...................
...................

OSET KÜLTÜRÜNE KISA BİR BAKIŞ

Muammer Tekin

                         
...................
 
...................

Tarihini, edebiyatını ve kültürünü bilmeyen ulusların bu değerlerini geliştirme olanakları da kısıtlıysa ayakta durmaları mümkün değildir.

 

İşte, Kuzey Kafkasya'nın diğer mazlum ulusları gibi, Alanlarda (Osetler) yakın tarihlere kadar kısıtlı şartlar altında yaşamaları, onların kendilerine özgü olan kültürlerini alabildiğine zayıflattı. 1917 Ekim Devrimi'nden sonra ve özellikle çok yakın tarihlerden itibaren Rusya'da başlayan demokratikleşme hareketi, Alanlara da (Osetler) bu konuda geniş ufuklar açmış, dillerini ve kültürlerini geliştirme imkanı vermiştir. 1990'lı yıllardan itibaren merkezi yönetimin desteğini, çeşitli boyutlarıyla cumhuriyetten çekmesi bir kargaşa ve belirsizliğe yol açmış gibi görünse de çabucak toparlanacakları izlenimi her zaman vardır.

 

Atalarımız geçmiş kültürleriyle ilgili pek çok töreyi bizlere kadar aktardılar. bunların bir bölümü gelişen dünya ile birlikte doğa olarak kendiliğinden yok olurken bazıları hala önemini yitirmemiştir. Geçmiş kültürünü bilmeyen ve ona herhangi bir gözle bakanlar geçmişten nasıl ders alabilirler. Atalarımızdan öyle güzel adetler kaldı ki, zaman zaman bazılarına geri dönülmesi gerektiğine inanıyorum. İçinde yaşadığımız çağın gereği olarak yeni nesillerde kaybetmeye başladığımız bazı değerleri ve nedenlerini irdelemek gerekiyor.

 

Aydın yaşlılarımızın tecrübe ve bilgileriyle gençlere nasıl kılavuzluk ettiklerini bilmemiz gerekir. Gençlerimizin birer bilge olarak tanıdıkları yaşlılarına nasıl saygı duyduklarını ve onları yücelttiklerini unutabilir miyiz? Atalarımızın çok ünlü bir sözleri vardır; FIDVEDEY EVED HUJDER - "Başıbozuk, asi nesil olacağına, hiç olmaması daha iyidir" anlamında.

 

1893-1937 yılları arasında yaşamış olan ve çok çeşitli yönetim kademelerinde aktif bir şekilde görev yapan KARCİYAT BEKİJE'nin çok titiz ve uzun derleme çalışmaları sonucu oluşturulan bilgilerin 1988 yılında (İRON EGDEVTTE) "Alan (Oset) Adetleri" adıyla kitap olarak yayınlanması, bizlere bu bilgilere yeniden ulaşma imkanı verdi. Kitap Alan (Oset) kültürünü tüm detaylarıyla yansıtmadığı gibi Alanya'nın (Osetya) tamamını da içine almamaktadır.

 

Takdir edileceği gibi eski zor yaşam şartları içinde yöreden yöreye, köyden köye dahi töreler değişebiliyordu. Çünkü iletişim imkanları günümüzde olduğu gibi yaygın değildi. Haliyle ilişkilerin kısıtlı olması böyle sonuçlara neden olabiliyordu. Konularla ilgili, "KURTTATI KOM" denilen vadideki köylerde derlemeler yapılırken, değişik yörelerdeki yaşlı insanların da bilgilerinden istifade edilmiştir. 40-50 yaşın üzerindeki insanlar, anlatılan bölümlerin bir kısmını yaşamış veya duymuş, bazı bölümlerini de yadırgamış olabilirler. Bu son derece doğaldır. Yazılanları, özellikle bu kültürü yaşayamayan genç nesillerin okuması gerekir.

 

Okuyucular, atalarımızın geçmişte nasıl yaşadıklarını, düzeni nasıl sağladıklarını öğrenirken, insanların yaş, cinsiyet itibariyle toplum içindeki konum ve değerlerini de göreceklerdir.

 

Yeni nesil bu yazıyı okurken kültürlerini öğrenecek, günümüz yaşam biçimiyle kıyaslamalar yapacak, geçmişin işe yarar bölümlerini alıp, işe yaramayan bölümlerini atarak hayata geçireceklerdir. Yayınlanmış bir kitaptan çeviriler yaparken konuları, zaman zaman yaşadığım ve duyduğum tecrübelerimi de ekleyerek zenginleştirmeye çalıştım.

 

Konuları inceleyecek olan Alan'lar (Osetler) dışındaki diğer Kafkas uluslarına mensup insanlar da kendilerinden çok şeyler bulacaklardır. Alan (Oset) kültürünün dikkat çekici en önemli yönü bütün olayların güzel bir sofra adabıyla yemek ziyafetlerinde pekiştirilmesiydi. Bu sofralarda disiplin, saygı, hürmet, edep, nefse hakimiyet ve toplumsal değerler ön plana çıkardı. Yaşlılar sofraların değişmez güzelliğidir.

 

Hangi dinden veya inançtan olurlarsa olsunlar, sofrada bir araya gelen bu insanlar büyük hoşgörü örneği sergilerlerdi. Yalnız kendileri için değil tüm insanlığın iyiliği ve mutluluğu için dualar bu sofralardan eksik olmazdı.