...................
...................
İLERİNİN ÇERKESLERİ
Trakya'nın Sesi  28 Nisan 1997
                         
 
...................
 
 
Bundan bir buçuk ay önceki bir sayısında dikkatimizi çekmişti. Bu notu daha o zaman yazmıştık. “İleri” gazetesi, Nuri Efendi’nin “Trakya” gazetesinden yapmakta olduğu alıntılardan birinde Makedonya’daki Çerkes köylerinden söz edilmiş olması münasebetiyle, bu Çerkeslerin akıbetini soruşturuyordu. Onlardan hiç ses seda çıkmadığına göre, oralarda herhalde asimile olup gitmişlerdir diyordu. Sanki asimilasyon o kadar kolay bir olaymış gibi.

Heyhat, Makedonya’ya yerleştirilen Çerkeslerin akıbeti çok daha kötü olmuştur. Hâki, anlaşılan, Çerkes macerasının sonunu bilmiyor. Fırsattan istifade anlatalım. Bildiğimiz kadarını.

Bilindiği gibi, Yunan ordusu saflarına katılıp, Anadolu’da Mustafa Kemal hareketine karşı savaşan Çerkes Ethem çetelerinin bir bölümü, Küçük Asya Bozgunu’ndan sonra Yunanistan’a sığınmıştı. Bunlar kaç kişiydiler, bilmiyorum. Bin kadar mı? İki bin kadar mı?

Bildiğim, daha doğrusu okuduğum bir şey var. Lozan görüşmeleri sırasında, görüşmelerde anlaşma sağlanmadığı takdirde Doğu Trakya’ya girmek üzere Evros bölgesine yığınak yapan Yunan ordusunda bu Çerkeslerden ayrı bir birlik oluşturulmuştu. O dönemde Dedeağaç’ta yapılan resimgeçitlere bu askerî birliğin geleneksel Çerkes giysileriyle katıldığını okumuşumdur. Ve halktan çok alkış topladığını.

Yunanistan’a kaçan ve Yunan ordusu saflarında ayrı bir birlik olarak yer alan bu Çerkeslerin akibeti hakkında Yunanca bir kaynak yoktur, her ne hikmetse. Veya ben rastlamadım. Rastlayana da rastlamadım. Yalnızca 70’li yılların “İstoria Papiru” dergisinin bir sayısında küçük bir atıf okuduğumu hatırlıyorum. İçeriğini iyice hatırlamıyorum. Bu münasebetle koleksiyonumu karıştırdım, ama o yazıyı bulamadım. Oradan bilgi aktaracaktım.

Mevcudiyetinden haberdar olduğum, fakat benim elime hiç geçmemiş konuyla ilgili en geniş kaynak, sanırım Türkiye dışişleri eski bakanlarından Haluk Bayülken’in İngiliz arşivlerinden yararlanarak hazırladığı (veya hazırlattığı) bir araştırma. Öğrendiğime göre orada birçok ayrıntılar varmış.

Şimdi, sözlü kaynaklarımdan bilgilerim şunlar: 1923’lerden sonra Çerkesler, Merkezî Makedonya’da üç köye yerleştirilmişlerdir. Ptolemaida, Veria (Kara Fere) ve Çamlı. Aile başına kendilerine birkaç dönüm tarla, birer inek v.s. verilir ve rençperlikle uğraşmaya başlarlar. 1924’lerden 1948’lere kadar. Birkaçının Makedonya’dan Batı Trakya’ya gelip yerleştikleri bilinmektedir. Ama büyük çoğunluk o üç köyde yaşamaya devam eder. Araya 2inci Cihan Harbi, Alman işgali ve İçsavaş girer. Çerkesler hâlâ yerleştirildikleri köylerdedir. İçsavaş bitmiştir veya bitmek üzeredir.

Bir gece üç Çerkes köyüne birden silahlı kişilerce saldırı düzenlenir. Tümü kıyımdan geçirilir.

Sağ kurtulanlar da vardır. Türkiye’ye başvururlar. Onlar için ivedilikle genel af çıkarılır. Ve Türkiye’ye dönerler. Anadolu, Makedonya ve yine Anadolu. Bu daire pek az kişiyle tamamlanır. Makedonya’da artık Çerkes yoktur.

Türkiye yolculuğunda trenle Gümülcine’den geçerlerken, buradaki Çerkesler soydaşlarını selamlamaya çıkmışlardı. Daha sonra onlar için de genel af çıkınca, Batı Trakya’ya yerleşmiş Çerkesler de Türkiye’ye döndüler.

1948 yılının bir gecesi Makedonya’daki üç Çerkes köyünde gerçekleştirilen soykırımda kaç kişi öldürülmüş, kaç kişi kurtulmuştur, bilmiyorum. Bu kıyımın faillerinin kimler olduğu da açıklanmamıştır. Hiç olmazsa araştırıldı mı, onu da bilmiyorum. Millî ordu andartları suçlamış, andartlar ise bu işin millî ordunun eseri olduğunu iddia etmişlerdir.

Makedonya’ya yerleştirilen Çerkeslerin hazin öyküsü budur. Bilinmiyorsa, hiç anılmadığı içindir.