...................
...................

BİRLİK YOLU GÖZ KIRPIYOR

Prof. B.H. AKBAŞEV

Uluslararası Çerkes Birliği Başkanı
Nisan 2005

                         
 
...................
 
 
  • Bu gün bilinçli ulusal çıkarlar ve halkı birleştiren ulusal bir düşünceye sahip olamadan; ayrı bir halk olarak yaşamaya devam edebilmek olanaksızdır. Çünkü halkımız dağınık yaşamağa devam ediyor, sosyal ve kültürel birliği ise tamamen yok edilmiş durumda.

  • Çerkes halkının yeniden yaşama dönmesi diğer halkların hak ve özgürlükleri için engel değildir ve olamaz. 

Yeni bir bin yılın başındayız. Bu geçmişi anlama ve geleceği seçme zamanıdır. Geleceğin çizgilerini gözönüne getirebilmek için bütün geçmişi ve günümüz olaylarının bizi nereye götürdüğünü çok iyi anlamamız gerekir.

 

Geçmişe baktığımızda tarihin her zaman Çerkes (Adige-Abhaz) halkından yana olmadığını görmemek imkansızdır. Özellikle geçen yüzyıl halkımıza karşı acımasız olmuş, bizlere soykırım, vatan hasreti, gurbet ve daha neler yaşatmıştır. Çeşitli devletlerin 19.yy'da Kafkasya’daki sömürücü politikaları sonucu Çerkes halkı dağılmış bir toplum haline getirilmiş, kendi vatanında nüfusunun yalnız %20'si kalmıştır.

 

Geleceğin sosyal çizgileri, en çok tarihin yaşanmışlarına bağlıdır. Ancak geleceğimiz kesin tespit edilmiş bir şey değildir ve onu bizim oluşturmamız gerekiyor. Bunun için kim olduğumuzu çok iyi bilmeli, yaşadığımız dünyayı anlamalı,yaşamayı dilediğimiz toplumu tasavvur edebilmeli ve onu nasıl kuracağımızı bilmeliyiz. Etrafımızda gelişen tarihi ve sosyal olayların içinde dünyadaki yerimizi ve kendi yolumuzu bulmayı gerektiren bir dönemde yaşıyoruz. Birilerinin, bilinmeyen bir gücün yapmamız gerekenleri bizim yerimize yapacağını düşünmek yanlış olur.

 

Varolan tarihi durumda, yalnız ruhen kendimizi tanımlayabilirsek sosyal ve kültürel yaşamımızın devam edebileceğini umut edebiliriz. Olaylar Çerkes halkının gelecekte tarih için ya atıl bir kitle ya da tarihi yapanlardan birisi olmasını gerektirir. Kendimizi bulmazsak geçen yüzyılda olduğu gibi bizim adımıza yine başkaları söz söyleyecektir. Kafkasya’da günümüzde de devam eden politikaların çoğu zaman halkımızın çıkarlarına uymadığı ve bu durumun gözönüne alınmadığı bariz bir gerçekliktir.Bu politikalar ile ilgili düşüncemizi ise yalnız duygusal seviyede gösteriyor; bu politika çerçevesinde milli çıkarlarımızın korunması seviyesine çıkartamıyoruz. Ulusal çıkarlarımızın tesbiti tarihin karşımıza koyduğu bir problemdir. Bu gün bilinçli ulusal çıkarlar ve halkı birleştiren ulusal bir düşünceye sahip olamadan; ayrı bir halk olarak yaşamaya devam edebilmek olanaksızdır. Çünkü halkımız dağınık yaşamağa devam ediyor, sosyal ve kültürel birliği ise tamamen yok edilmiş durumda. Çerkes halkının %80'den çoğu dünyanın 40 değişik ülkesinde yaşamakta ve ulusal kimliğini kaybetmek üzeredir. Kendi vatanında bile Çerkes halkı çeşitli özerk, ulusal devlet yapılarına bölünmüş durumdadır. İçinde bulunduğumuz yüzyılda ikinci kez zor kullanarak bağımsızlığını Gürcistan’dan savunmak zorunda kalan Abhazya ise bütün dünyadan ve kardeş Adige halkından tecrit edilmiştir.

Tarih Çerkes ulusunun geleneksel düzenini bozmuş, manevi köklerini parçalayarak dünyaya dağıtmıştır.Şimdi ise bizler bölünmüş durumda, mantalitemize aykırı fonksiyonları gerçekleştirmemizi talep eden çeşitli sosyal ve politik sistemler ve devletlerde yaşamak zorundayız.Ulusun sosyal, politik ve toprak yönünden bölünmüş olması sosyal geleneklerde deformasyon yaratır ve o ulusun yok olmasına neden olur.Bu tür bir bölünme manevi yaşamın temelini zedeler; kültürün, mantalitenin ve diğer özelliklerin kaybolmasına neden olur ve bu durum sosyal benliğimizin korunması gibi tarihi bir misyonu oldukça zorlaştırır.

 

Bu misyonun gerçekleştirilebilmesi için yalnız kendi gerçek sosyopolitik durumumuzu anlamamız yetmez. Bunların dünya tarafındanda doğru anlaşılmasını sağlamamız gerekir. Dünyanın açık ve ret edilemez gerçeklere karşın Çerkes halkının sürgüne ve soykırıma uğradığını henüz kabul etmemesi, politik ve hukuki değerlendirme yapmaması girişimimizin bu yönünün önemini daha da artırmaktadır. Bu nedenle halkımızın manevi ve politik rehabilitasyonuna yönelik özel tedbirlerin alınmasına öncelikle çaba göstermeliyiz. Ulusal organizmamızın yaşama dönmesi varolan kültürel ve tarihi gerçeklere uygun,titizlikle düşünülmüş biçimde ve dengeli davranmamızı talep eder. Çerkes dünyası uğradığı darbelerden sonra, hedefe yönelik ve aktif girişimimiz olmadan yeniden yaşama dönmeyecektir.

 

Günümüz dünyasındaki değişikliklere ve halkımızın kendi manevi birliğini yeniden kurma isteğine dayanarak kurulması olanaklı olan Uluslararası Çerkes Birliği bu düşünceye (Çerkes halkının kültürel ve tarihi açıdan yeniden canlanmasına) hizmet eder. 1991 yılının Mayıs ayında Kafkas halkının bu iradesini anlatan ve gerçekleştiren yetkin temsilcileri, sosyal ve kültürel birliğin temelini koymak için dünyanın her tarafınndan gelerek Nalçik'de toplandılar. UÇB (Uluslararası Çerkes Birliği) böyle doğdu. Birliğin programı dünyada kabul edilen hukuk prensiplerine, Kafkasya ve bütün Rusya Federasyonu halklarının çıkarlarına uygudur. Çerkes halkının yeniden yaşama dönmesi diğer halkların hak ve özgürlükleri için engel değildir ve olamaz. Dağılmış bir halkın kültürel ve entelektüel potansiyelini damla damla toplamayı hedefleyen örgütün kurulmuş olması halkımızın yaşamında önemli bir olaydır.

 

Bu gün Çerkes halkının kültürel ve manevi açıdan yeniden canlanması ve manevi birliğinin sağlanması hepimizin ortak hedefi ve ülküsü olmalıdır. Ancak bu ülkü halkımızın yaşamını değiştirebilir. Halkın entelektüel, yetkin önderleri başta olmak üzere; Çerkes halkının geniş kitlelerinin bilinçli bir şekilde yeniden doğuşa katılımı olmadan ulusal kimliğimizi koruyamayacağımız gerçektir.Bu yüzden ulusal kültürümüz ve yaşam biçimimizin desteklenmesi, dilimizin gelişmesi ve Çerkes halkının potansiyelinin gelişmesine yönelik önlemlerin alınması ve gerçekleştirilmesi büyük önem kazanmıştır.

 

Tarihin geri dönmeyeceğinin bilincindeyiz. Sınırların yeniden çizilmesi, bütün Çerkeslerin vatanlarına dönmesi ve bir devlet kurulmasının olanaksız olduğunun ayırımındayız. Ancak yaşadığı yere bağlı olmaksızın bütün Çerkeslerin bir ulus olarak manevi birliği için bütün iletişim olanakları kullanılmalı, bir iletişim ağı kurulmalı, tarihsel vatanına dönmek isteyenlerin hiçbir engelle karşılaşmadan bunu yapabilme hakkı sağlanmalı, kendi dilini koruyarak onu geliştirebilmesi için tek alfabe uygulamalı, Çerkeslerin yaşadıkları bütün ülkelerde ana dilleri ile eğitim görebilmeleri için propaganda yapılmalı, çocuklarımıza Adigey-Abhaz ahlakı öğretilmeli ve aynı tarih kitapları okuyulmalıdır. Halkımızın tarihi ile ilgili tek ve tarafsız kitap olmadan gelecek nesiller nereden gelip nereye gittiğimizi bilmeyecektir.
 

Hedefimizin ne kadar zor,yolumuzun ne denli çetin olduğunu anlatmaya gerek yok. Bütün zorluklara karşın kültürel ve tarihi Çerkes dünyasının yeniden canlanacağına inancımız tamdır.Tarih bize böyle bir şans vermiştir ve onu kullanacağız; kullanmak zorundayız. Başkaca bir şansımız daha olmayabilir.