...................
...................

DAHA ÇOOOK ÇERKES ETHEM VAR!

Prof. Dr. Çetin Yetkin

                         
 
...................
 
 

Açıktan açığa düşmanlar, size dost görünüp de en dar gününüzde sırtınızdan hançerlemeye kalkışan sözde dostlar yanında, onlarla karşılaştırıldığında, neredeyse gerçek dostlar gibi kalırlar.  Düşmanınızın kim olduğunu bildiğinizde, tutum ve davranışlarınızı ona göre düzenlersiniz.  Eğer düşmanınız dürüstse, yiğitse, gün olur ona saygı bile duyarsınız. Boşuna “Yiğidi öldür ama hakkı ver” dememişler!

Ne var ki, size sokulup yanaşan, kendini sizlerden biriymiş gibi gösteren, düşmanlığını gizleyenlerin “düşman” olmaktan öte bir nitelikleri daha vardır: “Hain”! Çünkü bu gibi alçaklar, sizin ona göstermenizi sağladıkları güvene, dostluğa, içtenliğe, günü geldiğini düşündüklerinde, hıyanet ederler. Sizi içinizden vururlar, sırtınızdan hançerlerler. Hıyanetin ölçüsü, o hainin sizin dostluğunuzu ve güveninizi ne denli çok sağlamayı başarmışsa, o denli artar. Hatta, hıyanetin en can alıcı gün ve saati gelinceye değin, Çerkez Ethem gibi, sizin davanıza eylemli katkılarda da bulunur bunlar.

Bu tür hainlerin sundukları saygının ve övgünün, bir soysuzun  amacını gizlemek için sırnaşıp yaltaklanması olduğunu anladığınızda çoğu zaman o yapacağını yapmıştır. 

Ama yine de bu gibi kişilerin neden hain olduklarını anlamak, güç de olsa, olanaksız değil. Çünkü onlar, daha size ilk yanaşıp sokulduklarında, yaltaklandıklarında, hıyanet etmekle görevlidirler. Son çözümlemede, yaptıkları iş, o onursuz görevlerini yerine getirmektir. Buna karşılık, başlangıçta gerçekten de içinizden biri olan  kişilerin, süreç içinde, şu ya da bu nedenle birer haine dönüşmeleri, tüm insanlık niteliklerinden yoksunlaşmaları demek olduğundan, biz insanların onları anlamaları olanaksızdır. Ama sanılmasın ki böylece hayvanlaşmışlardır. Asla! Çünkü, hiçbir hayvan hıyanet nedir bilmez! 

Pekiyi, başlangıçta sizlerden biri olan bir kişi, nasıl olur da bir haine dönüşebilir? Tarihte  yaşananlara baktığımızda bu dönüşümün çeşitli nedenlerle olduğunu görürüz. Para ya da siyasal tutkular, bir oluşumu bu tutkuları gerçekleştirmek için ele geçirmek isteği, geçiremezse o oluşumun tüm birikimlerini yok etmek duygusu, kıskançlık, düşmanın şantajı, sapıklık... en sık rastlanan nedenlerdendir.

Hainlere acınmaz ama onlarla ilgili olarak bir şeye üzülmemek de elden gelmez. Onların bu onursuz davranışları ile hiçbir  ilgileri olmamasına karşın çocukları ve torunları böyle bir kişinin soyundan olmak ayıbını ister istemez taşırlardır.

Bugün de hainler kol geziyor. Üstelik bir de kendi aralarında dayanışma içindeler.

Bizlere düşen görev ise, hainlerden ağır darbeler yemiş olsak da, kendimizi toparlayarak, yaralarımızı sararak, amacımız doğrultusunda yenilenen bir kararlılıkla ilerlemek ve bu arada onların maskelerini indirerek o çirkin mi çirkin yüzlerini kamuoyuna “teşhir” etmektir 

Bizler; cephanemiz tükense süngümüzle, süngümüz kırılsa yumruğumuzla, elimiz bileğimizden kesilse dişlerimizle savaşmasını atalarımızdan öğrendik. Yine ozanın deyişiyle:

Ateşi ve ihaneti gördük.
Dayandık,
Dayandık her yanda,
Dayandık İzmir’de, Aydın’da,
Adana’da dayandık,
Dayandık, Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te.