...................
...................
ATAY CEYiŞAKAR

Erhan Hapae

                         
 
...................
 
 

Geç tanımıştık kendisini, kabahat bizde değildi, giyimine Armani klasında özen gösteren, konuşma ve davranış biçimiyle hemen herkeste bir süzülmüşlük duygusu yaratan, büyüklere ve gençlere saygıda henüz hiçbir kusuruna rastlayamadığımız O, nedense geç çıkagelmişti cemaatimize. Bir dönemlik dernek başkanlığı sırasında hem Abhazya ile kurduğu iyi ilişkiler hem de cemaat içinde kısa sürede kazandığı saygınlık, Abhazya’nın işgali ile başlayan süreçte, onu, çok daha ağır sorumluluklar yüklenmek zorunda bırakacaktı. Mademki geç gelmişti, burnundan getirmeliydik onun.

Üniter
devlet kurma hevesleriyle, Abhazya’nın mevcut statüsünü yok etmeye yönelik Gürcü saldırısının ilk günleriydi. İlk şoku atlatmaya çalışan Kafkas derneklerinin delegeleri İstanbul da toplanmış, saatler süren bezdirici şaşkın konuşmaların arasında verilen bir önergeyle, komitesini tek seçici olarak kendisinin oluşturacağı yetkilere sahip, ayakta alkışlarla ve oy birliği ile başkan seçildi. Hemen orada, kimsenin dağılmasına müsaade etmeden, o gece oluşturduğu geniş komiteyi, aynı delegelere tek tek onaylattı, Komite ilk toplantısına sabaha doğru saat 5'te başlayabilmişti.

Sıcak işgalin ilk aylarında, yurt içi ve yurt dışı temasları, basınla konuşmalar, Gürcü diasporası ile tartışmalar, Başbakan Demirel ve Cumhurbaşkanı Özal ile temaslar, yürüyüşler,mütevazı mitingler, açlık grevleri, Şule Perinçek’le tartışmalar da dahil, yoğun bir çalışma ortamının içinde buluvermişti kendisini.

O zamanlar Türkiye ahalisi içinde oluşmuş heyecanı yönetmek kolay bir şey değildi ve üstüne üstlük hiçbir tecrübe yoktu ortalıkta. Gel gör ki saygın kişiliği, yardım paralarını teslim ettiği komitenin hassasiyeti, olağanüstü iyi niyetli çabaları, belki hayat boyu hiç ilgilenmediği fakat içine düştüğü bu siyaset durumunun içinden, alnının akıyla çıkmasına neden olacaktı. O sıkıntılı dönemler içinde, daha az konuşanların daha çok işe yaradığı tespitini görmüştür herhalde ya da tersini.

Bu yoğun hengamenin arasında, hemen bütün siyasi önderlerin başına geldiği gibi, nereden çıkarılıp getirildiği halen anlaşılamayan eleştiri yağmuruna tutulmuş, elle tutulur bir görüş ayrılığı da içermeyen ve halen neden çıktığını anlamakta zorluk çektiğimiz bu eleştiriler karşısında burulmuş ve ertesi kongrede adaylıktan çekilerek, bizleri, birikim kazanmış bir toplumsal liderden mahrum bırakmıştı.

Bütün bu durumlara rağmen,işin en hoş yanı, Çerkes toplumu arasında o çok hakettiği saygınlığını arttırarak devam ettiriyor olması bir yana, kendisini içine attığı, sıkıntılar içeren Çerkesler dünyasında, didinip uğraşmaya devam etmesi ve örgütlenme modelleri içeren çalışmaları, Abhazya ile ilgili kalkınma önerileri de dahil, herkeslere gönderip durduğu çalışmalarından haz almaya devam ediyor olmasıdır.

Engel çıkarılmadan ülkeye sokulduğu dönemlerde Abhazya’da ve diğer zamanlarda bütün Çerkesya coğrafyasında; üretim kalitesi düşkünü titiz bir işadamı olarak, dünyanın her köşesinde kahve içmiş bu zarif APSUWA'nın, Mavi Karanlık romanında geçen, keşiflere meraklı o Leleg çobanı gibi mütevazı, şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy dolaşmaya devam etmesi, biz kavrulup dağılmış Çerkesler alemini dert edinmişlikten başka bir şekilde izah edilemez.

Geç gelmişti ama uğraşı çok oldu, olmaya da devam edecek sanki.

CARI.