...................
...................

DIŞ POLİTİKA HABERCİLİĞİNDE TÜRK BASINININ BULUNDUĞU NOKTA: GÜRCİSTAN'A BAĞLI ABHAZYA CUMHURİYETİ (!)

Fuat Uğur
dördüncükuvvetmedya.com, 17 Ekim 2001

                         
 
...................
 
 

Sorun tekrarlanınca aynı konuları tekrar tekrar gündeme getirir duruma düşmemiz de kaçınılmaz oluyor. Türkiye medyasında son günlerde yaşanan hareketliliğin temelindeki savaş ve terör olgusu da şimdi dile getireceğim meseleyi yeniden hatırlatma zorunluluğunu ortaya çıkardı.

 

Konu tabii ki basındaki uzman kadroların eksikliği ve var olanların da iyi değerlendirilmemesi. Bu yazının öznesi de dış politika kadrosu.

 

Türk basını dış politika haberciliğinde geçmiş yıllarla kıyaslandığında giderek geriye düştü. Özellikle Kafkasya, Ortadoğu ve Yakındoğu gibi bize hem kültürel ve dinsel, hem de fiziki olarak yakın coğrafyalarda Türk medyasının esamesi okunmuyor. Afganistan'da yaşanan savaşla birlikte oraya giden ve bombalamayı dünyaya ilk duyuran İrfan Sapmaz(Hangi kurumun muhabiri olduğuna Hürriyet, Milliyet ve DHA henüz karar veremedi) bile "Afganistan'dan bildirirken" esasında Kuzey İttifakı'nın sağladığı güvenli imkanlar içinde bulunuyordu. Oysa Taliban'ın hakimiyeti altındaki Afganistan'a, dil, din ve kültürel yakınlık bakımından girmeye en uygun gazetecilerin bizden çıkması gerekirken, oradan, yakalandığı için duyduğumuz BBC muhabiri ile Paris Match muhabirinin adlarını işitiyoruz. Nitekim Taliban'ın bombalamanın etkilerini göstermek üzere Afganistan sınırından içeriye aldığı 12 gazetecinin arasında yine Türk gazetecisi yok. Bu bir hezimettir.

 

Tek Olaya Endeksli Habercilik
 

Türk medyasının Afganistan'daki bozgununun faturası orada her işe koşturmaya görevlendirilen muhabirlere çıkartılamaz. Bunun pek çok sebebi var ama en başta geleni basının habere ve haberciye yatırım yapmaması. Bunu yıllardır yazıp duruyoruz. Binalara ve plazalara (Batı medyasının ne kadar mütevazı binalarda bulunduğunu görenler bunu bilir) harcanan paralar, kerametleri kendilerinden menkul köşe yazarları ve yıldızcıklara ödenen astronomik maaşlar yerine, kendi alanlarında uzman gazeteciler Türk basınının yüzünü ağartır, bugün bu denli itibar kaybetmezdi. Sonuçta Türk basını Türkiye dışında yaşanan gelişmeleri genellikle ajanslardan takip etmeyi alışkanlık haline getirdi. Sanıldı ki böyle yapılınca dış politika kadroları istihdam etmeye gerek yok. Daha doğrusu olay bazında değerlendirilmek üzere bazı "acar" muhabirler el altında hazır bulunduruldu.

 

Ama dünyanın birkaç yerinde üç-beş olay birden patlak verince de basınımız her zaman olduğu gibi tıkanıp kaldı. Yalnızca bununla iş bitse iyi. Genellikle ajanslara ve yurtdışındaki bazı başkentlerden haber gönderen temsilcilere olan bağımlılık, bilgisizliği bir kez daha ortaya serdi.

 

Örnek mi? Alın son yaşanan Afganistan olaylarını ele. Evet, yiğidi öldür hakkını yeme, gazete ve televizyonlar, Afganistan meselesi gündeme geldiğinde elindeki tüm kadroları Pakistan'a gönderdi. Onlar hiç olmazsa bulundukları yerden bir oradaki mevcut tabloyu ellerinden geldiğince aktarmaya çalıştılar. Ancak hemen burnumuzun dibinde Gürcistan (*) ile Abhazya arasında çıkan ve çatışmalarla yeni bir boyut kazanan savaş için Türk basınından tek bir muhabir bile bölgeye gidemedi, çünkü yok. Türk basını için dünyanın iki yerinde birden meydana gelen olayları izlemek tam bir hezimete yol açıyor çünkü.

 

Ancak bazı gazete ve televizyonlarımızın belli başlı büyük ülkelerin başkentlerinde ikamet eden ve sırça saraylarından çıkıp başkanlık saraylarına kadar lütfedip gidip gelen muhabirleri ya da temsilcileri var. Onlar bulundukları ülkelerin gazetelerinden okudukları haberlerden yaptıkları çeviriler ve üç beş bürokratla görüşmelerinden elde ettikleri haber kırıntıları ile bağlı oldukları yayın organlarına haber geçmeyi tercih ediyorlar. Bunların arasında fazla çalışkan olanlar da zaten bulundukları yerlerde pek sevilmiyor.

 

Bağlı Cumhuriyet Nedir?
 

Abhazya-Gürcistan çatışması ile ilgili geçilen haberler ve yazılan makaleler de bu ilgisizliğin ve bilgisizliğin birer göstergesi olmaktan öteye gidemiyor. Ne haberlerde ne de makalelerde derinlemesine hiçbir analiz yok. Bu durum haberlere "Gürcistan'a bağlı Abhazya Cumhuriyeti" diye yansıyacak denli cahilce oluyor kimi zaman.(**) Bir ülkeye "bağlı cumhuriyet" olur mu? Cumhuriyet'in tanımına bakalım:

 

Ulusun, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet şekli.

 

Tabii ki uluslararası diplomatik ve idari literatürde "Otonom cumhuriyet, özerk cumhuriyet, egemen cumhuriyet" gibi tanımlar var. Ama bir ülkeye bağlı, bağımsız bir cumhuriyet olması takdir edersiniz mümkün değil.

 

Konuyla ilgili ikinci bir taraf daha var. Türk basını ne yazık ki Türkiye için çok büyük bir öneme sahip olan Kuzey Kafkasya'yı tanımıyor. Diyeceksiniz ki Türk hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı tanıyor mu? (***) Çok haklısınız bunu sormakta ama basının daha dinamik ve aktive olması gerektiği görüşünden hareketle bunları söylüyorum. Yalan yanlış haberlerin sebebi de bu zaten. Bugün Kuzey Kafkasya ile ilgili "uzman" olduğunu söyleyen herhangi bir dış politika yazarına, söz konusu coğrafyada kaç özerk cumhuriyet olduğunu, hangi ulusların yaşadığını, başkentlerini, yer altı ve yerüstü zenginlikleri sorduğumuzda tatmin edici yanıtlar alınabileceğinden şüpheliyim.

 

Öte yandan Türk basınının dış politika "uzmanları" ne yazık ki tek yönlü enformasyonla yazıyor ve bu yüzden de hep çuvallıyor. Çünkü Türkiye'nin Abhazya-Gürcüstan ilişkilerindeki tavrını, ABD'nin Kafkasya politikaları, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının realizasyonu belirliyor. Bu sebeple Gürcistan’a çeşitli askeri yatırımlar yapıyor. Bu ilişkiler ağından yansıyan bilgilerin tek yönlü olması doğal.

 

Şevarnadze ile Türkiye Abhazları Ne Görüştü?
 

Bir diğer önemli husus ise Türkiye'deki Kafkas diasporasının varlığı. Türk hükümetinin Kafkasya'da etkin olabilmek için Türkiye'deki Çerkes diasporasından (Adige ve Abhazlar) istifade etmek yerine "derin ilişkiler"le Kuzey Kafkasya'daki Türk etnik gruplarını kışkırtması kuşkusuz bir siyasi tercihtir. Bunun tek istisnası Türkiye'deki Abhaz diasporasının bastırmasıyla ve etkin girişimleri sonucu ortaya çıktı. Abhazya hükümetinin temsilcileri ile Gürcistan yetkilileri, daha sonra Gürcistan hükümet üyeleri ve hatta Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze ile Türkiye'deki Kafkas-Abhaz komitesi yöneticileri bir araya gelip görüştüler. Bu görüşmelerde Dışişleri Bakanlığı büyük gayret gösterdi. Ancak Şevardnadze ülkesine döner dönmez basına yaptığı açıklamada "Türkiye'deki Abhaz diasporası ile görüştüm, Abhazya'nın Gürcistan’la birleşmesini istiyorlar" şeklinde dezonformatif bir açıklama yaparak eski KGB ajanlığını ve politbüro deneyimini konuşturdu. Amacı Türkiye'deki Abhaz diasporası ile Abhazya hükümetinin arasını açmak, Türkiye'den oraya giden desteğin önünü kesmekti. Çünkü 10 yıl önceki savaşta bu desteğin, kendilerinin savaşı kaybetmesinde büyük katkısı olmuştu, Şevardnadze bunu biliyordu.

 

İşte tüm bu hususları Türkiye basını bilmiyor, bilemiyor. Çünkü izlemiyor. Şimdi karşısına sorun tüm çıplaklığıyla çıktığında da ne yapacağını şaşırıyor.

 

Analitik Bir Haber İçin Sorular

Şimdi analitik bir haber için gerekli olan soruların bu konuyu kaleme alacak dış politika yazarları tarafından sorulması ve yanıtlarının da aranması gerekli. İşte sorular:

1- Türkiye, Rusya ile savaşan Çeçenistan'ı neden destekliyor?

2- Rusya'nın Çeçenistan ile olan sorununun kökeninde ne var?

3- Çeçenistan'da askeri liderliği ele geçiren Şamil Basayev kim? Devlet Başkanı Aslan Mashadov, neden gücünü kabul ettiremiyor?

4- Çeçenistan'da faaliyet gösteren Vahhabi tarikatından Hattab, orada neler yapıyor?

Çeçenistan'daki savaş neden ısrarla İslam-Hıristiyan savaşına dönüştürülmek isteniyor bu gruplar tarafından?

5- Çeçenistan'daki savaşın devamından Türkiye ve ABD, Rusya aleyhine çıkar sağlıyor mu?

6- Rusya'nın PKK ve Ermenistan'ı desteklemesindeki sebep yukarıdaki faktörler olabilir mi?

7- Daha evvel(10 yıl önce) Abhazların yanında Gürcülere karşı savaşmış olan Çeçenler, şimdi neden karşı safta ve Gürcülerin yanında?

8- Çeçenlerin saf değiştirmiş olması onların savaşmadan duramamak gibi bir saplantıları olduğundan mı kaynaklanıyor? Yoksa Gürcülerle işbirliği yapan Çeçenlerin lideri Ruslan Galeyev özel olarak çatışma çıkarmaya yemin etmiş bir provokatör mü?

9- Mashadov Abhazlara karşı savaşan Ruslan Galeyev'in Çeçenistan'la ilişkisinin olmadığını açıklarken ne yapmak istiyordu?

10- Çeçenistan'daki Şamil Basayev'in başını çektiği askeri kanat neden komşu çerkes cumhuriyetleri kendi yanlarında Rusya'ya karşı savaşmak için kışkırtıyor?

11- Çerkes cumhuriyetlerinden Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Valeri Kago, ülkesindeki Çeçenleri neden sınır dışı etti?

12- Çerkeslerin Ruslarla birlikte hareket etmesinin gerçek sebebi nedir?

13- Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar cumhuriyetlerindeki Türk etnik gruplarını Ruslarla Çerkeslere karşı eğitip kışkırtan Türk yetkilileri ve misyonerleri kimler? Bu Türk yetkilileri arasında bir bacanak faktörü var, o kimden emir alıyor?

14- Türkiye'deki Çeçenlerle Rusya'daki çeçenler nasıl bir işbirliği içinde? Türkiye'deki Çeçenlerin MİT'le bağlantıları var mı?

15- Abhazya ülkesi Gürcülere mi aittir? Gürcistan neden bu topraklar üzerinde hak iddia ediyor? Tarihsel süreçte 1929'a kadar bağımsız bir ülke olan kendisi de bir Gürcü olan Stalin tarafından Gürcistan’a bağlandığında neler olmuştur?

16- Rusya Gürcistan’ı gözden çıkarır mı? Bu kargaşada Rusya'nın gerçek amacı ne? Gürcistan’a gerekli dersi vermek mi yoksa petrol boru hattının geçmesi planlanan güzergahta istikrarsız bir durumun ortaya çıkmasını sağlamak mı? Çünkü Çeçenistan'dan petrol boru hattı geçirmek isteyen Rusya'nın başına da aynı durum gelmiş ve Çeçenistan'la tuhaf bir savaşa tutuşmuştu. Bu savaş hala da devam ediyor.

17- Özellikle Gürcü bakanlarla görüşerek yazı yazan Türk dış politika yazarları acaba çok yönlü bilgilenmeyle Abhazya'da çakan savaş kıvılcımlarının ekonomik nedenleri üzerinde durabilecekler mi?

18- Dış politika yazarlarımızın acaba Gürcistan'ın kurduğu ve uzun zamandır Batı nezdinde ciddi bir lobi faaliyeti yürüten FOG'dan(Friends of Georgia) haberleri var mı?

19- Aralarından biri acaba zahmet edip CEPS'in(Centre for European Policy Studies) hazırladığı KAFKASYA İÇİN BİR İSTİKRAR PAKTI adlı araştırmayı okudu mu? Oradaki çözüm önerilerinden ve tespitlerden haberdar mı?

20- Bu çalışmanın Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi'nden önce Türkiye'de hazırlanması gerektiği yönünde bir öngörü var mıydı? Bu soru soruldu mu?

 

Sonuç

Abhazya 10 yıl önce Gürcistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Gürcistan Abhazya'yı tanımadı. ABD'nin de etkisiyle BM 'in aldığı kararlar doğrultusunda Abhazya ile hiçbir ülke diplomatik bir ilişki kurmadı. Tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi. Türkiye, KKTC'nin dünya tarafından ısrarla tanınmasını istiyor. Ancak Türkiye'de yaşayan 3,5 milyona yakın Çerkes diasporasının varlığını göz ardı ederek Abhazya'yı tanımıyor, onun yerine Gürcistan’la ilişkilerini derinlemesine geliştirmeyi yeğliyor.

 

Oysa Kafkasya'daki Çerkes cumhuriyetleri yalnızca Abhazya ile sınırlı değil. Üç özerk cumhuriyet, bir de muhtar bölge var. İşte Türkiye'de yaşayan 3,5 milyon Çerkes'in Rusya'daki akrabalarının devletleri, işte bu yüzden, yani Türkiye'nin basiretsiz politikaları yüzünden Rusya'yla ittifakı tercih ediyorlar. Çünkü Osmanlı'dan yedikleri kazığı bir kez de Türkiye'den yemek niyetinde değiller.

 

İşte Türk basınının farkında olması, bilmesi gerekenler bunlar.

 

Kolay gelsin.

 

(*) Türk basınında Gürcistan diye adlandırılan ülkenin adı Gürcistan’dır. Gerçi Gürcistan Galat-ı Meşhur olarak kullanılmaktadır ama benim tercihim bu yönde.

(**) Hürriyet-Nerdun Hacıoğlu'nun haberi. 13 Ekim 2001 Cumartesi

(***) Dışişleri Bakanlığı'nda geçen sene Abhazya ile bir dosya bile bulunmadığını biliyorum. Ancak geçen sene Türkiye'deki Abhaz diasporasının bastırmasıyla ilginç gelişmeler yaşanabildi.