...................
...................
BİR MSN KONUŞMASI

CircassianCanada 
20 Temmuz 2006

                         
 
...................
 
 

NOTLAR:

1) Bu konuşma taraflardan izin alınarak yayınlanmaktadır.
2) Konuşama dili, yazı diline çevrilmiştir.
3) Konuşmacıların adları ve konuda geçen isimler değiştirilmiştir.
4) Bazı özel konuşmalar metinden çıkarılmıştır.

 

Janberg:

Evet Allen şimdi dinliyorum seni.
 

Allen:

Tamam. Şimdiye kadar neler yaptım, şimdi ne yapıyorum, neden şimdiye kadar nete girmedim bunları istersen kısaca anlatayım önce.
 

Janberg:

Tamam. Hemen anlat çok iyi olur.
 

Allen:

Ben cafedeyim şu anda. Ne mikrofon nede kamera var.
 

Janberg:

Evet.
 

Allen:

Benim kız arkadaşım vardı ya beni buraya davet eden. Janset. O beni havaalanında karşıladı.

Janberg:

Evet. Çok güzel.
 

Allen:

Ben buraya gelmeden önce hani sende tanışmıştın, benim wunegoş Jankat. Onu aramıştım. O bana gelmeden ara demişti ama Janset ‘’buraya gelince buradan ararsın’’ dedi. Bende tamam dedim. Buraya geldiğim akşam onu aradım. Çerkessk’te olduğunu söyledi.
 

Janberg:

Allen ben yanıt yazmıyorum. Sen sadece yaz, ben okuyayım. Çünkü çok merak ediyorum.
 

Allen:

Anladım, tamamdır. Janset burada bulunan başka bir vunegoşimi aramış; ‘’bir sibziho geldi. Onu bul’’ demiş. O da beni telefonla buldu. Ben bu arada Jansetlerdeydim. Dedi ki, ‘’wunegoşum biz buradayken sen nasıl başkasının evinde kalırsın, bize gelmen lazım’’. Beni oradan aldı tabi doğru içmeye götürdü.

Janberg:

Allah’ını seveyim Adige.
 

Allen:

Kısacası, iner inmez votkayla ve kanyakla başladık. Yanında oğlu da vardı. O sakilik yaptı, biz içtik.
 

Janberg:

Oh… Oh… Yakışır…
 

Allen:

Sonra onun abisi var Alex adı… İkide bir arayıp duruyor ‘’getir bende tanışmak istiyorum’’ diye sonra oraya gittik.

Janberg:

Güzel, valla çok güzel.
 

Allen:

Gittiğimiz yer çok acayip bir evdi, Dace diyorlar.
 

Janberg:

Niye?
 

Allen:

Yani yazlık çok lüks.
 

Janberg:

Gerçekten mi?
 

Allen:

Evet. Bahçede sofra kurmuşlar, bizi bekliyorlar. Orada bir daha başladık. Tabi onlar merak ettiklerini soruyorlar, ben anlatıyorum. Hani kongreye bir grup gelmişti Çerkesce bilmiyorlardı ya onlardan bahsettim. O da dedi ki, ben onları anlamam ben sana ne göstereceğim bir bak, dedi. Çerkesce ismini unuttum bir köpek ismi söyledi ama ben köpek olduğunu sonra anladım. Çerkesce ‘’buraya gel’’ dedi. Nerden geldiğini anlamadım. Bir köpek çıktı, geldi. Köpeğe Çerkesce ‘’gezmek istiyor musun’’ dedi. Köpek havlamaya başladı. ‘’O zaman kapıya git, ben geliyorum’’ dedi. Köpek koşa koşa avlu kapısına gitti, oturdu. Sonra köpeğe yine seslendi ‘’Şimdi olmaz, yarın gidelim’’ dedi. Köpek koşa koşa geldi, yanında oturdu.
 

Janberg:

Allah, Allah…
 

Allen:

Sonra dedi ki, ‘’valla oraya gelenler Çerkesce biliyor ya da bilmiyor ama benim köpeğim Çerkesce biliyor. Sende gördün’’. Bende ‘’valla gördüm’’ dedim.
 

Janberg:

Dosdoğru söylemiş.
 

Allen:

Alex burada Kabardey’de ekim dikim işlerinin thamadesi yani tarım bakanı gibi bir şey.
 

Janberg:

Çok güzel… Anladım…Hızlı daha hızlı yaz, ne olur…
 

Allen:

Sonra sabah oldu. Tabi ben o gece Alexlerde kaldım sabah Berkok (Alex’in kardeşi) beni almaya geldi. Doğru balığa götürdü arkadaşlarıyla beraber. Tabi votka ve kanyak da eksik değildi.
 

Janberg:

Allen kışkırtma beni…
 

Allen:

İlk defa Nalçik’te Kabardey köylerini geçerek balığa gittik ama bir şey tutamadık. Yanımızda ligur, et falan götürmüştük.
 

Janberg:

Başka? Anlat, hızlı anlat…
 

Allen:

Uzun lafın kısası; bir hafta gezmeler, tanışmalar öyle geçti. Bu arada bizim sülale toplantısı yapılacaktı. Onların toplantılarına katılmalar, herkes ‘’bizde kal, bizde kal’’ diye sıraya girenler, hala sırada olanlar var. Bu arada toplantı da bitti.
 

Janberg:

Olayları ben yaşıyormuş gibi heyecanlıyım.
 

Allen:

Sonra Jankat’ta geldi Cerkessk’ten. İki gecede onlarda kaldım. Janka; ‘’ya sen ev bulana kadar, ben sana bir yer ayarlayayım. İstediğin zaman girersin, istediğin zaman çıkarsın’’ dedi. Burada Sanatoryum Radyga denen bir yer var. Bütün Rusya’dan dinlenme için gelen çocukların dinlenme yeri. Oranın en kral odasının anahtarını bana verdiler 2 odalı televizyonlu… Soğuk-sıcak su var. Kısacası her şey var.
 

Janberg:

Evet duymuştum.
 

Allen:

Bana orayı veren direktör, buraya dinlenmek isteyen kim olursa getirebilirsin, dedi.
 

Janberg:

Allah’ını seversen… Adige mi?
 

Allen:

Evet… Adige… Burada sabahları kalktığım zaman o küçücük çocukların Çerkesce konuşmalarını duydukça çok hoşuma gidiyordu. Onlarla sohbet ediyordum. Çok güzel bir yerde Sanatoryum Radyga, ormanın içinde.
 

Janberg:

Anladım. İş durumundan söz eder misin?
 

Allen:

İş durumuna gelelim. Benim vize bitmek üzereydi. Beni karşılayan Berkok benim resmi işlemlerimde yardım etti. Bir senelik işçi vizesi aldı. Jankat’ta burada çok sayılan sevilen bir kişi. Aktörlük yönü var. Tiyatro oyuncusu ve televizyoncu. Burada onu tanımayan kimse yok. Çok da iyi bir imaj çizmiş onların sayesinde.
 

Janberg:

Evet.
 

Allen:

Bir yıllık işçi vizesi aldım. Buradakiler hayret ediyor nasıl aldığıma. Burada acayip bir bürokrasi var. Burada iş yaptırabilmek için ya parayı bastıracaksın ya da tanıdığın güçlü olacak. Bütün bunları yaşarken, sen benim buraya ne şartlarla geldiğimi biliyorsun çok da ekonomik.
 

Janberg:

Çok iyi biliyorum.
 

Allen:

Şu anda pimapen işine başladım.
 

Janberg:

Çok güzel.
 

Allen:

Başlamak zorundaydım. Sende biliyorsun. Birde ev tuttum
 

Janberg:

Harika…
 

Allen:

Maaşı net olarak bilmiyorum. 7 bin Ruble olabilir ortalama. Ev kiram 3 bin Ruble (eşyalı).
 

Janberg:

Dolar karşılığı ne yapıyor?
 

Allen:

Bir Dolar’ı 27 Ruble olarak hesapla. Burada yaşamak Türkiye’den çok daha kolay. Hani biz bizeyken hep bunu söylüyordum. Kafkasya çok uzak değil, 2 saat ötede. Merak eden varsa gitsin görsün kararını versin diyordum ya…
 

Janberg:

Evet doğru. Gider görür…
 

Allen:

Şimdi o söylediğimi yine söylüyorum. Belki ben başka görüyorum. Başkası daha farklı görür. Kafkasya’yı nasıl gördüğümü anlatayım.
 

Janberg:

İyi olur.
 

Allen:

Bana göre buralar çok hızlı gelişiyor. Burada yaşayan Türklerin hepsi halinden memnun. Kimse şikayetçi değil. Türkiye’deyken benim hiçbir zaman tek başıma, bana ait tek odam olmamıştı. Ben vasıfsız bir işçi olarak şu anda dayalı döşeli bir evde yaşamaya başladım. Ne demek istediğimi anlatabildim mi?
 

Janberg:

Çok iyi anladım.
 

Allen:

Kafkasya treni hızla ilerliyor. Biz bir treni kaçırdık. Onu buraya geldikten sonra daha iyi anladım. Öteki trende hareket halinde. Bir dönem burada evler nerdeyse bedavaya el değiştirdi. 90’larda… Her şey çok ucuzdu o zamanlar…
 

Janberg:

Peki can güvenliği nasıl oralarda? Pek tekin yerler değil deniliyor ya…
 

Allen:

Bak ben ne diyeceğim. Dinle beni. Dün gece 22:00 sularında eve gidiyordum. Burada Lenin Caddesi var. Kayseri’nin Sivas Caddesi gibi. Giderken yolun kenarında bisikletin üzerinde Türkçe konuşan iki  bayan duydum. Spor giyimli. Hani bu Etiler sosyeteleri var ya. O tipte. Kafalarında şapkalar bir şeyler konuşuyorlar Türkçe. İçimden, acaba bunlar Türkiyeli mi yoksa buradaki Balkarlardan falan mı diye düşünüp geçerken; bir iki adım geçtim biri bana ‘’dur, dur bir dakika, ben seni tanıyorum, dedi. Şaşırdım. Sonra dikkatli baktım bizim Ahmet ağabeyin kızı Denef. Sonra yanındaki bayanla da tanıştık. Çok kültürlü bir hanımdı. Burada resim sergisi açmış bir sanatçı. Aslen Ankaralı, Abzegh. Oturduk bir cafeye, sohbet ettik. Kendisi Ürdün’de yasıyormuş. Resim sergisi açmak için gelmiş. Sergiyi kapatmış. Amerika’yı,  Avrupa’yı görmüş bir insan… Burada gece 22:00’de hanımlar dışarıda dolaşabiliyor.
 

Janberg:

Peki iş durumu nasıl?
 

Allen:

Burada hizmet sektöründe acayip bir eksiklik var. Buraya yapılabilecek en iyi iş hizmet sektörü. Bizim gençler ayakta uyuyorlar. Hala üçün beşin hesabını yapıyorlar. Bekar olan gençler ne olursa olsun bir sanat öğrensin. Bedava 4 ay bir yerde çalışsın kebapçı olsun, demirci olsun ama ne olursa olsun bir sanat öğrenip buraya gelsinler. Bana göre 10 yıl sonra her şey olur yeter ki elinden bir iş gelsin. 10 yıl sonra burası Amerika gibi olur. Seçerek adam almaya başlar. Elimizdeki fırsatları kaçırmayalım. Allah’ın Avşar’ı gelmiş burada sera kiralamış, seracılık yapıyor. Seracılığa acayip ilgi arttı. Tarımdan anlayan burada acayip iş yapar. Bizim köylerimiz koy değil. Buraya geldikten sonra Uzunyayla fikrim silindi. Buraya gençleri yönlendirin. Sanat öğrensinler, gelsinler. Çerkesliğe yapılacak en iyi hizmettir bu. Sonra çok para kazacağımda oraya gideceğimde şunu yapacağım bunu yapacağım demesinler. İnsan hayata bir sefer gelir. Çok parayı bilmem. Stressiz, rahat yaşamak istiyorlarsa kendi vatanlarında geleceğe ümitle bakarak yaşasınlar. Bunlar benim düşüncelerim. Kısmet olursa ben Serdar’ı da çekeceğim bu tarafa.
 

Janberg:

Çok güzel düşünceler…
 

Allen:

Senin işe gelince… Nalçik’e 1 saat mesafede Petigors var. Burası Rusya’nın en büyük 3. pazarı. Yani iş yapmayı düşünenler Nalçik 500 bin nüfusluk bir şehir orda ismi olur diye düşünenler öyle düşünmesin Rusya’yı unutmasınlar 270 milyonluk ülke… Burada Molelerden birisi 350 kişi çalıştırıyor. Diktiği de sadece don. Yalnız burada yan sanayi yok. Halı işi için Nalçik pazarında gezdim. Sanırım Dağıstan’da yapılan çok basit halılar var. Halı mağazacılığı burada olur.

Janberg:

Teşekkürler Allen verdiğin bilgiler için.
 

Allen:

Rica ederim başka soruların olursa bekliyorum. Şimdilik izniniz rica ediyorum.
 

Janberg:

Estağfurullah kendine iyi bak. Görüşmek dileğiyle.
 

Allen:

Sende… Görüşmek dileğiyle...