ADİGE AİLE DAMGALARI

Prof. PŞIBIY Inal
Çeviri: BABUG Ergün Yıldız
Karaçaevsk 1996

                         
             
               
Adige aile damgalarının (çoğunlukla Kaberdey) toparlanması ve tespit edilmesi tamamlanmış, basım aşamasına getirilmiş ve tüm hazırlıkları tamamlanmıştır.

Damgalar ile ilgili dergilerde gazetelerde birçok kez yazılıp çizilmiş bu konuda pek çok kitap yayınlanmıştır.
. . . . .

.

Örnek olarak L. Pavlov'un "Tarihsel ve Etnografik Açıdan Kafkas Damgaları", Kuekue J. ve Kuekue L.’nin, "Kabardey-Çerkes Aileleri", Yehutıenıdj H.’nin "Kuzey Kafkas Damgaları", Besleney V.’in "Küçük Kabarda" gösterilebilir.

Bunlar ve benzeri daha pek çok kitap yayınlanmış, pek çok araştırma yapılmıştır. Ancak bu söz ettiğimiz kitap ve araştırmaların ortak özelliği yalnız bir tek gurubu ya da bir tek kabileyi değil bütünü kapsayan araştırmaların sahibi olmalarıdır. Aşağı Kafkas’ta yaşayan bütün halkların damgalarını araştırıp bunları karşılaştırarak ortaya koyuyor olmalarıdır.

Örneğin Kuekue Baba Kız'ın araştırmasında Abaza, Abhaz, Adigey, Kabardey, Asetin, Wubıh, Balkar, Karaçay damgalarından oluşan 1390 adet damga bulunmaktadır.

Konunun uzmanlarına göre bunların arasında 9 tanesi Psıj; Tıj, Şıkue, Dumen, Astemır, İzıh, Çelimet, Şenıbe, Kandrokue, Çıkusey ve Çerkes; Kuban damgalarıdır.

YEHUTENIDJ Hasan'ın kitabında ise Aşağı Kafkas halklarından 11 tanesinin damgalarıyla karşılaşıyoruz. Bunların detay bilgilerini görebiliyorsunuz. Ancak aynı kitapta söz edilen 70 aile damgası ile bu ailelerin bilinen damgaları hiç bir şekilde örtüşmemektedir. Varolan ile kitapta söz edilenlerin birbirine yakınlığı dahi söz konusu değil. Bu kitabın bir başka eksikliği ise sözü edilen damgaların hangi bölge, hangi kabile, hangi köye ait olduğu gibi pek çok açıklayıcı bilgiden yoksun olmasıdır.

Burada (Astej, Anzor, Betığuen, L|ımahu, Unej, Şıkue vb.) bir kısım ailenin yerleşik olduğu bölgeyi ve detay bilgileri biz çıkartabiliyor olsak da kitapta geçen damgaların bütünü için böyle bir şans söz konusu değildir.

Burada hiç ummadığımız, beklemediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Sanıyorum değişik zamanlarda mühür biçimine getirilerek kaydedilen bu damgalardan bazılarının birbirine benzemediği ya da aralarında ayrımlar olduğu anlaşılıyor. Örneğin; Yeş|er, Bemırze, Pkhıeş, Unej|, Kuşhıe aile damgaları sözünü ettiğimiz farklılık gösteren damgalar arasındadır. Profesör Aleksandr Muskayev'in derleyip araştırdığı damgaların çoğunluğu Kabardey-Balkar aile damgalarıdır. Bunlar 300 civarında olup 237'si Adigelere, 62'si Balkarlara aittir, 1 tanesi ise Çerkes aile damgasıdır. Onun kitabında belirttiği damgalardan yalnız bir tanesi Khumere köyünden Dığujlerin aile damgası ile bizdeki bilinen damga arasında farklılık vardır.

Muskayev bu damgaların toparlanıp derlenmesi konusu ile daha sonraları ilgilenmeye başlamış ve araştırmaları Oşhamahue dergisinde sürekli yayınlanmıştır. Küçük Kabardey'i ve Jilahsteney ile anılan bölgeyi, yerleşimleri, o bölgedeki köyleri, o köylerde yaşayan aileleri ele alıp incelerken Adige damgaları konusuna da gereken özeni göstermiştir. Bu konuda Besleney Vladimir'in araştırmasından da yararlanmıştır.

Besleney Vladimir, yayınladığı Malaya Kabarda (küçük Kabardey) adlı kitapta Terek'in diğer yakasındaki 269 Adige aile damgasına da yer vermektedir. Bizi bu damgalar ile ilgili detaylı olarak bilgilendirmektedir.

Çerkes, Adige aile damgaları konusunu ilk kez ele alıp araştıran HEKUN Baresbiy'dir. HEKUN Baresbiy’in asıl mesleği ziraat mühendisliği olmasına karşın Adige damgaları konusuna özel bir ilgi göstermiş ve özel bir çaba harcamıştır

Bu konu ilk kez 6 Mayıs 1989’da “Lenin Işığı” gazetesinde Baresbiy'in "Adige At Damgaları" isimli yazısı ile gündeme gelmiştir. Bu yazı pek çok yönden ilginç ve önemli bilgiler içermektedir. Adige at türleri , bu türlerin isimleri ve bu türlere özel kullanılan damgalardan (42 tür damga) ilk kez bu yazıda söz edilmektedir.

Eskiler özellikle atlara vurulan damgayı çok önemserler ve üzerinde damga olan ata köpeklerin yaklaşmadığına inanırlar, atın dayanıklılığını üzerindeki damga ile ölçerlerdi. Eğer bir at yerinden kımıldamadan üzerine damga vurulmasına katlanamıyor ve huysuzlanıp kaçmağa çalışıyorsa onun cins at olmadığına inanırlardı. Atların damgalanması da belirli kuralla bağlıydı. Adigeler bu konuyu çok önemser adeta bir tören havasında yaparlardı bu işi. Örneğin pşılerin (prenslerin) atlarında damga atın sol sağrısının üstüne, werklerin (soyluların) atlarında ise atın sağ terkisine (sağrısına) vurulurdu. (Kaynak: GUKIEMIHIU İbrahim, Adige Atı ile Adige Erkeği, Oşhamahue Dergisi no: 4 -1995)

Gazeteci DAUR Jehfar'ın (Çerkes Heku 1993) "Damgalarınızı Yeniden Öğrenin" adlı yazısında Adige aile damgalarından 116 tanesini yayınlamıştır.

Yine burada da damgalardan bir kısmının hangi aileye, bölgeye, kabileye ait olduğu belirtilmediği için okuyan insanlarda kuşku uyandırmaktadır. Ancak burada bir de doğru değerlendirme vardır ki, (Ğuk|ıe, Jambeç, Hekun, Şıkue vb.) bazı aileler zamanla ayrılıp başka bölgelere yerleşmiş olmaları nedeni ile zaman zaman farklı damgalar kullanmaktadırlar ki burada bunlar tespit edilmiş ve belirtilmiştir.

Adige damgalarının karşılaştırılması,tarihsel kökeni, yapısal farklılıkları gibi konuları ilk kez ele alan profesör Vladimir Pojidaev'dir. 1948 de Nalçik’te basılan kitabında “Kabardey Çerkes damgaları ve Kafkas Sanatı” başlığı altında bu konuyu detayları ile ele almaktadır.

Damga sözcüğü dilimize Türkçe’den girmiştir. Bu sözcüğün dilimizde tam karşılığı "yakarak işaretlemek" şeklinde açıklanabilir. Adige damgaları kuşkusuz birer resim değildir. Ancak yine de bize ailelerin anlayışları, bakış açıları, ne iş ile ilgili olduğu gibi pek çok ipuçları vermektedir.

Damgalar ilk ortaya çıktığı dönemden günümüze pek çok değişim göstererek gelmiştir. İlk ortaya çıkan damgalar daha kaba işçilikli ve daha zor işaretler olmasına karşın zamanla gelişerek günümüze ulaşmış nerede ise bir sanat haline gelmiştir. Adige kilimlerinde, kadın giysilerinde, çeşitli mutfak eşyalarının üzerlerinde, atların koşumlarında gemlerinde, üzengilerinde ve kadınların altın gümüş gibi süs eşyaları üzerinde çok güzel damgalar ve bunlara ait motifler görebilirsiniz

Pek çok değişik kültürde pek çok değişik halkın damgalara bakış açısı ve değerlendirme biçimleri aşağı yukarı birbirinin aynıdır ya da çok benzeşmektedir. Pojidaev'in anlattığına göre Adigeler ile Asetinler beş köşeli yıldızı Müslüman işareti ve damgası gibi görürlermiş ve şapkalarına bu yıldız motifini işlerlermiş.

Ancak bizim derlediğimiz 595 damga ve motifin arasında bu sözü edilen biçimde bir damgayla ya da motifle hiç karşılaşmadığımızı belirtmeliyim.

Araştırmacıların damgalar ve motifler ile o halkın tarihi arasında yakın ilişki olduğunu kanıtlamalarından bu yana çok zaman geçti. Üstelik Slavların, Mısırlıların, Çinlilerin kullandıkları bu tür motiflerin sözlü yazının bir anlatım biçimi olduğu artık kesin biçimde ispat edilmiştir.

Filoloji profesörü Urıs Hetali, bu verilerden yola çıkarak; "kullandıkları damgalar motifler o halkların atalarının yazı ile ilişkilerine değin ipuçları vermektedir ve büyük olasılıktır ki, Adigelerin ataları yazın geleneği olan bir halktı, damga ve motiflerimiz tarihte geriye doğru gittiğimizde bizi mutlaka bu noktaya çıkartacak " savında bulunmaktadır.

Adigelere ilişkin aile damgalarından bizim bu güne kadar toparladıklarımızın sayısı 595'i bulmaktadır. Bu damgaları bize yazdıranların isimleri, aile isimleri bölgeleri ve benzer tüm detayları altlarına kaydedilmiş olarak derlenmiştir.

Araştırma yaptığımız bölgelerde pek çok halktan pek çok aile bu gün damgalarını hatırlamamaktadır ve bu konuda hiç bir bilgi sahibi değiller. Örnegin; Mayl , Hıebez, Tıj, Jakue, Heredure, Pseukıe-Dahıe, Abazakt, Ksal, Bev, Beçır, Raste, Zeyikuıe gibi daha saymadığımız pek çok aile adı var ancak damgaları bulunamamıştır.

Bu derleme işinin bütünüyle tüm bölgelerde tamamlanmamış olmasından dolayı tüm aileleri şimdilik burada sıralamıyoruz. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, aynı aile adını taşımalarına karşın hiç bir kan bağı olmayan ve dolayısıyla farklı damgalar kullanan pek çok aile vardır. Buna en iyi örnek Karden aile adıdır. Jak|ue, Besleney, Malo Zelençuk, Ersako, Pseukıe-Dahıe, Novo Humere köylerinde yaşayan Karden ailelerinin damgaları hepsi birbirinden farklı ve çok zıt işaretlerden oluşmaktadır.

Bir başka durum ise aralarında akrabalık bağı bulunan ancak farklı damgalar kullanan ailelerin varlığıdır.

Adigelerin arasında en fazla farklı damga kullanan ailelerden birkaçı ise Besleney boyundan Balkarlar, Ğukıeler, Khunıj|ler, gösterilebilir. Bu şekilde iki üç damga kullanan ailelerin sayısı oldukça fazladır.

Çerkes aile damgaları arasında benzerlikler gösteren ve sonrada asıl aile damgasını kullanmaya başlayan aileler de vardır. Bunlara örnek olarak; Temirdaş aile ismi (Adige h|ıable), Şıbzıhuıe (Besleney), Adige Şaue (Vakıue Jıle), Besleney (Khumere) , Kurşe (Aliy Berdıkuıe), Dumenış (Kuıeş Hıable) sayılabilir. Bu şekilde de pek çok aile vardır. Benzer aile adları; bana göre, bir ailenin bir zamanlar diğerinin yönetiminde olduğuna ya da bir zamanlar birlikte oldukları halde sonradan yollarının ayrıldığına işaret ediyor olmalıdır (örneğin Mole ve Sekiy aileleri gibi-Zeyikuıe Kuajıe).

TEUBIÇE Fatih'ten öğrendiğimize göre, İndıj'deki üç aile (Tobıçe, Beslen, Hıakun) tek bir damgayı birlikte kullanagelmişlerdir. Tarih bilimleri uzmanı KALMIK İbrahim'in yazdığına göre soyluluk ve kölelik kurumu ortadan kalkmadan önce yalnız özgür ailelerin ve soylu ailelerin damgaları vardı ve yeni ortaya çıkan ailelere ve sülalelere damga soylular tarafından verilirdi.

MISROKUE Sultan, Lenin Işığı gazetesinde (1989) yaşanmış bir olaydan söz eder ve Kıeseyhable köyünün geriye kalanları ve köyü yeniden varedenleri olarak bilinen bir ailenin Mısostey damgası kullandıklarını anlatır.

Yine KALMIK İbrahim’in aynı kitabında bu güne dek yapılan çalışmalar soyluluk kurumu kaldırılıp kölelik lağvedildikten sonra ortaya çıkmış olan Adige aileleri ve damgalarının hangileri olduğu bu güne kadar netleştirilebilmiş değildir.

Çerkes aile damgaları içerisinde çok güzel ve çok mükemmel motifler olduğu gibi bazen ilk bakışta kavranamayan karmaşık motifler de vardır. Her ne biçimde olursa olsun bu damgalar ve motifler o ailelerin ve dolayısıyla bizim kültürümüzün bir parçasıdır.

Belki de bu damgalar bizi yazılı tarihimizin başlangıcına ulaştıracak bir ipucudur.