|
Gürcistan kralı Rus Çarı'na
biat edip onları çağırdığında Çerkes halkı
[(Abaza (=Apsuwa (Abhaz) +Aşkaruwa,
Aşuwa (Abazin)) , Adige (=Abzegh
+ Shapsugh + Kabardey + Hatukuay + Besleney vd.),
Wubıh, Kuşha (Alan=Oset),
Waynah (=Çeçen + İnguş),
Dağıstanlı (=Lezgi + Avar + Lak
+ vd.)] Çar orduları ile dişe diş mücadele
etmekteydi. Çar ordularının “Tiflis Askeri
Yolu“ üzerinden güneye, Gürcistan’a
inmeleri Batı Kafkasya’nın kolonizasyonunu
kolaylaştırdı. Bu gün, Gürcistan yönetimi bu
doğrultudaki tarihsel sorumluluğunu görmezden
gelerek, “Çerkes Soykımı”nı tanıma çağrısı
yaparak, Çerkes halkı ile Rusya Federasyonu’na
karşı ittifak kurmayı arzuluyor.
İyi bir niyet olarak mı
görelim, yoksa art niyet mi arayalım?
Daha dün Güney Osetya’ya,
Abhazya’ya saldırmasaydı, soykırımda bulunmasa
ve de Rusya Federasyonu’ndan önce davranıp bu
iki cumhuriyetin bağımsızlığını tanımış olsa
idi veya bugün, saldırmazlık anlaşması
imzalayarak barışa el uzatsa idi, o zaman bunu
iyi bir dostluk nişanesi olarak
algılayabilirdik.
Yaptıkları bunca kıyımdan sonra
bu girişim, tamamen art niyetli yaklaşım
olarak tarihteki yerini almıştır.
Soykırım tartışılmalı mıdır?
Evet, tartışılmalıdır.
Hele Dünya Çerkes Birliği’nin (DÇB)
Şubat 1997 tarihinde UNPO’ya müracaat ederek
aldırmış olduğu,
15-19 Temmuz 1997 tarihleri arasında
gerçekleştirdiği genel kurul oturumunda
"Rusya
Federasyonu ve uluslararası topluluğa,
19.yüzyılda Çerkes ulusuna soykırım
yapıldığını kabul etmeleri ve Çerkes halkına
sürgün ulus statüsü verilmesi çağrısını
yapar.”
(UNPO Genel Kurulu'nda alınan bu karar Birleşmiş Milletler'e
de bilgi olarak sunulmuştur) kararı
ve yine;
2001 yılı Şubat'ında, DÇB
delegelerinin de katılımıyla toplanan UNPO 6.
Genel Asamblesi toplantısında '”Halkların
özgürlük ve eşitliğine ilişkin deklarasyon”
kabul edilmiş olarak önümüzde dururken, kimse
tartışılmasın diyemez.
Kim kabul ettirmiş? Bizim kendi
örgütümüz olan Dünya
Çerkes Birliği.
Sorun, DÇB tarafından dünya
kamuoyu önüne konmuş, Rusya Federasyonu
Meclisi'ne (Duma) sunulmuştur. DÇB
evrensel bir çağrı yapmıştır. Dünyaya, bu
sorunu konuşun, tartışın, katkı sağlayın
derken, Rusya Federasyonu da bu sorunu çöz
demiştir. Dolayısı ile biz Çerkesler, kimseye
bu sorunu gündeminize almayın, tartışmayın
diyemeyiz.
21 Mayıs 1864 yılında Rus Çarı,
verdiği sürgün kararı ile Çerkes ve Rus
halkının eline pimi çekilmiş, adı soykırım
olan bir el bombasını zaten tutuşturmuştu.
Bunu Çerkes, Rus halkı birlikte
tutmaktadır!
Bu yüzden sorun, Çerkes ve Rus
halkının ortak meselesi, -talep eden taraf
ve çözmesi gereken taraf olarak- önümüzde
durmaktadır. Bu sorunu çözmeleri gerekenler
elbet de onlardır, başkaları değil.
Sorun, insan hakları ve
demokrasi sorunudur. Bu sorun Rus halkı için
böyledir, Çerkes halkı için böyledir.
Sorun, geri kalmışlık,
adaletsizlik, adil olmayan gelir dağılımı ve
sosyal paylaşım, yaşama hakkı, kişinin devlet
için var olması değil, devletin kişilerin hak
ve özgürlükleri için var olması sorunudur. Tüm
bu sorunların üstesinden, Çerkes ve Rus
halkları birlikte el ele vererek, başarıyla
çıkmak zorundadırlar.
Çerkes halkı hiçbir şey
istemiyor mu?
Elbette istiyor!
Ne istiyor?
Rus halkı kendisi için ne
istiyor ise Çerkes halkı da aynısını istiyor.
Kendi yerel cumhuriyetlerinde
daha fazla demokrasi. Yerel yöneticilerin
merkezden değil, demokratik seçimlerle
gelmeleri.
Rus halkına tanınan anavatana
dönüş hakkının Çerkes halkına da aynen, eşit
şekilde tanınması.
Sürgün ulus statüsünün
tanınması ve diasporaya çifte vatandaşlık
hakkının verilmesi.
Cumhuriyetlerinde kendi dil ve
kültürlerine daha fazla yer verilerek, aynen
Rus halkında olduğu gibi gelecek kuşaklara
aktarılmasının kesintisiz, eksiksiz
sağlanması.
Ve de tüm bunlardan sonra,
soykırımın bütün izlerini silmek için
Çerkesya’yı, asla dışarıdan müdahalelere
olanak tanımaksızın, Rus ve Çerkes halkı el
ele vererek birlikte inşa etmelidir. Bunun
için kendilerine güvenmeli, yılmamalı,
kızmamalı, güç birliği içinde bu soruna çözüm
bulmalıdırlar. Böyle bir girişim ne Rus
halkının Çerkes halkına teslimiyetidir, ne de
Çerkes halkının Rus halkına teslim olmasıdır.
Geçmişte, her iki halkında nasıl yaman savaşçı
olduklarına dünya ve tarih şahittir. Zaman,
her şeye rağmen iki halka da savaşın kıyım
olduğunu, çare olmadığını öğretmiştir.
Hazar petrolünün paylaşımı,
dünya devlerinin masasına yatırılmış, ne
olacak bunun hali diye bekletilirken, bölgede
bir savaşın ayak sesleri duyulurken, Çerkes ve
Rus halkının ortak sorunu olan soykırıma
dışarıdan yapılacak her olumsuz müdahale,
birlikte ellerinde tuttukları, pimi çekilmiş
el bombasının yere düşmesi ve patlaması
demektir ki bu, kesinlikle her iki halkında
çıkarına değildir.
Ne Rusya’yı dünyanın öbür ucuna
taşıyabiliriz, ne de Kafkasya’yı. Aynı
coğrafyada yan yana, birlikte, barış içinde,
halklarımıza ve haklarımıza karşılıklı saygı
duyarak, yaşamayı öğrenmek ve becermek
zorundayız. Anavatandakiler başardı, biz
diaspora olarak da bunu başarmalıyız! Her iki
halk, geleceği birlikte kurgulamak, yaşamak
istiyorlarsa barışmak zorundadır, sonsuza
kadar dargın kalamazlar.
Evet!
Seçenek tek: Barış, barış, barış… Sonuna
kadar, yılmadan barışı savunacağız.
Eşit iki halk olarak,
haklarımızı korkusuzca, birbirimize güvenerek
savunup, teslimiyetçi olmadan, bizim olan
sorunumuzu el ele birlikte çözmeliyiz.
2014 Soçi Kış Olimpiyatları
bunun için iyi bir başlangıç olabilir.
Rus ve Çerkes halkları Soçi Kış
Olimpiyatları meşalesinin altında, el ele ve
omuz omuza, 1864 sürgün kararının yanlış ve
haksız bir karar olduğunu deklare ederek,
diasporadaki Çerkeslere, anavatanlarına eşit
yurttaşlar olarak dönebilecekleri,
isteyenlerin çifte vatandaşlık hakkı
alabileceği çağrısını yaparak başlatabilirler.
Böylece Soçi, soykırımın yeri olduğu gibi,
geleceğe umutla bakabilmenin, barışın,
kardeşliğin de başlangıç yeri olur.
Böyle bir yaklaşım kardeşlik
yolunda atılacak en büyük adımdır.
Nasıl ki Rusya Federasyonu’nun
Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını
tanıması küçük buzları erittiyse, bu girişimde
dev buz dağlarını eritir. Çerkes ve Rus
halkını birbirine daha çok yaklaştırır.
Rus halkına bu, barışa çağrı
çok yakışır.
Bekliyoruz! İstemeye yılmadan,
usanmadan, sonuç alıncaya kadar devam
edeceğiz. Bu bizim hakkımız.
Geçmişin kötü izlerini silip,
eşit ve kardeşçe, güzel bir gelecek kurmak
için bu sorunu birlikte çözmek, sonuçlandırmak
zorundayız.
Soçi barışın meşalesi
olmalıdır.
Evet, barış oradan
yeşermelidir. |