Abhazya’yı tecrit politikaları Abhazya’ya ağır faturalar yükledi. Abhazya siyasi önderliğinin, başta öngördüğü tam bağımsızlık hedefini somutla yamaması ve yerine yeni siyasi çözümler üretememesi, zamana karşı oynayan Gürcistan’a uluslararası inisiyatif ve avantaj verdi. Abhazya dünyada yalnızlığa itildi. Kendi içinde de ciddi ekonomik, sosyal ve siyasal açmazlara sürüklendi.

 

Uzun süreli belirsizlik ortamı ve artan ekonomik sıkıntılar, halkı umutsuzluğa, yılgınlığa ve özgüven kaybına sürükledi. Kısır çıkar gruplaşmaları ve aile didişmeleri ile iktidar-muhalefet çekişmeleri derinleşirken, Abhazya tarihinde hep yapıcı-yaratıcı rekabet unsuru olarak görülen “Oçamçiralı-Gudautalı“ nüansı da giderek ve tehlikeli şekilde “Rusya Yanlısı-Gürcistan Yanlısı“ kamplaşmasına dönüşmeye başladı. Abhazya Yönetimi ile aydınlar ve halk arasındaki “uyum“ büyük ölçüde zedelendi.

 

Abhazya zor koşullarda varlığını sürdürmeye çalışırken, savaş sırasında aktif hale gelmeye başlayan diaspora potansiyeli yeterince değerlendirilemedi. Abhazya ve Abhaz Kültürü için Anavatan-Diaspora bütünleşmesi sağlanamadı. İstanbul’daki Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi dışında, savaş sırasında oluşan diaspora organizasyonlarının (Kuzey Kafkasya-Rusya, Suriye- İsrail-Ürdün-Mısır, Almanya-Hollanda-Fransa-İngiltere-ABD) tamamı dağıldı. Türkiye, Suriye, Ürdün ve Acaristan’dan başlayan “anavatana dönüş“ süreci, perspektifliksizlik ve olumsuzluklar yüzünden kesintiye uğradı.

 

Tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen Abhaz halkı, varlığının simgesi olan Abhazya’yı yaşatmak ve yüceltmek, böylece kendini ve kültürünü sürdürmek şansına sahiptir. Bu konuda, Abhazya Yönetimi ve halkı kadar, başta Türkiye olmak üzere dünyadaki Abhaz diasporasına da aynı ağırlıkta görev ve sorumluluk düşmektedir.

 

Yarın “keşke“ dememek için, Abhazya’da ve diasporada herkesin bilgi ve katkısını sağlayacak, her imkanı değerlendirecek ulusal bir program oluşturmamız ve yeni bir atılım yapmamız gerekmektedir. Bu amaç ve sorumluluk bilinci ile, kişisel düşünce ve önerilerimi bilgi ve değerlendirmenize sunuyorum.